İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Vasat İskender’İn Süper Manevraları

Birçok iyi işine rastlayıp, güçlü çizgilerine tav olduğumuz Claude K. Dubois, tam kıvamında eşlik ediyor metne. Kolayca yerine geçtiğiniz İskender ve tüm karakterler bizden, çevremizden birileri.

Yazan: Adnan Saracoğlu

Bizi kim niteliyor, neye göre niteliyor, hangi hakla niteliyor ve en önemlisi niye niteliyor? Anne babamızdan başlayıp, öğretmen, arkadaş, konu komşu, cümle akraba ve hemen herkesle devam eden bu liste, çoğunlukla, çocukların kendilerinden uzaklaşmalarıyla sonuçlanıyor. Kişi, kendisini eksik yanıyla yargılayan topluma cevap vereceğim derken telef olup gidiyor. Pek az yaratıcı karakter vurdumduymazlığını kuşanıp yoluna devam edebiliyor.

Süpervasat İskender kitabını okurken ilkin bu şimşekler çaktı zihnimde. Susie Morgenstern, bakış açılarıyla oynayarak karakteri bir oradan bir de kendisine yaraşır yanından gösteriyor bize. Karakterleri araçsallaştırıp, toplumsal taleplerin parodisine soyunuyor.

Eksik gedik yanlarıyla tanımlayıp, süpervasat dediği İskender’in neleri yapamadığını görüyoruz evvela. Hani soğukkanlılığımızı yitirsek, hakikaten akmaz kokmaz ortalama bir tip diyeceğiz İskender’e. Adaşı Büyük İskender’den bir uzay uzaktaki çocuğu, yargısız infaz trenine bindirip göndereceğiz meçhule. Oysa azıcık soluklanıp İskender’i gönül hizasından takip ettiğimizde görmeye başlıyoruz marifetlerini. Hoş görmesek kaç yazar, o gene de anlı şanlı biricik İskender olacak kendi güzel dünyasında.

Şiirsel, sanki Dr. Seuss inceliğiyle buyur ediliyoruz metne. Düz yazı vurgusu arttıkça keşke baştaki gibi sürebilseydi metin diye ah çekiyoruz. Yanlış anlaşılmaya teşne İskender’in, evdeki beceriksizliğini, okuldaki iddiasızlığını, harika ablasından, maharetli arkadaşlarından yana ağır basan kantarın dibinde not ediyoruz. Kiminle hangi konuda kantara çıktığımız belirliyor birçok şeyi. Derken üç yüz elli kiloluk zarif devin evlerinde kalmaya başlamasıyla değişiyor her şey. Boz ayı ya da goril değil, kuyruklu olsa da. Tıpkı siyah beyaz olup panda ya da zebra olmadığı gibi. Bach, Mozart, Dvorak falan desem, tuşlarıyla göğe ağan mucizevi bir şey diye eklesem anlar da ders diye okutursunuz İskender’i kurtaran yarenini.

Piyanodan önce ve sonra diye işaretliyoruz İskender’in miladını. Lübnan’lı öğretmeni Hasmig’in tatlı sert kılavuzluğuyla dalıyor notalar dünyasına. Çalıyor silkiniyor, yeğnik değil artık toplumun şaşı kantarında, kırk okka çekiyor! Şiir görse şer sayacak o aynı çocuk, Shakespeare olmuş şakıyor.

İskender’i tek bırakmıyor yazar, sınıf arkadaşlarını yanına yöresine iliştirip baştaki numaranın bir benzerini çekiyor. Sınıfın başarı abidesi, kusursuz Ines ürkerken, İskender arka çıkıyor ona solfej kursunda. Kuru metni teatral havaya bürürken, Kevin’a da aşılıyor aynı sahne civanmertliğini. Üstelik fiziği ve cesaretiyle göze sokulmuş Kevin’ın, karmaşık legolarla harikalar yaratması, ön yargısından sıçratıyor okuru.

İskender, arkadaşlarını kollamakla yetinmeyip annesinin pazar çantalarını sırtlamasını da biliyor. Güvensizliği, oğlunun özeniyle giderilen anne de katılıyor piyanodan sonraki İskender’in hayranları arasına.
Yazarın, iletiyi metne yedirip estetik ambalajıyla okuru tavlamak yerine, topaklı nutuklar atması gözümüzden kaçmıyor. Vasatlar için amigoluğa soyunmaya, büyüklerin çocuklar üzerindeki baskısının altını koyu koyu çizmeye ne hacet.

Birçok iyi işine rastlayıp, güçlü çizgilerine tav olduğumuz Claude K. Dubois, tam kıvamında eşlik ediyor metne. Kolayca yerine geçtiğiniz İskender ve tüm karakterler bizden, çevremizden birileri. Sakarlığı ve dalgınlığında soğuk hava estirmiyor tonlar, cevvalliğinde ve başarısında da renk patlamalarına maruz kalmıyorsunuz. Aynı sakin, sıcak çizgiler; yalın, duygu durumlarına eşlik eden etkili eskizler. Öğretmenin “en sevdiğiniz şey…” sorusuna cevap verirken, birçok farklı çocukla değil de aynı çocuğun farklı zevkleri, kişiliklerinin farklı cepheleriyle karşılaşıyoruz sanki. Saç, baş, kaş değişse de ortak insanlık hâlleri, çocukların devinimleri…

İyi öğretmenin, kitabı uğurlayana kadar sürecek soru yağmuruna tutuluyoruz. Papağanı emekliye ayırıp, düşündürten, iç dünyada yolculuğa çıkartan, kişisel farkındalığı kışkırtan sorular bunlar. Uyumayı, yatak yorganı seven Tomas’ın bilgece cevabıyla bir gol daha atıyor yazar, sofu yetişkinler kalesine. Çocukların cevapları eksikliğini hissetikleri şeylerle dopdolu. Suratsız ana babası olan, neylesin dev çikolatayı, sevilmeyi unutmuş olan kiminle paylaşsın başarısını?

Hayatta en çok neyi arzularsınız sorusu ise İskender’in kahramanlık büstünü cilalayıp parlatıyor. Çocukların seri paslaşmasıyla ve küçük katkılarıyla daha renkli olacağını düşündüğüm finale İskender’in bir nebze topaklaşmış manifestovari cevabı damga vuruyor.

Merak illa da merak, bilimin sanatın tükenmez yakıtı, insanın sadık yari merak. Soruyu daha iyi sorularla cevaplatan merak…

Süpervasat İskender
Susie Morgenstern
Resimleyen: Claude K. Dubois
Türkçeleştiren: Ömrüm Erdeş
Yayıma Hazırlayanlar: Fuat Altay, Sima Özkan
FOM Yayınları, 64 sayfa

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.