İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

İyi kitap 13 Yaşında!

Yayın yönetmenimiz İlke Aykanat Çam ile dergimiz ve yayıncılık dünyamız üzerine söyleştik.

Mart 2009’dan Mart 2022’ye, İyi Kitap’ın 13 yıllık yolculuğundan kısaca bahsedebilir misiniz? Hangi amaçlarla, nasıl başladı derginin yayın hayatı? Bugünden bakınca, İyi Kitap, çocuk ve gençlik edebiyatı adına nasıl bir birikimi temsil ediyor?

İyi Kitap’ı, çocuk ve gençleri nitelikli edebiyat kitaplarıyla buluşturmak ve ebeveyn, öğretmen, kütüphaneci gibi kitap seçicilerin kitap seçimlerine yardımcı olmak amacıyla yayımlamaya başladık. İyi Kitap Mart 2009’da yayın hayatına başladığında edebiyat dergilerinde ve kitap eklerinde çocuk kitaplarına ayrılan sayfalar çok azdı. Oysa bu yıllarda çocuk edebiyatı alanında üretimin arttığından söz edebiliriz. Buna karşın kitap seçimine yardımcı mecra olmaması, mutlaka doldurulması gereken bir boşluğa işaret ediyordu. Dolayısıyla bir sorumluluk bilinciyle hareket ettik. Ama özellikle vurgulamak isterim ki amacımız kesinlikle akademisyenlerin işine soyunmak değildi. Temel çıkış noktamız, okurun pek çok yayın arasından nitelikli olanları seçmesine yardımcı olmaktı. Zamansız, nitelikli çocuk kitaplarını tanıtan bir yayın organı olarak derginin adı da zaten buradan geliyor.

Dergi süreç içinde farklı misyonlar da edindi. Bugünden bakınca, İyi Kitap, çocuk ve gençlik edebiyatı adına önemli bir birikimi temsil ediyor. 13 yılda Türkiye’de çocuk edebiyatı alanında önemli adımlar atıldı. Bu yolculuğa İyi Kitap çok yakından tanıklık etti. Günümüzde hâlâ Türkiye’de çocuk ve gençlik edebiyatı alanında yayımlanan tek dergi olma özelliğini koruyor. Dolayısıyla iyi ki tüm maddi zorluklarını göze alarak bu işe başlamışız diyebiliyoruz. Özerk duruşuyla yıllar içinde serpilen dergi, Türkiye’nin dört bir yanındaki okullara, kütüphanelere, eğitim kurumlarına ve kitabevlerine ücretsiz dağıtılmaya devam ediyor. Bunu başarmak ve bugünün ekonomik koşullarında sürdürebilmek bizim için gurur verici.

Birikim kısmına dönecek olursak, 13 yılda İyi Kitap da kendi içinde değişimler yaşadı. Hem görsel hem de içerik anlamında. Boyutundan logosuna, iç tasarımından derginin içinde yer alan bölümlere kadar hemen her alanda sürekli kendisini yenilemeye çalıştı. Çocuk edebiyatına emek veren yetkin kalemler ve sanatçılar, bu platformda kendilerini özgürce ifade edebildiler. Yayımlandığı günden itibaren çocuk edebiyatı alanındaki sorunları masaya yatırmak üzere yer verdiği dosya konuları da daha sonra bu alanda çalışma yapacak kişiler için önemli bir birikim ve zemin hazırladı.

Bugün, www.iyikitap.net adresinde bu 13 yılın tüm arşivi bulunuyor. Her sayıyı tek tek pdf olarak indirebileceğiniz gibi; kitap, yazar, çizer, çevirmen ya da yayınevi ismiyle site içi arama da yapabiliyorsunuz. Alanımız açısından hep birlikte neler yaptığımızı, gelişimimizi gösteren önemli bir bellek oluştu ve bu belleği geleceğe taşımaya kararlıyız.

İyi Kitap’ın çıkışı ve istikrarlı yayın hayatı, Tudem Yayın Grubu’nun özverili desteğiyle mümkün olabildi. Derginin Tudem Yayın Grubu ile ilişkisini tarif etmenizi istesek, neler söyleyebilirsiniz? Sektörde çokça merak edilen konulardan biri, derginin editöryal süreçlerinde Tudem’in pozisyonu olsa gerek. Ne dersiniz bu konuda?

İyi Kitap, Tudem Yayın Grubu’nun ve reklam verenlerin sağladığı maddi destek ile yayımlanıyor ama derginin en önemli özelliği, yayın hayatına başladığı günden bu yana bağımsız duruşunu korumasıdır. Bu özerk yapıyı sağlayabilmek için derginin iç işleyişi Tudem Yayın Grubu’ndan tamamen bağımsız ve ayrı konumlandırılmıştır.

Derginin yayın yönetmeni olarak yazı içerikleri, kitap seçimleri, yazıları kimin hazırlayacağı gibi kararlara kesinlikle müdahil olmuyorum. Benim görevim, yazı işleri müdürü ile birlikte derginin temel çizgisini belirlemek ve bu belirlenen doğrultuda kendisine alan ve kaynak sağlamak, yardımcı olmak. Elbette, derginin yeni bölümleri, dosya konuları oluşturulurken, tasarım değişikliği yapılırken ya da kapağın emanet edileceği illüstratör seçilirken fikir teatisi yapıyoruz.

Dergide üzerine yazılacak kitapları ve yazar eşleşmelerini İyi Kitap’ın yazı işleri müdürü belirler. Bu da dergiye gönderilen kitapların tek tek incelenmesiyle gerçekleşiyor. Yani her bir kitabı en iyi anlatabilecek yazar seçiliyor. Bu yaklaşım, açıkçası bugüne kadar Türkiye’de olmayan, öncü bir yaklaşımdı. Bunun dünyadaki örneklerine baktığınızda New York Times Book Review’ı örnek gösterebiliriz. Derginin baş editörü, dergiye gelen kitapları inceleyerek onu, en iyi kimin ele alabileceğine karar verir ve ardından yazarla iletişime geçer. Bu tutumun, kişisel ilişkiler zincirinin kırılıp kitap tanıtım yazılarında nesnel yaklaşımın korunmasında çok büyük katkısı vardır.

Tudem Yayın Grubu kitapları da diğer yayınevlerinin kitapları gibi dergiye gönderilir, TYG editöryal ekip üyeleri, hazırladıkları kitapların İyi Kitap tarafından değerlendirilmeye alınıp alınmadığını herkes gibi sonraki ay dergi çıkınca görür. Bugüne kadar TYG kitapları hakkında her eleştiri seviyesinde yazı çıkmıştır. Herkes gibi biz de öznel görüşlere saygı duymayı öğreniyoruz.

Derginin 13 yılı bulan yayın hayatının bir anlamda, bir okul işlevi gördüğünü de söyleyebiliriz. Sadece okurlar açısından değil, alanda çalışan profesyoneller ve hatta İyi Kitap’ta kalem oynatan dergi yazarları açısından da alana bakışı değiştiren, geliştiren bir okuma/yazma süreci sağlıyor yayın pratiği. Yine bugünden bakarak derginin iç gelişimini, ekolleşme sürecini nasıl değerlendirirsiniz?

İyi Kitap, kitap seçicilerine ve okurlara kitap seçimlerinde yardımcı olmak için yola çıkmıştı ama bu 13 yılda, bu alanda çalışan profesyonellere de büyük katkılar sağladığını gözlemliyoruz. Derginin yazar kadrosu sürekli güncellenip değişiyor. Yazarları arasında bu alanda üretim yapan editörler, yayıncılar ve akademisyenler de yer alıyor. Sansür, korsan yayıncılık, cinsiyet eşitsizliği, çocuk hakları gibi konularda hazırlanan dosyalarda, bu alanda çalışan yayıncılara söz hakkı verilmiş olmasının yanı sıra yazarlar için düzenli olarak yazabilecekleri bir platformun olması, daha iyi ve kaliteli yayıncılığa da ister istemez katkı sağlıyor.

İyi Kitap’ta özellikle puanlama sisteminin, derginin yazarlarına katkı sağladığını düşünüyorum. Çeviri ve editörlük kalitesinden illüstrasyonların uygunluğuna ve baskı kalitesine kadar, bir kitap tüm yönleriyle ele alınıyor ve dergi yazarları kitaba hangi kriterlerle yaklaşacaklarına, neleri puanlayacaklarına kendileri karar veriyor.

Dergi, bu 13 yılda çok önemli dosya konularına yer verdi. Çocuk edebiyatında sansür, korsan yayıncılık, cinsiyet eşitsizliği gibi daha çok tartışılması gereken konular, farklı eleştiri yazıları ve söyleşilerle desteklendi. Tüm bunlar hem okura hem de bu alanda çalışan profesyonellere büyük katkı sağladı.

Yazı işleri müdürü mümkün olduğunca güncel, yani yeni çıkan kitapları seçmeye çalışıyor. Niteliksiz kitaplara yer vermek yerine iyi kitaplar tüm yönleriyle ele alınmaya çalışılıyor. Burada amaç, akademik kitap eleştirisi değil. İyi bir kitabın eksik ya da geliştirilebileceği düşünülen yönlerine dikkat çekilmesi, sektörü de nitelik anlamında yukarı çekecek, yapılan işlerin kalitesini arttıracaktır.

Son yıllarda kapak illüstrasyonlarıyla da gündemde kalmayı başaran bir dergi İyi Kitap. Birbirinden değerli çizerlerimizin yarattıkları kapaklar, okurların beğenisiyle karşılanıyor. Dergi kapaklarının, aynı zamanda çizerler için alandaki varlıklarını pekiştiren, onlara cesaret veren bir işlevi olduğundan bahsedersek yanılmış olur muyuz? Siz nasıl değerlendiriyorsunuz kapak çalışmalarının dergiye ve alana katkısını?

İyi Kitap, söz ettiğiniz ekolleşme sürecinde yazarlara ve illüstratörlere kapılar açmış, gelişimlerine çeşitli katkılarda bulunmuştur. İyi Kitap kapaklarını yaparak adını duyurmuş ve aranan bir sanatçı hâline gelmiş pek çok illüstratör arkadaşımız var. Bu bakımdan İyi Kitap kapakları pek çok genç çizere cesaret vermiştir. Stok görsel kullanılmayıp her ay bir sanatçının İyi Kitap’ın kapağını tasarlıyor olmasını çok önemli buluyorum.

Sektörde çalışan bir çok illüstratör aslında pek de özgür olamadan, başka birinin metnini, yine başka birilerinin istediği gibi resimlemek zorunda kalıyor. İyi Kitap kapakları bu açıdan onlar için bir nefes alma alanı.

Dergi yayıncılığının zorlu bir iş olduğu herkesin malumu. İki yılı aşan pandemi süreci ve yoğunlaşan ekonomik krizin de zorlukları artırdığını tahmin etmek güç değil. İyi Kitap bu iki yılı nasıl karşıladı? Önümüzdeki sürece dair öngörüleriniz var mı?

Yayıncılık alanında zor günlerden geçiyoruz. Pek çok yayıncı üretimini azalttı, tekrar baskılarını yapamayacak duruma geldi. Dergiler de okurlarından destek talep ederek ne kadar zor durumda olduklarını belirtiyorlar. İyi Kitap da bu iki yılda elbette zorlandı. Pandeminin ilk senesinde dijital olarak yayımlandı. Bu kararın nedeni ekonomik değil, okullar, kütüphaneler, kitapçılar kapalıyken dağıtımın imkânsız hâle gelmiş olmasıydı. Pandemi döneminde salt dijital olarak yayımlanması, okur pratiklerini değiştirmesi bakımından önemliydi.

İyi Kitap şu anda hem basılıyor hem de dijital olarak okunabiliyor. İyi Kitap ve TYG sosyal medya ve mailing hesaplarından pdf linkleri takipçilere iletiliyor. www.iyikitap.net’in yanı sıra Issuu, Magzter gibi İnternet dağıtım uygulamaları üstünden de dergiye erişilebiliyor. Aynı zamanda, İyi Kitap’ın yayılımına destek olmak isteyen kitabevlerinde de basılı kopyası bulunabiliyor. Bu noktaların güncel listesine de İnternet sitemizden erişilebilir.

Tüm ülkede olduğu gibi ekonomik kriz yayıncıların da ilk gündemi. Ama biliyoruz ki kitap dünyamızın başkaca önemli sorunları da var. Bunların başında sansür ve otosansür uygulamaları geliyor. İyi Kitap yayın hayatının ilk gününden bu yana sansür karşıtı çizgisini korudu. Başta çocuk ve gençlik yayıncılarımız olmak üzere, yayıncılarımız nasıl bir pratik sergiliyor bu konuda? Bizi bekleyen tehlikelerden ve çözüm önerilerinizden bahsedebilir misiniz?

İyi Kitap sansür konusunda kapsamlı bir dosya hazırladı. Ayrıca artık çocuk edebiyatında sıklıkla duyulan “çocuğa görelik”, “değerler” konularını da ele aldı. Hatta sansür konusunun salt devlet kurumlarıyla ilintili olmadığını, sosyal medyanın linç kültürünü nasıl beslediğini, organize tavırlarla aşırı okur tepkilerinin sonuçlarına yönelik çok önemli tespitlerde bulundu. Bu konuda da kitap seçicilerini, okurları bilgilendirmekle ilgili önemli bir misyonu üstlendi. Tek bir sansür yöntemi yoktur; sansürün türlü türlü araçları vardır. İyi Kitap yayınladığı ilk andan itibaren sansürün farklı yönlerine eğilmeye çalıştı. “Çocuğu koruma niyeti” altında yapılan ve görünürde “masum” bir eylem gibi görünen ama çocuk edebiyatının çoraklaşması anlamında çok büyük zararlar verebilecek olan bu konu daha çok tartışılmalı. Akademisyenler de bu konu üzerine daha çok çalışmalılar diye düşünüyorum.

Toplumun da şunu görmesi lazım; kitap, örneğin televizyondaki çizgi film gibi çocuğun önüne birden çıkabilecek, bu yüzden de önceden denetlenmesi gereken bir şey değildir. Kitap, içeriği çok açık, yetişkinin, sorumlu olduğu çocuk için inceleyip tercih ederek seçebileceği bir kültürel araçtır. Bir yetişkinin çocuğu için bir kitabı tercih etmemesi çok normal bir davranışken, bir topluluğun, kurumun ya da devletin “bazı çocukları kötü etkileme olasılığı olabilir,” diye bir kitabın yayımlanmasını yasaklaması ise hiç normal değildir. Özgür düşünceli, sorgulama becerisine sahip, herkese karşı hoşgörülü nesiller yetiştirmek istiyorsak bu anormalliğe karşı durmak sadece yayıncının, akademisyenin değil hepimizin sorumluluğudur.

İyi Kitap geçtiğimiz yıl “Korsan Yayıncılık” konulu bir dosya hazırladı. Yayıncılık dünyamızı ilgilendiren bu önemli konu; telif hakları, okuma kültürü, İnternet ve e-kitap dağıtımları gibi farklı boyutlarıyla ele alındı. Okurların belki de kafasının en karışık olduğu konulardan biri bu. Korsanla mücadelenin önemi hakkında neler söylemek istersiniz?

Günümüzde korsan yayıncılık çok farklı tiplerde yapılıyor. Bildiğiniz üzere klasik korsan yayıncılık, piyasada çok satan kitapların, yayıncısından, yazarından ya da çizerinden izinsiz olarak çoğaltılarak ucuz fiyatlarla piyasaya sürülmesiyle yapılır. Ama bu tip korsan yayıncılık artık sokaklardan çekilip İnternet üzerinden sosyal medya mecralarında ya da e-ticaret siteleri üzerinden yapılıyor. Pandemi sırasında kitap alışverişi ağırlıklı olarak İnternet üzerinden yapıldı. Özellikle de sosyal medyada paylaşılan kitapları korsan olarak algılamamak gibi bir eğilim söz konusu. Bu nedenle okura da büyük sorumluluk düştüğünü söyleyebiliriz. Her gün dijital korsan yapan binlerce yeni site ekleniyor, bununla mücadele büyük bir iş hâline geldi. Yayıncılar Telif Hakları ve Lisanslama Meslek Birliği, korsanla mücadele konusunda çok aktif. Hepimiz adına yaptıklarını çok değerli buluyorum.

Son olarak, duygularınızı öğrenmek isteriz; bir fikirden yola çıkıp bugünlere serpilip gelişen İyi Kitap neler hissettiriyor size? Nasıl tarif edersiniz böylesi kalıcı bir değeri var edebilmenin sizdeki etkilerini?

Desteğimizi fısıltıyla, kösteğimizi bağıra bağıra dile getiren bir milletiz. Biz de devam etme, yenilenme, gelişme dürtümüzü her zaman dönüp içimizde ve okurlarımızda arıyoruz. Neyse ki birkaç avuç insan yaptığımızın değerini biliyor. Bugüne kadar dergiye emek veren herkesin çabasıyla ortaya çıkan bu işle gurur duyuyorum.

Derginin yıllar içinde gelişen ve büyüyen bir takipçi kitlesi olmasını da çok değerli buluyorum. Cesaret edilemeyen dosya konularına ve zamansız kitaplara yer verişiyle eskimeyen ve keşiflere olanak tanıyan bir yayın hâline dönüşen İyi Kitap, her ay yayıncılar, öğretmenler, kütüphaneciler, veliler tarafından ilgi ve merakla takip ediliyor. Hâlâ yerini alacak yayınlar çıkmaması da alanında önemli bir iş yaptığını gösteriyor.

   

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.