İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Dünya tükenmeden…

İklim krizi, ekoloji ve dünya kaynaklarının doğru kullanımıyla ilgili konuları çocuk okura aktarmak adına, film ve kitaplar en iyi kanallardan şüphesiz. Bu konularda telif eserlerin artması sevindirici.

Yazan: Dilek Büyük

Uzmanlar küresel iklim krizi ile ilgili uzun zamandır uyarmaktaydı bizleri. Söz konusu uyarıların ne anlama geldiğini, özellikle bu yıl, ülkemizde ve dünyada oldukça üzücü olarak deneyimlemeye başladık ne yazık ki. Günlerce söndürülemeyen orman yangınları, önü alınamayan seller hepimizi çaresiz bir dehşete teslim etti. Belli ki gidişatı değiştirmek için, bir şeyler yapmak için kritik zamanlardayız. Var olan kaynaklarımızın doğru kullanımı, bu konuda en fazla dikkat çekilmesi gereken konulardan biri. Böylesine güncel ve tüm dünyanın geleceği ile ilgili konularda çocuklara yönelik özgün çalışmalara da her zamankinden fazla ihtiyacımız var. İşte Selda Yaşar’ın yazıp, Orhan Ata’nın resimlediği ve Paraşüt Kitap etiketiyle yayımlanan Susuz Çağın Çocukları tam da bu zamanda gereksinim duyduğumuz ekolojik distopya örneklerinden.
Hikâyemiz 26. yüzyılda geçiyor. İklim değişikliğine bağlı olarak kaynaklar azalır, kıtlık ve susuzluk nedeniyle dünyada kaos başlar. Yeni düzende kalan su kaynaklarına göre dünya Ainos, Petra, Pergamon, Zeugma ve Patara isimlerindeki beş bölgeye bölünür. Her bölgenin etrafına aşılmaz, dev duvarlar örülür. Bundan böyle sebep ne olursa olsun bölgeler arasında geçiş olmayacaktır. İsimlerini antik dünyadan alan bu bölgelerde farklı toplumsal yapılar görülür. Zeugma çocukların en fazla önemsendiği bölgedir. Çocuklara özel yollar, alanlar çok fazladır. Patara’da çocuklar dâhil herkes çalışmaktadır. Bu çalışma modeli öyle yoğundur ki, çocuklar akşam evlerine dönmese aileleri çocukların çalıştıkları yerde uyuduğunu düşünüp meraklanmaz. Petra’da zenginler ve fakirler şeklinde iki sınıf vardır. Pergamon yöneticileri kaynaklarını hiç umursamadan harcadıkları için bu bölgenin halkı çok büyük kıtlık içindedir. Ainos halkının nüfusu diğer bölgelerden daha azdır ve bilgiyi kutsal saydıklarından devasa bölge kütüphanelerinin yanı sıra, her evde mutlaka kütüphane vardır.
Hikâyenin devamında susuzluk giderek artar. Rehberlik görevini üstlenen, o güne dek görülmemiş bir beyaz çiçek, her bölgeden birer çocuğun karşısına çıkar ve bu “seçilmiş” çocukları Arkadia adındaki bilinmeyen bir bölgede buluşturur. Çocuklar bir araya gelip, bildiklerini birleştirince kadim bilgilerden öğrendikleriyle Arkadia’daki su kaynağınının bölgelerine ulaşmasını sağlarlar. Suyun gelmesiyle koşullar değişir, toprak ve doğa yeniden canlanır. Böylece Susuz Çağ Medeniyetleri yerini Doğa Çağı Medeniyetleri’ne bırakır.
İklim krizi, ekoloji ve dünya kaynaklarının doğru kullanımıyla ilgili konuları çocuk okura aktarmak adına, film ve kitaplar en iyi kanallardan şüphesiz. Bu konularda telif eserlerin artması sevindirici. Selda Yaşar kitabında dünün izini unutmamış, distopik metninde yerleşim yerlerinin isimlerini antik yerleşim alanlarından seçmiş. Böylece öyküsünün zaman çizelgesini çok daha uzun tutmuş, okuruna biraz da olsa tarihin tozunu bulaştırmış.
Hikâyede bölge olarak Zeugma’yı ve kahraman olarak beş çocuktan biri olan Zeugmalı Fırat’ı diğerlerinden daha önde görüyoruz. Bitki meraklısı kahramanımız son derece munis, sakin ve duygusal bir yapıda. Öyle ki, bu yapıda bir karakterin maceraya atılması biraz şaşırtıyor. Özellikle duvarı aşıp, gizli bölgeye ulaştığında ayağını burktuğu için geri dönemeyip bir geceyi gizli bölgede geçirince ya da ertesi gün geri döndükten sonraki süreçte yer yer Fırat’ın istemeden de olsa sebep olduğu bu endişeye dair biraz fazlaca “yetişkin” duygusu taşıdığını hissediyoruz. Bu da maceranın akışını biraz sekteye uğratıyor. Fırat’ın karşılaştığı ilk çocuk olan Pataralı Göksu, Fırat’tan daha pervasız görünüyor maceracı bir ruh olarak. Ancak öte yandan bu karakterleri yaşadıkları bölgelerin özelliklerini bünyelerinde barındıran kimlikler olarak okumak da mümkün.
Yazar distopik öyküler için en iyi rehber araçlarından biri olan rüyaları kullanmayı da ihmal etmemiş. Devamında kadim bilgilere sahip bilgin karakterinden ve bu bilgileri barındıran kitap fikrinden yararlanmış. Bu unsurlarla desteklenen metinde macera hızımızı kesen birkaç unsur var: Fırat’ın bir kahraman olarak fazlaca ağırbaşlı olması, düğümün çözüldüğü kısmın biraz kısa kalması, okurun sona doğru koşması yerine âdeta hızlı adımlarla yürümesine neden olmuş. Resimlerin siyah beyaz olması da maceranın hızını biraz kesmiş.
Ekoloji ve iklimle ilgili konular rutin eğitim programları içine ne kadar dâhil edilse de çocukların sanatla buluştuğunda bu konularla karşılaşmaları önemli. Bu yüzden metnin sonunda okura tam da şu günlerde hatırlamamız, yapmamız gerekenler her ne kadar biraz didaktik bir form kullanılmış olsa da iyi bir hatırlatma yapıyor.

Susuz Çağın Çocukları
Selda Yaşar
Resimleyen: Orhan Ata
Editörler: Eda Doğançay
Özge Akkaya
Paraşüt Kitap, 112 sayfa

 

Show More

1 Comment

  • Yurttaş Murat
    Yurttaş Murat

    Bu çağda yaşadığımız doğa felaketlerinin ileride yaşanmaması için çocuk eğitiminde, çevre sevgisini ve korunması için neler yapılması gerektiği anlatılırsa geleceğimiz o zaman korunur ve güvende olur. Bu olmaz ise külliyen geçmiş olsun. Yazar Selda Yaşar’ı kutluyorum.

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.