İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Umuda yolculuğun hüzünlü tanıklığı

“Siz bizleri bilmiyorsunuz, bize gelince; biz sözleri biliyoruz.
Siz hayat ırmağının akıntısıyla birlikte hızlıca gider, bizden tarafa dönüp bakmazsınız, ya biz, biz sizi görerek ve işiterek kıyıda otururuz. Siz bizim feryadımızı duymazsınız çünkü günlerin gürültüsü kulaklarınızı doldurmaktadır.”*

Yazan: Gürer Mut

Fransız sanatçı Fabien Toulmé’nin hazırladığı ve Desen Yayınlarından çıkan üç ciltlik Hakim’in Yolculuğu’nu okuduğumda Halil Cibran’ın dizeleri geldi aklıma. Ortadoğu insanının yalnızlığı ve çaresizliği onun anlatısına yansıyordu. Toulmé, 2011’de başlayan Suriye İç Savaşı’nda hayatı altüst olan Hakim adındaki gencin doğduğu toprakları terk ederek, yeni bir yurt bulma çabası esnasında yaşadıklarını aktardığında, Cibran’ın “hüznü” bir kat daha büyüyor…

Serinin ilk cildini okumaya başladığımızda, oldukça özel bir çalışmayla karşı karşıya olduğumuzu anlamıştık. Toulmé’nin, Hakim
ile bir buçuk yıl süren röportaj dizisinin bir çıktısıydı bu çalışma. Dolayısıyla, göç, yol, yurtsuzluk, mültecilik, savaş kavramları
derinlemesine ele alınıyordu. Fransız sanatçı, çatışma ikliminde yaşayan insanın endişesini, hayata tutunma çabasını ve doğduğu toprakları geride bırakırken yaşadığı acıyı kayıt altına alıyor, bunun yarattığı psikolojik travmayı okuyucusuna sunuyordu. Bununla da sınırlı kalmıyor,sermayenin mültecileri nasıl ucuz iş gücü olarak gördüğünü, göçmen ticaretinin ulaştığı boyutları ve insan haklarıyla özdeşleşen Avrupa medeniyetinin geldiği gerçek yüzünü gözler önüne seriyordu.

ÖLÜM YOLCULUĞU
İkinci ve üçüncü kitaplarda ise muazzam bir hayatta kalma mücadelesi ile karşı karşıyasınız. Paraları hızla tükenen Najmeh’nin (Hakim’in eşi) ailesi, kızlarını da alarak Fransa’ya gitme kararı alıyor. Najmeh, Hakim’i ve Hadi’yi (Najmeh ve Hakim’in oğlu) geride bırakmak istemese de aile Fransa’ya yerleştikten sonra Hakim’i yanlarına almanın daha kolay olacağını düşünerek yola çıkıyor. Zaman geçiyor ve Hakim’in resmi yollardan Fransa’ya gidemeyeceği anlaşılıyor. Türkiye’de Suriyeli olduğu için iş bulamayan, bulsa da parasız çalıştırılıp kapı önüne konulan Hakim için tek çıkar yol, o ölüm yolculuğuna çıkmak ve Avrupa’ya ulaşmak oluyor. İzmir’de göçmen ticaretinin göbeğine düşen Hakim’in o anlarını resmeden Toulmé, göçmenlerin nasıl cansız bir meta hâline getirildiğini çarpıcı şekilde burada ortaya koyuyor.

Hakim’in, dört yaşındaki oğlu Hadi ile Ege denizini aşarken yaşadıkları korku dolu anlar o kadar etkili yansıtılmış ki, bir an önce son bulmasını ve baba- oğlun kurtulmasını diliyorsunuz. Yunan sahiline ulaşan Hakim, bir taraftan oğlunu rahatlatmak için
uğraşıyor, bir taraftan kendilerinden para sızdırmaya çalışan tacirleri bertaraf etmeye çabalıyor, bir taraftan da hedefine bir an önce ulaşmak için çeşitli çözümler bulmaya çalışıyor.

“YENİ DÜNYANIN” TOPLAMA KAMPLARI
Kitabın bir noktasında Hakim’den tamamen uzaklaştığımı hatırlıyorum; tek düşündüğüm oğlu Hadi’nin bu şartlar altında neler hissettiğiydi. Dört yaşında küçük bir çocuğun ölümle defalarca burun buruna gelmesi onu nasıl etkiliyordu? Dahası, ileriki
yaşlarında bu travmalar onun hayatını nasıl etkileyecekti? Bu noktada kitap, yüzeysel bir anlatının çok ötesine geçiyor; küçük
yaşta bu yolculuğu yaşayanların içinde bulundukları zorlukları gözler önüne getiriyor.

Başta da belirttiğim gibi, kitapta insan haklarından dem vuran Avrupalı ulusların göçmen politikaları da mercek altına alınıyor. Göçmenlerin insan olarak görülmediği bu anlarda, Hakim’in tek korkusu Macaristan sınırında yakalanmak ve mülteci kamplarına atılmak. Fakat Hakim’in korktuğu başına geliyor… Bu anlarda, Toulmé okuyucusuna, bu grafik roman dizisinin acılarla bezeli bir yolculuk olduğunu hatırlatıyor. Mülteci kamplarında, insanlık onurunu ayaklar altına alan uygulamaları gözler önüne seriyor.

SAVAŞSIZ VE EŞİT BİR DÜNYA MÜMKÜN!
Orta Avrupa’nın dondurucu ikliminde yakalanmamak için ormanlarda sabahlayan, donma tehlikesi atlatan baba-oğul nihayetinde sınırları aşıyor ve hedeflerine ulaşıyor. Toulmé’nun Hakim üzerinden anlattığı bu hikâyede, savaşların derin izlerini ve mülteci olmanın yarattığı travmaları aktarırken, çağına tanık olan bir sanatçının yapması gerekeni fazlasıyla yerine getiriyor. Bu nedenledir ki, “Hakim’in Yolculuğu” mutlaka okunması ve üzerine düşünülmesi gereken bir çalışma. Bu incelemeyi
hazırladığımız şu günlerde dahi, Filistin ile İsrail arasında yeniden başlayan çatışmalarda pek çok insanın hayatını kaybettiğine, topraklarını terk etmek zorunda kaldıklarına tanıklık ediyoruz. Bir kez daha, savaşların son bulmasını, eşit ve özgür bir dünya
talebini hep birlikte haykırmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha görüyoruz.

* Halil Cibran, Fırtınalar, “Biz ve Siz”, Kaknüs Yayınları

Hakim’in Yolculuğu – 2 Türkiye’den Yunanistan’a
Hakim’in Yolculuğu – 3 Makedonya’dan Fransa’ya
Fabien Toulmé
Türkçeleştiren: Damla Kellecioğlu
Editör: Ayşegül Utku Günaydın
Desen Yayınları, 264 sayfa / 256 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.