İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Vıcık vıcık istekler: Sakın Açma Yapışır!

Sakın Açma Yapışır! bütün alt metinleri bir kenara, ustalıklı kurgusuyla başlı başına eğlence sunan bir kitap ve Charlotte Haberstack’ın hikâyecilerin anası Şehrazat’ın soyundan geldiğini gösteriyor.

Yazan: Nilay Kaya

Oyuncaklar insanların olmadığı zamanlarda, yalnız kaldıklarında neler yaparlar? Bu fantezinin en güzel örneklerinden biri, kuşkusuz bütün dünyada yankı uyandıran bir seri hâline gelen animasyon başyapıtı “Oyuncak Hikayesi”dir. Oyuncakların, kendilerinin “sahibi” olan çocuğa karşı sadakatleri, onu mutlu etmek için yaptıkları fedakârlıklar, birbirleri arasındaki tatlı çekişmeler ve atıldıkları türlü macera bu hikâyenin can alıcı ögeleridir. İnsan sahiplerinden bağımsız, paralel hayatlar süren oyuncakların hikâyeleri elbette edebiyatta da kendini gösteriyor. Hatta bu oyuncaklar bazen insan arkadaşlarının karşısında da canlanmaktan çekinmiyor, onları birer ebeveyn yerine koyuyor, onlardan koparıldıklarında ise felâketler baş gösteriyor. Şu sıralarda bu temayı ele alan bir seri, Alman çocuk edebiyatında kendine sağlam bir yer edinmiş durumda. Charlotte Habersack’ın “Sakın Açma” adlı, Isırır!, Yapışır!, Kurutur!, Yakar!, Sihirlidir! alt başlıklarıyla beş kitaptan oluşan serisinden ilk ikisi Türkçeye de çevrildi. Ayrıca seriden bir bilmece kitabı bile üretildi. İkinci kitap, Sakın Açma Yapışır! kısa bir süre önce Bilgi Yayınevi tarafından, Anıl Alacaoğlu’nun güzel çevirisiyle yayımlandı.
Sakın Açma Isırır’dan tanıdığımız Nemo ve arkadaşları Ada ile Fred, ilk kitapta oyuncak kocaayak Yeti’yi ilk sahibine götürmeye çalışıyordu. Bu defa gönderileni yine belli olmayan bir postadan çıkan, vıcık vıcık bir oyuncak dostu asıl sahibine ulaştırmak zorundalar, aksi takdirde bütün Sıkıcı Kasaba’yı etkisi altına alan yağmur Nuh Tufanı’na dönüşecek ve herkes felâketten payına düşeni alacak. Bu vıcık vıcık oyuncağın adı Cıvıkçık ve kendisi çocukların hamur misali oynamaya, yetişkinlerin ise stres atmak için sündürmeye doyamadığı, daha ziyade 80’ler bilim kurgu filmlerinden fırlamışa benzeyen bir yapışkan oyuncak, slime. Cıvıkçık, onu gerçekten isteyen, onu almak için gıdım gıdım para biriktiren minik Jonathan’a kavuşamadan, oyuncakların kurtarıcısı kahramanlarımızın eline düşüyor. Cıvıkçık’ın yuvasından edilmesi, Sıkıcı Kasaba’ya dinmeyen bir yağmuru musallat etmesinin yanı sıra birtakım mucizeler de yaratıyor.
Charlotte Haberstack, insanlığın kadim zaafı olan gençlik ve güzellik tutkusunun, kozmetik sektöründe kullanılma biçimlerinin son versiyonu olan “kolajen çılgınlığını”, Cıvıkçık adlı yapış yapış oyuncağın süpergücü üzerinden kullanarak son derece eğlenceli bir hikâye sunuyor. Kontrol edilemez bir şekilde büyüyen Cıvıkçık’ın her bir parçası, yediden yetmişe tüm ciltler üzerinde mucizeler yaratıyor. Minikler çillerinden ya da sinek ısırıklarından, ergenler sivilcelerinden kurtulmak, yetişkinler ise yüzlerini gerdirerek gençleşmek için Cıvıkçık’ın her bir hücresini âdeta sömürmeye başlıyorlar. Sadece Cıvıkçık’ın kavanozlara tıkılmış parçalarını kullananlar değil; en başta onu asıl sahibine kavuşturmak amacıyla yola çıkan Nemo ile Fred, bu kozmetik mucizesinden nemalanan medya, para daha çok para isteyen kasabalı iş insanları, hep kariyerlerinin doruğunda kalmak isteyen televizyon ve İnternet yıldızları açgözlülüğün ve sömürünün vücut bulmuş hâlleri. Haberstack, insanın bedeniyle ve parayla olan ilişkisi, her daim görünür olma, onaylanma ve beğenilme isteği gibi son derece güncel olan toplumsal nevrozları, dokuz yaşlarındaki çocuklara ve hiç aynaya bakmayan “yetişkin çocuklara”, mümkün olan en eğlenceli hâliyle anlatıyor.
Bir kasaba dolusu insanın isteklerinin çığrından çıktığı noktada, aslında Varyemez Amca misali altın havuzda yüzen Ada’nın, zenginliğine rağmen tokgözlü oluşu ve herkesin içindeki doymak bilmeyen canavarları susturmaya yönelik, bilgiç değil bilgece ama her hâlükârda atak tavrı, onu bu hikâyenin gerçek kahramanı kılıyor; her ne kadar bütün serinin kahramanı Nemo olarak sunulsa da… Ada, tıpkı Charlotte Haberstack’ın bir diğer matrak serisi Pippa Pepperkorn gibi kahramanı bir kız olan serinin (umarız bir gün o da Türkçeye kazandırılır) başrolü olmayı hak ediyor.
Sakın Açma Yapışır! bütün alt metinleri bir kenara, ustalıklı kurgusuyla başlı başına eğlence sunan bir kitap ve Charlotte Haberstack’ın hikâyecilerin anası Şehrazat’ın soyundan geldiğini gösteriyor. Nemo ve Fred bir kez daha gönderileni belli olmayan paketleri açmaya tövbe ediyorlar ama hikâyenin sonunda beliren, sıradaki postanın sivri dişleri parıldıyor bile! Kapıya teslim edilmek üzere olan yeni paket, bir adet vampir içeriyor. Yeni hikâyede kimler kana susamış, kimlerin ağzı süt dolu; kimler gerçekten vampir, kimler avcı, merak ve heyecanla öğrenmeyi ve eğlenmeyi bekliyoruz. Birazcık korkmaya da hazırız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sakın Açma Yapışır!
Charlotte Habersack
Türkçeleştiren: Anıl Alacaoğlu
Editör: Gönül Ekici
Çeviri Editörleri: Ebru Akyürek, Yasemin Yener
Bilgi Yayınları, 226 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.