İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Organik elmalar ve tuhaf çocuklar

“Organik” tanımı popülerlik kazandıkça eciş bücüş elmalara rağbet arttı. Artık görüntüsü mükemmellik yansıtmayan meyve ve sebzeler, lekeleri ve şekilsizlikleriyle, bilhassa bu özellikleri nedeniyle sevilmeye başlandı. Öyle ya, kurtçuklar bile onları tercih ettiklerine göre daha gerçek olmalılardı.

Yazan: Suzan Geridönmez

Büyük şehirden Elmaçiçeği Kasabası’na taşınan Petek, kendini işte bu “eciş bücüş ve bir kurbağa gibi benekli” elmalara benzetmektedir. Kasabaya adını veren elmalar nasıl ki büyük marketlerin manav reyonlarında sergilenen kusursuz elmalardan farklıysa Petek de diğer çocuklardan farklıdır. En azından kendini büyük şehirde hep yalnız hissetmiştir. Saçını başını daima bir baykuş şapkası altında saklaması bunun bir sonucu ya da tersine nedeni de olabilir.

Zeynep Alpaslan’ın son çocuk romanı Kaktüs Çiçekleri, Petek’le tanışmamızla başlıyor. Kendini mutsuz hissettiğinde müziğe sığınan, yakında açılacak yeni okulunda ilk defa gerçek arkadaşlıklar kuracağına ve her şeyin farklı olacağına dair ümitler besleyen bir çocuk o. Ama daha okulun ilk günlerinde, baykuş beresi teneffüste gülüşmelere neden olur. Diğer çocuklar Petek’le dalga geçer. Hayal kırıklığına uğrayan kız, bir kez daha müziğe sığınır. Kulaklığını takıp kendini hızlı bir rock parçasına kaptırdığında en kötü şey bile dayanılır gelir ona.

Hafta sonu kasabanın plak dükkânına koşup en sevdiği Kara Kediler grubunun yeni albümünü alması da bundandır. Tam da bir arkadaş bulma umudunu rafa kaldırdığı noktada, hayat karşısına örümceğiyle mutluluk dağıtan, en az kendisi kadar tuhaf bir kız çıkarır: Fırtına. Meğer Fırtına da onunla aynı okula gitmektedir. Bu durum ve onun da Kara Kediler grubu hayranı olması, iki kızın hemencecik yakınlaşıp arkadaş olmalarını kolaylaştırır. Artık Baykuş Kız Petek ile Örümcek Kız Fırtına ayrılmaz bir ikilidir.

Zamanla küçük arkadaş grubuna başka “tuhaf” çocuklar da katılır. Fırtına, başta Petek’i, Yarasa Kız Gece ile paylaşmak istemese de ve Yarasa Kız’ın, Çekirge Çocuk Bulut’a kanı hemen kaynamasa da aralarındaki pürüzler hızlıca aşılır. Peki, hepsi de müzikle güçlü bağları olan bu çocuklar hayal ettikleri gibi bir müzik grubu kurabilecekler midir? Petek’in yolda bulduğu ve birden yeniden hatırladığı müzik yarışması ilanı, önlerine bu hedefi koymalarına vesile olur. Kimi zaman ümitleri kırılsa da her seferinde birbirlerine cesaret veren arkadaşlar sonunda “Kaktüs Çiçekleri” grubunu kurar. İlk defa kendi parçalarını yazıp bestelemeye cesaret eden grup müzik yarışmasından ikinci olarak ayrılır.

Petek’in başından şapkasını çıkarıp saçlarını rüzgârda özgürce dalgalandırma zamanı gelmiştir…

Akran zorbalığı, arkadaşlık ve müziğin iyileştirici gücü gibi temalar etrafında örülmüş hikâye akıcı bir dille kaleme alınmış. Kurgunun sürpriz barındırmaması, gelişmelerin okur tarafından önden tahmin edilmesi okuma sürecini bir miktar sıkıcılaştırıyor. Hem şişman hem astım hastası olan Çekirge Çocuk Bulut dışta tutulursa, diğer karakterlerin “tuhaf” olmalarının ya da kendilerini öyle hissetmelerinin nedenleri epey havada kalıyor. Örneğin Fırtına, başlarda öfke kontrolü sorunu yaşayan birine benzese de arkadaşlarının bir-iki tembihlemesi onu sakin bir karaktere dönüştürmeye yetiyor. Kitapta başrolü oynayan Petek’e gelince; Baykuş şapka, gerçekten kişiliğiyle bütünleşen, kendi özgünlüklerinde ısrar ettiğini gösteren bir sembol rolü oynuyorsa onu neden çıkarmıştır? Madem çıkaracaktı, bunu neden, örneğin yeni okuluna başlarken değil de yarışmada başarılı olunca yapmıştır?

Kitapta, o ve arkadaşlarının ötekileştirilmelerine de sadece bu “dışsal” ya da “yüzeysel” olgular neden olduğu için “tuhaflıklar” biraz naylon bir etki bırakıyor. Olayların geçtiği mekânlar da benzer bir his uyandırıyor. Elmaçiçeği Kasabası, Türkiye kasabalarına benzemiyor. Hayali bir yer içinse fazla tanıdık. Plak dükkânları, antika melon şapkaların satıldığı butikler, buz paten pistleri, rock müziği yarışmalarının düzenlendiği sahneler, üniformasız okullar… Bir Amerikan gençlik filmini hatırlatıyor daha çok.

Kurguda derinleşmeden çözülen düğüm noktaları heyecan öğesini zayıflatmışsa da yazarın kıvrak dili okuru sürüklemeyi kısmen başarıyor. Fil rengi bulutlar, pencere önünden okyanus dalgası gibi çekilen gölgeler (eve dışarıdan bakan izleyici söylüyor bunu) ve bir üzüm tanesi gibi parıldayan güneş gibi benzetmeler orijinal ama her zaman atmosferi beslemiyor.

Kitapta, kurguda boşluklar da var. Mesela, süpermarketin deposunda müzik çalışmalarımızı sürdürebilir miyiz, diye sormaya giden çocuklar, olumlu yanıt aldıktan hemen sonra müzik aletlerini içeri taşıyorlar. Hayret, demek koca bateri yanlarındaydı o sırada. Onu buraya, ardındansa depoya hop diye nasıl taşıdılar acaba?

Mutlu son yaklaşırken Fırtına’nın onu sürekli ezen, zorba bir çocuk olan abisine, göz göze geldiklerinde hafifçe gülümsemesi de kafa karıştırıcı. İlla bir mesaj verilecekse tersi olsaydı keşke.

Kaktüs Çiçekleri
Zeynep Alpaslan
Resimleyen: Merve Dilek Efe
Editör: Hasret Parlak Torun
Redhouse Kidz Yayınları, 164 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.