İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Sınırların olmadığı bir dünya hayali

Kahramanımız Gen, daha önce hiç fark etmediği bir güçle tanışır: Sanatsal üretimin gücü!

Yazan: Deniz Poyraz

“Yalınayak Gen”, özel bir çizgi-roman serisi. Hiroşimalı sanatçı Keiji Nakazawa’nın kendi yaşantısından izler de taşıyan çalışması tüm dünyada, nükleer savaş karşıtlığının önde gelen eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bir bakıma, savaşın erken büyüttüğü çocukların hikâyesi. Sanatçının ifadesiyle özetleyecek olursak: “Yalınayak Gen’de geçen hikâyeler benim ve Hiroşima’daki diğer insanların gerçekten başından geçenleri anlatıyor.”
Serinin ilk dört kitabı, savaşa sürüklenen Japonya’yı ve nükleer saldırının yarattığı tahribatı gözler önüne seriyordu. Beşinci kitaptan itibaren savaş sonrası toplumunun, yani Japon halkının yaralarını sarma çabalarına yine Gen adlı karakterin gözünden tanıklık etmiştik. Serinin dokuzuncu kitabı, Sınırları Aşmak alt başlığıyla geçtiğimiz ay Desen Yayınları tarafından yayımlandı. Kitap, bu kez 1951 yılının Japonya’sına odaklanıyor.
Büyük bir yıkımı geride bırakan Hiroşimalılar, yoksulluğa mahkûm edilen toplumlarını ayağa kaldırmak üzere gayret gösteriyorlar. ABD, bölgeye gönderdiği askerlerle ve konuşlandırdığı askeri üslerle kentte “güvenliği” tesis ederken Japonya’daki kukla hükümeti de dilediği gibi yönlendirmektedir. Öte yandan, bölgede kurduğu laboratuvarlarda, nükleer felâkete maruz kalmış insanların bedenleri üzerinde “tedavi” adı altında deneyler yapmaktadır. Bu deneyler insanlığa fayda sağlayan bilimsel çalışmalar gibi gözükse de temelinde, ABD’nin maruz kalacağı olası bir nükleer felâkete hazırlık amacı taşımaktadır.
Görünmez bir emperyalist abluka altında yaşayan Hiroşima halkının tek sorunu yalnızca bu da değildir. Her felâket sonrasında olduğu gibi, Hiroşima’da da savaşı fırsata çevirmeye çalışan bir kesim türemiştir. Bunlar belediye meclisindeki politikacılarla olan ilişkilerini kullanarak yerel halkı evlerinden çıkarmaya, dönüşüm adı altında verimli çeltik tarlalarını kişisel hırsları uğruna yerle bir etmeye çabalamaktadırlar. Bu gibi gelişmeler, halkın üzerindeki yükü daha da artırmaktadır. Ufak tefek direniş hareketleriyse, ABD ile iş birliği içinde olan yöneticiler ve onların kolluk güçleri tarafından kolayca ezilmektedir. Diğer yandan, Japon ulusunun geleneklerle beslenen yerleşik feodal yapısına karşı koymak da pek mümkün gözükmemektedir.
Kahramanımız Gen ve arkadaşları, gücünü kötüye kullanan insanları gördükçe, haksızlıklara karşı daha fazla bilenirler. Ne var ki onlu yaşların henüz başında birkaç arkadaşın tüm bu karanlıkla tek başlarına savaşacak güçleri yoktur. Aynı acıları yaşamış bir halkın çocukları olmaları ve yoksullukla sınanan yaşantıları, onları birbirine daha sıkı bağlamaktadır. Ayrıca Gen, bu kitapta, daha önce hiç fark etmediği bir güçle tanışır: Sanatsal üretimin gücü! Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi birkaç yönetmeninden biri kabul edilen Akira Kurosawa’nın el yapımı bir film afişi, Gen’in ideallerini bambaşka biçimde etkileyecektir. Şehirde tanıştığı bir ressamdan sanat tarihi dersleri almaya başlar, ilk çizimlerini de böylece hayata geçirir.
1951 yılının bir başka önemi de ABD Başkanı Truman’ın Kore Savaşı’nda atom bombası kullanma hayalinin, uluslararası kamuoyu tarafından önlenmiş olmasıydı. Amerika bu korkunç planını uluslararası protesto fırtınasıyla karşı karşıya kaldığı için, dünya topluluğundan soyutlanma korkusuyla hayata geçirememişti. Ancak, Kore Savaşı’nın sonlarına doğru ikinci kere ve 1969’da üçüncü kere, Kore Yarımadası’nda nükleer silah kullanmaya kalkıştı. Bu iki kalkışmayı da önleyen, Japonya’nın yaşadığı felâketi yakından izleyen dünya halklarıydı. Bu felâket, o dönem her an, her fırsatta nükleer silah kullanma eğilimde olan ABD’ye karşı âdeta öfke dolu bir çığlığa dönüşmüştü. Aslında bu örnekler bile ölüme ve savaşa karşı örgütlenmiş yoksul halkların, dehşet saçan koca bir “canavarı” durdurmadaki başarısını gözler önüne sermekte. Soralım o zaman: Geçmişteki bu kazanımların bugün bile savaşların, göçlerin, kıyımların pençesinde kıvranan dünyalılara örnek olması gerekmiyor mu?
Neticede, Hiroşima’daki en basit bir anlaşmazlıkta, olumsuzlukta; insanların günlük yaşamlarını etkileyen her gelişmede nükleer felâket travmasının izleri görülmektedir. Gen ise tüm bu karanlığın ortasında, sınırların olmadığı bir dünya özlemiyle, bir ülkeden diğerine gökkuşağından köprüler inşa etmenin ne kadar muhteşem olacağını düşünmektedir. İnsanların bu köprüleri özgürce geçip birbiriyle dostça kavuştuğu savaşsız, huzur dolu bir dünyanın hayaliyle fırçayı, kalemi ve çizim defterini eline alıyor bu sayıda. Sınırları Aşmak, savaş sonrası çocuklarının büyüme ve özgürleşme hikâyesi olarak okunmalı en çok… Umutla.

Yalınayak Gen 9-Sınırları Aşmak
Keiji Nakazawa
Türkçeleştiren: Damla Kellecioğlu
Editör: Ayşegül Utku Günaydın
Desen Yayınları, 272 sayfa

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.