İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Begonvilli evlerin arasında…

Kurgusal handikaplarına rağmen, kitapta oldukça etkileyici bir dil kullanımının ve birbirinden güzel betimlemelerin olduğunu söyleyelim. İllüstratör Macide Damla Akyürek de anlatımın sıcaklığına ve hikâyenin ruhuna uygun çizimlerle çalışmış esere.

Yazan: Deniz Poyraz

Kaleiçi’ndeki Sır, Betül Tarıman’ın yeni kitabı. Begonvilli evlerin duvarlarına sarmaşıkların tırmandığı, çevresi surlarla çevrili eski mi eski bir coğrafyada geçiyor hikâye. Görenlerin hayran kaldığı, yeniden gelmek istediği ve şimdilerde Kaleiçi olarak anılan güzeller güzeli bir yerleşim burası. Kadınların akşamüzerleri pencere kenarlarındaki saksıları suladığı; teyzelerin ve amcaların kapı önü sohbetlerini sevdiği, balkonlarında akşam çaylarının içildiği dapdar sokakların havası Kaleiçi’ndeki Sır adlı eserin atmosferini oluşturuyor.

Başkahramanımız bir kedi. İsmi de Orfoz. Orfoz balığını çok seviyor. Bu nedenle balıkçılar Pamuk, Çakıl, Afacan, Ada gibi isimler vermek yerine ona Orfoz diye seslenmeyi uygun bulmuşlar. Bu Kaleiçi kedisinin belirgin bir özelliği var. Uykuya daldı mı yanında top patlasa uyanmaz; fakat kulakları ve gözleri alabildiğine keskin. Yakınından ansızın bir fare, köpek ya da kedi geçse hemen seziyor; mevcudiyetine bir tehdit algıladığında ise sivri pençeleri açılıveriyor. Kitabın diğer kahramanıysa Sinek Pertev. Orfoz’un kâh kulağına kâh kuyruğuna konup dikkatini dağıtan muzip bir varlık. Bazen yakın arkadaşına akıl hocalığı yapıyor, ilginç fikirler veriyor.

Hikâyenin iskeletini oluşturan mesele ise o civarlarda kaybolmuş önemli bir tarihi eser. Kaleiçi eşrafınca bilinen bir arkeolog olan Funda Hanım, Orfoz’a eserin bir fotoğrafını gösteriyor ve eğer eseri görürse, kendisine haber vermesini istiyor. Kahramanımız kedi Orfoz da Funda Hanım’a yardım etmek istediğinden, arkadaşı Pertev’le beraber eseri aramak adına yollara düşüyor.

Merak edenler için söyleyelim, aradıkları eser Antik Yunan veya Roma üslubunda resmedilmiş kırık bir anfora. Böylece Orfoz ve Pertev, bu tarihi eserin peşi sıra bütün bir Kaleiçi’nin altını üstüne getiriyorlar. Bölgede bulunan Suna & İnan Kıraç Müzesi, Aya Yorgi Kilisesi, Hıdırlık Kulesi, Yivli Minare gibi tarihi ve turistik mekânları birer birer geziyorlar. Yazar belli ki bu sayede, metni genç okurlar için bir gezi rehberi hâline getirmeye de gayret ediyor. Hatta Börekçi Tevfik, Son Çare Köftecisi gibi şehrin emektarı esnaf dükkânlarına da selam çakmayı ihmal etmiyor. Orfoz ve Pertev’in ayak/kanat izlerini takiben, Antalya’nın doğal ve tarihi zenginliğini keşfetme arzusu uyandırmak istiyor okurda.

Eserdeki zengin sözcük kullanımı, kitabı okumak adına başlı başına bir sebep; metin aksamadan, başladığı gibi bitiveriyor. Fakat bazı sorunlar yok değil. Çocuklara yönelik eserler öğretici olma iddiası taşıyabilir, bu doğal. Ancak “Bu öğreticilik daha yumuşak ve kendini hissettirmeden ele alınsaydı keşke,” diye düşünmeden edemiyoruz Kaleiçi’ndeki Sır’ı okurken. Elimizdeki kitap her şeyden evvel bir kurmaca metin. Bu ön kabulle okumaya başlıyoruz. Çünkü kurgusuyla, diyaloğuyla, satır aralarında gizli alt-metinleriyle ve yedi yaş üstü okura hitap eden hikâyesiyle edebi bir eser olma iddiası da taşıyor. Oysa zaman zaman edebi bir eserde eğreti duran yaklaşımlara giriştiği görülüyor yazarın. Bazen kendi fikirlerini ya da okurda uyandırmak istediği düşünceleri yarattığı karakterlerin ağzından aktarmaya girişebiliyor. Örnek vermek gerekirse: “Biliyorsun,” demiş Pertev, “burası sıcak bir memleket; sokak aralarındaki su kanalları şehre serinlik veriyor. Fakat geçen gün koca koca adamlar, şehrin ara sokaklarını gezdiler; aralarında konuşurlarken duydum, su kanallarını kaldıracaklarmış. Bir şey yapmamız gerek…” Burada okur, sokak hayvanları veya bölge halkı için olumsuz durumlar teşkil edecek şehircilik düzenlemelerini, bunların fiziki etkilerini kurgunun bir parçası olarak okusa, elimizdeki metin edebiyat denen mefhumun ruhuna daha çok hizmet edebilirdi belki bu anlamda.

“Sırlarla dolu bir kedi” olduğu söylenen Orfoz’a dair pek bir sır da göremiyoruz metin boyunca. Orfoz’un, gün geçtikçe çoğalan kedilerden şikâyetçi olmaya başlayan Kaleiçi halkının sevgilisi oluşu ise metinde yalnızca yine bir yazar beyanı olarak kalıyor. Kaleiçi halkının Orfoz’a dair özel ilgisinin sebepleri biraz daha detaylandırılabilirmiş gibi geliyor okurken. Birkaç noktada anlatımın kuvvetini azaltan, gereği yokken kendini açıklamaya gayret eden cümleler de göze çarpıyor. Orfoz ve Pertev’den bahsettiği ilk bölümde “bu bizim iki kafadar çok iyi arkadaş olduklarından başlamışlar sohbet etmeye,” demesi buna örnek.

Fakat tüm bu kurgusal handikaplara rağmen kitapta oldukça etkileyici bir dil kullanımının ve birbirinden güzel betimlemelerin olduğunu söyleyelim. İllüstratör Macide Damla Akyürek de anlatımın sıcaklığına ve hikâyenin ruhuna uygun çizimlerle çalışmış esere. Renkleri ve çizgileri, eserin masalsı anlatıma ahenk katmış. Kaleiçi’ndeki Sır, Hep Kitap etiketiyle raflarda. İyi okumalar.

 

 

 

Kaleiçi’ndeki Sır
Betül Tarıman
Resimleyen: Macide Damla Akyürek
Editör: Bade Baran
Hep Kitap, 88 sayfa

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.