İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Kendine yolculuk

İşte en korkuncu da bu ya… Birbirine fazla alışmak, her şeyin aynı olması. Bazen değişikliğe ihtiyaç oluyor.

Yazan: Funda Mengilli

“Bazı şeyler mutlaktır, örneğin deniz akıntıları, mevsimler, her sabah güneşin doğacağı. Ve deniz fenerlerinin yanacağı.” 1 Bilge Mumi Baba bundan emin. Ailesi için en iyisinin ne olduğunu, evin düzenini korumayı nasıl biliyorsa, öyle biliyor. Bazı şeyler mutlaktır ve bunu en iyi babalar bilir.

Peki bir gün deniz fenerleri yanmazsa? Sırf canları öyle istediği için. Ayaklarımızın altındaki zeminin kayması mı daha kötü, yoksa şeylerin hep olduğu gibi olması mı? Daha da bilge Mumi Anne’ye göre “İşte en korkuncu da bu ya… Birbirine fazla alışmak, her şeyin aynı olması. Bazen değişikliğe ihtiyaç oluyor.” 2 Örneğin bazen anneler ev halkının her ihtiyacını karşılayan kol çantalarını bir köşede bırakmak, yanlarında artık taşımamak istiyor.

Yine bazen tedirgin3 bedenlerine ayak uydurmakta zorlanan Mumişler, kendileriyle tanışmak için biraz alana ihtiyaç duyuyor. Bir dünya kurmaya, orada babalarıyla eşit olmaya, annelerinden bağımsız olmaya ihtiyaçları oluyor. Önce kendileriyle barışmaya, sonra “Ben kendi kulübemi yapacağım … Ziyaretime gelirsiniz,” 4 diyebilmeye.

Sahi değişim ne zaman makbuldür? Kendimizi artık gerçekleştiremediğimiz an, değişimin kaçınılmaz olduğu bir sır değil. O an, Mumi Baba gibi yaşantımızı kökten söküp hevesle yeniden kurabiliriz. Mumi Anne gibi sürüklendiğimiz akıntıya uyum sağlamak için türlü tuhaflıklar yapabiliriz. Mumiş gibi tek başımıza değişimle yüzleşmeye çalışabilir veya Minik May gibi her şeyin üstüne yürüyebilir, sözümüzü sakınmadan “Tam bir burjuvasınız!” 5  diye haykırabiliriz. Balıkçı gibi zihnimizdekilerin tamamını unutmayı tercih edebilir, zavallı Garko gibi gördüğümüz her sıcaklığın peşine takılabilir, büyülü deniz kısrakları6 gibi bizimle arkadaş olmak isteyen bir trolle alay edebiliriz. Yosunlar, ağaçlar ve kuşlar gibi kumlu kayalığımızı terk edip, korkuyla kaçışabiliriz. Deniz gibi köpürüp, önümüze çıkanı yerle bir edebiliriz. O an, hepimiz kendi yolculuğumuza çıkabiliriz.

Tove Jansson, her üyesinin böylesine özgün tepkiler verdiği bir dünyada baştan aşağı dönüşüm içeren bir yolculuğu anlatıyor romanında. Canlı, hatta cansız olmasını beklediğimiz tüm bileşenlerinin hisseden, düşünen, davranan bireyler olduğu bir Kuzey atmosferi yaşatıyor bize. Mumi serisinin yedinci kitabı Baba ve Deniz, 1965’te yayımlanmış. İçerdiği metaforik anlatım nedeniyle savaş dönemine, ismininse Hemingway’in Yaşlı Adam ve Deniz’ine gönderme yaptığı yorumlarına sahip.7 Ne de olsa, Finlandiya İsveçlisi azınlık bir topluma mensup yazar ve illüstratör Jansson, Nazi Almanyası karşıtı bir dergide Hitler’i de Stalin’i de hicveden politik karikatürleriyle ünlü. Yine de bu romanın daha çok otobiyografik öğeler içerdiği aşikâr. 8

Romanda, domestik rollere sahip ailenin baskın babası da anaç annesi de bohemlik içerse dahi, geleneksel İskandinav izlerini taşıyan yaşam biçimi olumlanmadan ancak eleştirellikten de uzak resmediliyor. Üstelik öyle bir görsellikle ki, manzarası tablo gibi önümüze seriliyor. Soğukkanlı, yargıdan uzak diliyle kurgu ustaca işleniyor. Karakterlere ne yazar ne anlatıcı karışıyor. Cümlelerin ardında okurun oynayabileceği genişçe alanlar var. Okurken Küçük Prens havasını sezinlemem bireysel okuma deneyimimden olduğu kadar, böylesine büyülü ve gerçekçi dilinden, okura sunulan alandan kaynaklanıyor olsa gerek.

Mumi karakterlerinin görsel hafızamızda sıcak bir yer edinmesi, trol gibi fantastik bir yaratığın tanıdığımız bir hayvana -hipopotamlara- benzer resmedilmesinden kaynaklı.9 Kapak çizimindeki aynı sıcaklık, insanı kitabın içine çekiyor.

Öte yandan cinsiyet içeren dillerden yapılan çevirilerde bazen his kayıpları yaşandığı bir gerçek.

Mumiş’in değişiminde rol oynayan fantastik deniz canlılarının ve yalnızlığını da simgeleyen öcü Garko’nun dişi olması gibi kimi nüansların yokluğu romanın bütününden eksiltmese de yorumlamanın zenginliğinden götürüyor. Gene de kitabı kapattığımızda aldığımız keyfi azaltmıyor, Mumi Baba gibi kuyruğumuzun ucundan kulağımızın ucuna kadar yalnızca anı yaşamış 10 birer okur  olarak tatminkâr bir hisle arkamıza yaslanmamıza engel olmuyor.

Baba ve Deniz
Tove Jansson
Türkçeleştiren: Ali Arda
Editör: Nihal Ünver
Dinozor Genç Yayınları, 224 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.