İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Çocuk gibi çocuk

Meraklı, haksızlığa gelemeyen, macerayı seven, kimi zaman saf kimi zaman kurnaz olan, çok gerçekçi bir karakter Selin. Gülüp eğlenmesine de şahit oluyoruz, derdini anlatamayınca döktüğü gözyaşlarına da…

Yazan: Sanem Erdem

Selin, her zamanki gibi, bir pazar günü odasını topladığı sırada babası kapısını tıklatır. Babasının ziyaret sebebini şöyle açıklar Selin: “Ben odamı toplamayı bırakınca ortalık sessizleşmişmiş. O da ne olduğunu merak etmişmiş. Öyle ya azıcık sessizlik kesinlikle benim yaramazlık yaptığımın işareti. Hemen koşup yanına gitmeli, yaramaz çocuğa ağzının payı… yani, gereken öğüt verilmeli.”

Doğan Gündüz’ün, Can Çocuk etiketiyle yayınlanan yeni kitabı Selin Püsküllü Bela, daha ilk öyküde ileride nelerle karşılaşacağımızın işaretini veriyor. Yaramaz diye adı çıkmasından bunalmış bir çocuk ile kızının her an bir muzırlık yapmasını bekleyen bir baba. Selin’in ağzından yazılmış, birbirinden bağımsız on iki öykülük maceraları okuduktan sonra ikisine de hak vermemek elde değil.

Selin, ara sınıflarda okuduğunu anladığımız bir ilkokul öğrencisi. Çocukluğunda yaramazlık yaptığına inanamadığı, olgun karakterli bir annesi ve çoğu zaman Selin’le birlikte çocuklaşan bir babası var. “Yağ Satarım Bal Satarım” adlı ilk öyküde mesela, yatağının altında bulduğu mızıkayı babası hemen kapar elinden, ona öğretme bahanesiyle. “Hiç kendi başıma öğrenmeme izin vermez,” diye, babasını bize şikâyet eder Selin. Yeni bir şey keşfetmiş bir çocuğun hevesi ve heyecanıyla mızıkayı birbirlerinin elinden kapıp çalmaya çalışan baba ve kızı, ancak komşuları olan emekli bir müzik öğretmeni hizaya sokmayı başarır. “Fen Dersi Ödevi” adlı öyküde ise baba, kızının pamuk ve çubuk tarçınla yaptığı iskelete gülüp, sanki kendi ödeviymiş gibi detaylı bir iskelet modeli hazırlamaya koyulur. Başka bir öyküde Selin kendi şaşkınlığını fark etmeyip, tren saatini karıştırdığı için babasını şaşkın diye tanımlasa da onun uygulamalı şemsiye kullanma dersini coşkuyla karşılayıp, babasına hakkını vermekten çekinmez.

Okulu sevip sevmediğine dair bir söz etmiyor Selin; ama okulda eğlenmeyi bildiğine göre bir itirazı yok sanki. Mesela “Öğretmenler Odasında Kargaşa” adlı öyküde, elinde bayrak gibi tuttuğu pis tuvalet fırçasıyla okul koridorlarında dolaşan saf bir birinci sınıf öğrencisinin çilesini, Selin’le birlikte biz de kahkahalarla izliyoruz. Pis fırçayı gösterip, saf saf derdini anlatmaya çalışan “Yerdenbitme” lakaplı bu ufaklığın şaşkın hâlleri ve onu gören öğretmenlerin öğürerek kaçışmaları, yazarın renkli anlatımı sayesinde âdeta gözümüzün önünde hayat buluyor. Çocukcağızın neden böyle bir yola baş koyduğunu ancak ortalığı birbirine katarak öğretmenler odasına vardığı zaman öğreniyoruz tabii.

Okulda her gün böyle eğlenmiyor Selin elbette, bir gün beden dersinde takım arkadaşıyla sağın solun neresi olduğunda anlaşamayıp kapışıyor, başka bir gün fazladan pizza yemek uğruna zorla içtiği çorbanın kâsesini zorba kızlara kaptırıyor, başka bir macerada kaybolan eşyalarını bulmak için arkadaşlarıyla bir olup gizli bir operasyon yürütüyor ya da ailesinin kitaplığından gizlice alıp okuduğu sözlükle geliştirdiği kelime haznesiyle öğretmenlerin aklını başından alıyor. Yeri geliyor ödevlerini ailesi tarafından yapılan diğer arkadaşlarıyla birlikte emeğin değerini öğreniyor, yeri geliyor yetişkinlerin anlamadan dinlemeden kendisini baştan savmasına isyan ediyor.

Meraklı, haksızlığa gelemeyen, macerayı seven, kimi zaman saf kimi zaman kurnaz olan, çok gerçekçi bir karakter Selin. Gülüp eğlenmesine de şahit oluyoruz, derdini anlatamayınca döktüğü gözyaşlarına da. Kitabın Selin’den sonra ikinci ana karakteri diyebileceğimiz baba ile gerekli durumlarda hemen kızının yardımına koşan anne de Selin’in gözünden inandırıcı bir portre çiziyorlar. Okul arkadaşlarının takma adları ile öğretmenlerinin isimleri ve karakterleri arasındaki uyumla sanki Pıtırcık’a göz kırpan kitap günümüzde geçse de duvarlara yazı yazma macerasında olduğu gibi geçmişe ve geçmişin çocuklarına da selam veriyor. Kitabın uyandırdığı bu hoş nostaljik hava, Nuray Çiftçi’nin sadece üç renkten oluşan pastel tonlarındaki paletiyle yarattığı yalın çizimlerinde de sezilebilir. Doğan Gündüz, çocukların hâlinden anlayıp onları ciddiye alan yaklaşımıyla, yeri geldiğinde yetişkinleri de paylamaktan kaçınmıyor. Duru Türkçesiyle, canlı ve renkli anlatımıyla su gibi akıp giden kitapta küçükler kadar büyükler de kendilerinden ya da hayatlarından bir şeyler bulacaktır.

Selin Püsküllü Bela
Doğan Gündüz
Resimleyen: Nuray Çiftçi
Editör: Mehmet Erkurt
Can Çocuk Yayınları, 120 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.