İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Bisikletin bile bir kalbi vardır

Babasının kaybına ve alt üst olan hayatlarına dair üzüntüsü Benek’i yaşamdan nasıl alıkoyuyorsa, zincirlerindeki pas da bisikleti öyle için için çürütüyor…

Yazan: Deniz Poyraz

“Rutubetli bir bodrum katının duvarında asılı olsanız da, eğer mutluysanız güneş hemen yanınızdan doğuyor ve hiç batmıyor. Gökyüzünden dünyaya yayılan bir müzik nereye giderseniz gidin hep sizinle geliyor. Eğer mutluysanız, tüm mutsuz anlarınızı unutuyor ya da size ait değillermiş de başka birinden dinlemiş gibi hatırlıyorsunuz. Ben mutluluğa Benek beni duvardan indirdiğinde kavuştum…”

Bu sözler basbayağı bir bisiklete ait. Biraz zincir, demir, lastik,birkaç vida ve bir kutu turuncu boyadan ibaret bir varlıktan söz ediyoruz. İnsanların karmaşık dünyasına gidonundan şahitlik eden, sokak sokak kurdukları şehirleri tekerleriyle keşfetmek isteyen, heyecanı ve hüznü tüm aksamında hisseden bir bisiklet bu. Her bisiklet gibi onun da varoluşunda ağaçlı caddelerde teker çevirmek, kaldırım kenarlarından rüzgâr gibi savrularak geçmek var. Fakat tüm bunlar için de bir sürücüye ihtiyaç duyuyor; doğasına uygun hareket edebilmek için, enerjisiyle ona can verecek olan sahibini bekliyor.

Can Çocuk etiketiyle yayımlanan Dev Bir Benek, Yazar Dilek Sever’in çocuk edebiyatı alanında kaleme aldığı üçüncü kitabı. Bir ailenin başına gelen yer yer üzücü, bazen de aşırı eğlenceli olaylar, temelinde ise bir anne ve kızın hayata tutunma çabası, turuncu bir bisikletin gözünden anlatılıyor okura. Fakat hikâyeye geçmeden önce Sever’in metni oluştururkenki ifade gücünü, sözcük seçimindeki titizliğini, dili özenli ve incelikli kullanışını özellikle vurgulamak gerek. Okura nefes alma alanları bırakan, sade ve derli toplu bir anlatım benimsemiş yazar ve hepsinden önemlisi, bunu kurgu boyunca koruyabilmiş.

Hikâye, Patya’nın bir bisiklet ustasından kızı Benek için turuncu bir bisiklet aldığı sahneyle açılıyor. Hem okur hem hikâyedeki karakterler için bilinmezliklerle dolu bir macera, ilk satırlarından son sayfasına kadar beklentiler, hayaller, umutlar, düş kırıklıkları üzerinden matematiğini kuruyor. Okur, İstanbul’un tarihi semtlerinin otantik atmosferi içinde buluyor kendisini. Eski bir yalıda yaşayan Patya ve kızı, yanındaki çalışanların bile maaşlarını ödeyemeyecek vaziyette. Başlarına gelen birtakım talihsizlikler, onları daha alçakgönüllü bir yaşam kurmaya yöneltiyor. Yeşilçamvari bir dokunun içinde, ölen bir babanın belli belirsiz hayaliyle, yaşama dair öfkesiyle ve eski mutlu zamanların özlemiyle yaşayan Benek’i hiçbir hediye mutlu etmiyor artık. Babasıyla paylaştığı eski anların hatırası, kendisine hediye edilen bisikleti görmezden gelmesine neden oluyor.

Bir çocuk bisiklete binmekten vazgeçtiyse, zaten orada büyük bir problem yok mudur? Özellikle de bisiklet için? “Hiçbir şey anlamıyordum. Alt tarafı bir bisiklettim işte. Duvardan indirecek, seleye oturacak ve pedalları çevirecekti. Dünyadaki bütün çocuklar gibi (Benek de) benimle gezecekti. Bu her çocuk için muhteşem bir şey olmalıydı. En azından ben öyle olmasını umuyordum. Evet, hâlâ umuyordum!” Bisiklet, Patya’nın onu ustanın atölyesinden aldığı günden bu yana beklemekten pas tutuyor. Duvardan indirilse bile tekerlerini döndürecek gücü belki de yok artık. Babasının kaybına ve alt üst olan hayatlarına dair üzüntüsü Benek’i yaşamdan nasıl alıkoyuyorsa, zincirlerindeki pas da bisikleti öyle için için çürütüyor. Birbirine hiçbir zaman uzak olamayacak iki kelime; bisiklet ve çocuk. İyileşmek için birbirlerine ihtiyaçları var oysa. Yapılması gereken tek şey bunu bir an evvel fark etmek. Neticede, bu keşiften sonra her şey güzele doğru ilerliyor ailenin hayatında. Devasız görünen birtakım dertler, sevginin ve dayanışmanın gücüyle kolayca çözülüveriyor. Bu pozitif durum, ileriki bölümlerde hikâyeye katılacak olan öteki karakterlerin yaşamlarına da yansıyor.

Murat Başol’un klasik bir anlayışla ele aldığı tasvirler, resimsel anlamda oldukça güzel ve keyifli çalışmalar olsalar da okurun imgelem gücüne yeterli alanı bırakmıyor bana göre. Çizimler her ne kadar kurgunun gerçekçi tarafıyla örtüşüyorlarsa da bir bisikletin diliyle hayat bulan bu yer yer masalsı anlatım, belki daha stilize figürleri ve yoğun renk paletinden azade bir boyamayı hak ediyor diye düşündürüyor okura. Başol’un yetişkinler için ürettiği işlerin sıkı takipçisi olarak, çocuk yazınında çizimlerin niteleme gücünün bunca yüksek oluşunun da bazen sorun teşkil ettiğini hatırlatmak isterim, naçizane.

Neticede Dev Bir Benek, yaşamlarımızı kuşatan türlü sorunlar karşısında sevinci yitirmeden, umudu elden bırakmadan durabilmenin öğreticiliğiyle örülü bir roman. Fakat asla didaktik değil. Sarıcı ve keyifli bir anlatımla bütünleşen olaylar dizisinin incelikle işlendiği bir kitap. Hem genç okurlar hem yetişkinler için… İyi okumalar.

Dev Bir Benek
Dilek Sever
Resimleyen: Murat Başol
Editörler: Mehmet Erkurt, Ceylin Aksel
Can Çocuk Yayınları, 128 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.