İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Gönlüne göre bir dünya bulmak

Sıkıldım, İki Hafta Yokum, başkalarının gözünde tuhaf görünen kişilik özelliklerinin aslında bir insanın en büyük hazinesi olabileceğini gösteren bir roman.

Yazan: Özlem Toprak

Ergenlik, insan hayatındaki en coşkulu ama bir o kadar da zorlu süreçlerden biri olarak kabul edilir. Yıllar geçtikten, “kocaman” olduktan sonra dahi, kendini sürekli sorguya çektiğin ilk gençlik günlerini ve gecelerini unutamazsın. Yetişkin ve çocuk dünyası arasındaki ilişkileri incelikle ele alan yazar Pelin Güneş’in yeni romanı Sıkıldım, İki Hafta Yokum, tam da hayatın bu özel dönemine odaklanarak okuru ergenliğe doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
On dört yaşındaki Tuana, başkalarına benzemeyen tavrıyla, içe kapanık ve “uyumsuz” ilan edilmiş bir öğrenci. Sınıfta sürekli bir şeylerle ilgiymiş gibi görünmeye çalışırken aslında hayal dünyasında uçup duruyor. Okula ve arkadaşlarına alışamayan, annesi ve babasının ayrıldıktan sonra bir de kardeşi Arda’nın sürekli başarılı örnek olarak sunulduğu evde bunalan Tuana, her günü birbirinin aynı tekdüze hayatından kaçmak için fantastik edebiyata sığınıyor. Kurmaca karakterleri kendisine gerçek kişilerden çok daha yakın bulan Tuana’nın tek arkadaşıysa altmış yaşlarında, şen kahkahalar atan, eski kütüphaneci, apartman komşusu Münevver Teyze, namıdiğer Münü. Yaş farkının ruhta buluşmaya engel olmadığı sıcacık bir ilişki içerisinde kendisine dahi açıklayamadığı şeyleri Münü ile birlikte anlamaya çalışıyor Tuana. Arkadaşını tasvirinde ise dünyayı ve hayatı derinden algılama yeteneğinin izleri var: “Münü, apartmandaki en yakın, hatta tek yakın arkadaşım. Eskiden kütüphaneciymiş ama çalıştığı zamanları hatırlamıyorum. Bu yüzden sanırım, yani kütüphaneci oluşundan dolayı, sessiz duruyor ama anlatacak çok şeyi var. Konuşması fısıltı gibidir, seri ve sessiz. Kahkahaları hariç… Onlar oldukça gürültülü.”
Fantastik edebiyatın içerisinde kendisine hem bir sığınak hem de özgürlük alanı bulan Tuana, beklenmedik bir yolculukla Eskişehir’e vardığında, yolunun kesiştiği yeni insanlar eşliğinde kendisinin de bir kahraman olabileceğini fark ediyor. Dolu dolu yaşanan bir hayat da sanki bu noktada başlıyor.

Bir büyüme hikâyesi
Sıkıldım, İki Hafta Yokum aslında tam anlamıyla bir büyüme hikâyesi. Bunu en çok Tuana’nın sahici diyalogları ve iç düşünceleriyle izliyoruz. Tıpkı şu örnekte olduğu gibi: “O yaz birdenbire büyüdüm ya da bana öyle geldi. Büyükler gibi fazla konuşmadan ve soru sormadan yaşamaya başladım. Daha az tatlı ve çikolata ile idare edebiliyordum. Sürpriz yumurta oyuncaklarını biriktirmekten vazgeçtim ve birkaç fıkra öğrendim. Az kalsın unutuyordum, bir de kavga etmeye başladım Arda ile. Çünkü sus sus nereye kadar yani, ara sıra patlamalar oluyordu. Kavgaların bazen işe yaradığını öğrendim, Arda ile odalarımızı ayırdık mesela.”
Yetişkin karakterler aracılığıyla pek çok önemli yan konuya da değinen romanda, fantastik edebiyata karşı önyargılı bir tutum sergileyen öğretmen karakteri de dikkat çekici. “O kitapların hepsi bir düzenin parçası. Öz kültürümüzü unutturmaya çalışıyorlar. Bizim ortaoyunumuz, tuluatımız, meddahımız, Dede Korkut’umuz var. Bunlara tutunup öz değerlerimize dönmek yerine, bu yabancı masal kahramanlarını baş tacı yapıyoruz,” diyen öğretmen karşısında Tuana kendi inandığı doğruları savunmayı öğreniyor. Mizahi dille anlatılan ezbere eğitim ve yetişkin dünyasının beklentileri de Tuana’nın gözünden sorguya açılıyor.

Okuma ve yazma büyüsü
1974’te Ankara’da doğan Pelin Güneş, ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünü bitirdikten sonra kısa bir süre özel bir bankada çalıştı. Edebiyat ve güzel sanatlara hep ilgi duyan yazar, hayatına damga vuran tutkuyu şöyle tarif etmiş: “Kitap okumak, küçük yaşlarda yol arkadaşı edinmek gibidir. Her çağırışınızda kulağınıza öyküler fısıldayan bir arkadaşa kim hayır der? Üstelik bilmediğiniz diyarlardan, evlerden geliyorsa bu öyküler. Yıllar geçer, sen de birilerine fısıldamak istersin kendi gözünden yaşamı… Yazmak, çizmek, çocuklara anlatmak, onları gülümsetmek işim. Her öykü dosyası başlı başına bir oyun kurgulamak gibi. Kitap olarak basıldığında ise, yol arkadaşı ben oluyorum artık. Büyük bir keyifle…”
Her kitabıyla çocuk ve gençlere gerçek isteklerini keşfetme, hayallerinden peşinden gitme konusunda ilham ve güç veren Pelin Güneş; ödüllü kitabı Babama Kamera Vermeyin’de özgür ruhlu bilgi çağı çocuklarının başından geçen maceraları anlatırken, Elveda Patatesler’de dağılan aileler, işsizlikle mücadele gibi ağır konuları ustalıkla ele almıştı. Sevilen romanı Sardunya, Sardalya ve Bizim Sokak’ta kentleşmeye direnen Sardunya Konağı için çıkılan bir kurtarma yolculuğunu anlatmış, Bizim Sınıfın Halleri’nde birbirinden afacan ve renkli kişilikli öğrencileri kahkaha dolu bir maceraya çıkarmıştı. Beş Yıldızlı Ev ve Hayal Kurma Dersleri başlıklı öykü kitaplarını çocuk karakterlerin elinden kuran yazar, Fincan Teyzenin Kurabiyeleri romanında ise günlük hayatları site ve okul arasında geçen üç arkadaşın, Necmi Amca ve Fincan Teyze ile birlikte atıldıkları heyecan dolu macerayı paylaşmıştı.
Sıkıldım, İki Hafta Yokum, başkalarının gözünde tuhaf görünen kişilik özelliklerinin aslında bir insanın en büyük hazinesi olabileceğini gösteren bir roman. Alışılmış kalıplar dışında meslek ve heveslere de yer olduğunu gösteren kitap, en çok da insanın kendisine inanmasının önemini hatırlatıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sıkıldım, İki Hafta Yokum
Pelin Güneş
Editör: Burhan Düzçay
Tudem Yayınları, 160 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.