İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Beklenen babalar ve tekmelenen madenciler

Yazar, Cape Breton’daki büyük maden faciasından yüz yıl sonra, madencilerin hayatına bir çocuğun gözlerinden bakıyor. Bizi 50’li yıllara götürürken, kendimizi 2000’li yılların Türkiye’sinde bulmamız işten bile değil.

Yazan: Suzan Geridönmez

Martı sesleriyle uyanan bir çocuk hayal edin. Pencereden bakınca ilk gördüğü denizdir. Çünkü bir sahil kasabasında yaşıyordur. Soluğu arkadaşıyla birlikte yıkık dökük çocuk parkına alıyordur. Binilebilecek durumda olan iki salıncakta yükseğe, daha yükseğe çıkarlarken karnında kelebekler uçuşuyordur.

Epey mutlu bir çocuk gibi görünüyor doğrusu. Oyundan eve döndüğünde annesi onun için sandviçini hazırlamıştır bile…

Ama yakamozların dans ettiği dalgalar, çimenlerle kaplı tepeler ve rüzgârda hışırdayan çiçeklerden başka şeyler de var çocuğun büyüdüğü kasabada. Tıpkı hayatında oyun, annesi tarafından yollandığı bakkal ve akşamları evi saran tavuk ve patates kokusundan başka şeyler olduğu gibi.

Çocuk her sabah evden ayrılan babasının yolunu gözlemektedir… Onu neden, annesi babası işe giden herhangi bir çocuk gibi beklemediğini Joanne Schwartz’ın yazdığı, Sydney Smith’in resimlediği Babamı Beklerken adlı resimli kitaptan öğreniyoruz.

Hikâye, Kanada’lı yazarın memleketi olan Cape Breton’un geçmişiyle yakından bağlantılıdır. Bu yarımada 50’li yıllarda bir madenci kasabasıydı. 2001 yılında artık yeterince kârlı olmadığı gerekçesiyle son kömür madeni de kapanan Cape Breton’un yakın tarihi, madencilerin zorlu hayatları, sendikal mücadeleleri, büyük grevleri ve maden kazalarıyla doludur. Yazar bir röportajında, içlerinde çocukların da bulunduğu 65 madencinin hayatını kaybettiği, bir o kadarının da yaralandığı Cape Breton’daki son büyük maden faciasından tam yüz yıl sonra o insanları anmak, onurlandırmak istediğini söylemiştir.

Yani çocuk, her gün denizin altında, derinlerde kömür kazıyan babasının yolunu, yazarın tarihsel bilincini iliklerinde yaşayarak gözlemektedir. Sabah pencereden baktığında ilk gördüğü denizdir ama babası aklına ondan bile önce gelmiştir. Bazen parktaki oyundan sonra denize nazır gömülmek isteyen dedesinin mezarına gitmektedir. Tıpkı baba gibi dedenin de hayatı yer altında, madende geçmiştir. Çocuk da büyüdüğünde madenci olacaktır. Çünkü bu kuşaktan kuşağa geçen bir meslektir.

Yazar, hiçbir şeyi sözcüğe boğmuyor. Yalın ve kısa cümleler çok az şey içeriyor. Ama yan yana geldiklerinde bizi madenci kasabasının ta içine, küçük bir çocuğun gündelik hayatı ve iç dünyasına çekiyorlar. Sydney Smith’in muazzam çizimleriyle canlanan, karanlıkla aydınlığın el ele verdiği bir dünya bu. Bir bakıyorsunuz ışık oyunlarıyla dolu deniz manzarasına dalmışsınız bir bakıyorsunuz kapkara madenin dibindesiniz. Kasabada, evde sıcak, pastel renklerle şekillenen ayrıntılar huzuru çağrıştırıyorken gri ve siyahın egemen olduğu yeraltı sahneleri o huzuru tehdit ediyor. Gün be gün, an be an…

Babamı Beklerken’in sonunda yazar bir not düşmeyi gerekli görmüş. Robert Mcintosh’un Maden Ocağındaki Çocuklar: Kömür Madenlerinde Çocuk İşçiliği adlı kitabından yaptığı bir alıntıdan da yararlanarak, günümüz çocuk okuruna madenci kasabasında hayatın nasıl olduğunu kısaca anlatmaya çalışmış. Sonuçta onun yaşadığı yerde Babamı Beklerken yakın tarihe dair, geçmişte kalmış bir hikâye.

Oysa Türkiye’de birçok kasabada çocuklar hâlâ, her sabah ekmek peşinde kömür ocağına inen babasının, abisini arkasından kaygılı gözlerle bakmaktadır. İşçi güvenliğini hiçe sayan patronların kâr hırsı yüzünden katliam niteliğindeki göçüklerde yaşamını yitiren madencilerin mezarı, ülkemizde çoğunlukla deniz manzaralı değildir ama mezar başında ağlayan madenci çocukları bildik bir manzaradır. Hâlâ maden kazalarını kalıcı bir şekilde önleyememişken hakkını isteyen madenciye atılan tekme cezasız kalmış, sineye çekilmiş, sorumlularca aklanmıştır.

Kısacası ülkemizde, 2019’da Uluslararası Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’ne aday gösterilen, Cilip Kate Greenaway Madalyası kazanan bu kitap son derece güncel ve etkisi bir kat daha çarpıcıdır.

Babamı Beklerken
Joanne Schwartz
Resimleyen: Sydney Smith
Türkçeleştiren: Gonca Özmen
Editör: Özlem Akcan
Kırmızı Kedi Çocuk Yayınları, 52 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.