İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

“Biz yazalım, okuyan olur mutlaka!”

Bu sabah 7 alarmıyla zar zor uyandım. Evden alelacele çıktım, geç kalmıştım. Her gün bindiğim otobüse koştum ama tam varmışken otobüs kaçtı. Gayriihtiyari, çantama baktım. Cüzdanımı unutmuştum…

Yazan: Irmak Ertaş

Bazısı böyle bazısı nispeten daha huzurlu şekilde akıp giden günlerimizin ortak özelliği, her şeyin zamansız ve tüketici olması. Yavaşsan geç kalırsın, hızlıysan eksik.

Buğday Hareketi’nin kurucusu ve ekolojik tarımın öncüsü olarak tanıdığımız Victor Ananias, çocukluk mahlasıyla Vitito’nun deneyimleri ve anılarını konu alan Vitito’nun Ustaları, çocukları unutulmaz bir dünyayla tanıştırıyor. Ama şehir ve plaza havasını soluyarak yetişmiş, doğayla bağı yaz tatilleriyle sınırlı pek çok yetişkin de bu kitaptan yeni ve kıymetli çıkarımlarda bulunabilir diye düşünüyorum. Yazarın deyimiyle, “yaşam ustalarının” öğretileri her yaştan insan için, tüm zamanlarda aynı derecede kıymetli ve geçerli. Zaman ve emek kavramlarının bu denli değersizleştiği, doğa ve insan arasındaki harmoninin kaybolmaktan öte güzellikleri tahrip etmeye başladığı dünyada, Güneşin Aydemir’in güzel fikri ve paylaştığı hikâyeler derin bir nefes aldırtıyor.

“Yapıp Edenlere Övgü” diyerek basit ama güçlü bir ifadeyle başlayan kitap, Vitito’nun altı yaşındayken anne babasıyla birlikte Ege’nin bir köyüne yerleşmesinden yetişkinliğine kadarki süreyi anlatıyor ve taş ustası Ali amcadan değirmenci Bayram ustaya kadar, hızla geçen zamana inat, yaşamı aceleye getirmeyen kalender Anadolu insanının öğütlerini merkeze alıyor.

Ali amcanın özenli ve telaşsız çalışmasını hayranlıkla izleyen Vitito, bir işi hakkıyla yapmanın önemini ve doğadaki her şeyin bir zamanı ve yeri olduğu gerçeğini öğreniyor. Ali usta evlerini yaptıktan sonra Tata, yani Vitito’nun babası, köyün tepesindeki değirmeni çalıştırmak ve “tam” un üretmek istiyor. Artık tam yerine ya hazır ya da beyaz un tüketmeye alışan insanlara inat, “Biz çalıştıralım, [buğday çuvallarını] getiren olur,” diyor Tata ve başlıyor çalışmaya. Oraların en ünlü değirmencisi Bayram usta ile tanışıyoruz bu sefer. Bayram usta, buğdayı yakmadan un çıkarmayı başarıyor ve doğanın hakkaniyetli döngüsüyle ilgili, Vitito’ya, “Yaptığın işte hak geçmeyecek. Herkes emek vermiş, kurdun kuşun hakkını teslim etmiş, yağmurun bile hakkı var bunlarda; bak, un yapınca rüzgârın da hakkı olacak. Haklarını vereceksin ki sen de alasın hakkını,” diyor. Gerçekten de bu muazzam döngüyü korumak, en önce hakkını vermekten geçiyor. Çocukların bunu erken yaşta kavraması ise doğa ile arasında sağlam temelli bir köprü kurmasına fırsat tanıyor.

Tata, daha sonra değirmenden çıkan unla çeşit çeşit ekmek yapmak için bir fırıncıyla anlaşıyor. “Kimse almaz,” dense de Tata yine aynı düsturla, “Biz yapalım, alan çıkar,” diyerek yola devam ediyor. Gün geliyor, fırından çıkan mis gibi peksimet ve tam ekmek kokularına kasabalılar dayanamıyor ve şifalı ekmekler bir bir tükeniyor. Vitito ve Tata, gün içinde sokak sokak gezerek ekmek ve peksimet satıyorlar.

Vitito işte böyle böyle, ustalardan öğrenerek büyüyor. Sonra güzel yiyecekler, çukaleler, sepetler ve öğrendiği diğer şeyleri satabileceği bir dükkân açıyor. Hem de etrafındakiler yine, “Kimse almaz artık bunları!” dese de. Çünkü Vitito içten içe biliyor: “Biz açalım, gelen olur mutlaka!”

Vitito yıllar sonra bile doğada her şeyin bir yeri ve zamanı olduğunu unutmuyor, unutamıyor. Çünkü bildiği herkes ve her şey ona bunu söylüyor: Bir tohumdan sayısız can doğar. Doğadan aldığını doğaya geri vermeye hayatı boyunca devam ediyor, bunu benimseyebilecek insanları da bu yolda teşvik ediyor. Her gün, Anadolu’nun eşsiz öğretmenlerinden öğrendiklerini hayata geçiriyor, gelişiyor, değişiyor.

Bu sabah güneşin doğuşuyla uyandım. Pencereyi açıp dışarıya baktım; çatıdaki martının yavruladığını gördüm. Yasemin kokusunu içime çektim, bahar gelmişti. Kapıyı çekip çıktım. Hayat gerçekten de gördüğün her şeye, bildiklerine rağmen şaşırabildiğinde çok güzel!

“Nezaket ilk erdemdir, belki de tüm erdemlerin kökenidir,” deniyor Büyük Erdemler Risalesi’nde. Doğaya, zamana, birbirimize ve iç dünyamıza karşı nezaket… Aslında kurmamız gereken dengenin temeli belki de budur. Kitap, çocuklara pek çok değerli mesaj veriyor; aileleriyle beraber okuduklarında sohbet konusu olabilecek sayısız soru öneriyor. Minik zihinlere, doğanın mucizevi vericiliği ve alıcılığını öğrenmek için iyi bir fırsat sunuyor.

O yüzden, herkese bir reçete: Bu kitabı, peksimetinizi zeytin suyuna bana bana okuyun; ardından da çimlere yatıp, bol bol sohbet ederek tartışın.

 

 

 

Vitito’nun Ustaları
Güneşin Aydemir
Resimleyen: Zeynep Özatalay
Editör: Seda Kostik
Kuraldışı Çocuk Yayınları , 56 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.