İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Hayat dediğin dostluk, dayanışma, keşif

Roman, birbiriyle rahatça ilişkilenen ve güzel bir yumağa dönüşen hikâyeler kurmakta oldukça başarılı. Macera duygusunun eşlik ettiği anlatı boyunca, tüm türlerin birbirinin dilinden anlaması, hayatı nasıl da kolaylaştırıyor!

Yazan: Sema Aslan

Koray Avcı Çakman’ın, adı Gezgin olan bir kedinin gözünden ve dilinden yaşamı anlattığı romanı Dokuz Evin Kedisi için, karşılaşmalara izin vermek hakkında bir hikâyedir, diyebiliriz. Uzmanlığı tarih olan bir araştırmacının evinde yaşayan; yaşadığı süre boyunca da insan, yaşam, coğrafya ve tarih hakkında pek çok şey öğrenmiş olan bir annenin yavrusudur Gezgin. Kardeşlerine kıyasla da azıcık çirkin bir kedicik. “İnsanının” yanında mutlu bir yaşam geçirmiş olan anne kedi, yavrularına da benzer bir yaşam diler, her konuşmasında onlara ev kedisi olmalarını salık verir. Ancak Gezgin ne öyle kolayca gönül çalacak, sahiplenilecek albenili bir kedidir ne de ev kedisi olmaya niyetlidir. Gerçi bu, onun sokak kedisi olmaya heveslendiğini de göstermez… (Bu aşamada işler diğer kediler için biraz anlaşılmazdır; ya sokak kedisisindir ya da ev kedisi!) Aksine, Gezgin’in yaşam felsefesinde tanışmak, keşfetmek, buluşmak vardır. Adı bu nedenle Gezgin’dir; zaten adını da kendi seçmiştir. Gezgin, insanı bol bir kedidir. Sokakları, evleri, gidebileceği kapıları vardır; bağlandıkları ve özledikleri vardır. Bu, rahatı bulduğu ilk eve yayılacağı anlamına gelmese de… Gezgin, kâh orada kâh burada yaşayan, ilkeleri olan, kendinden emin bir kedidir özetle. Tanıştığı her insan, ona bir isim verdiği için ismi de boldur. Dokuz farklı evde dokuz farklı isimle çağrılan, her evin baş köşesinde yeri olan ama hiçbir eve ait olmayan bu kedinin serüveni, hiçbir zaman bir ev kedisi olmayacağını fark etmesiyle başlar. Gezgin, sıkılarak da olsa, annesini ve kardeşlerini geride bırakarak, yeni yaşamına adım atar. Annesinin verdiği ismi ve onlarla yaşadığı bahçeyi terk eder, sokaklarda Gezgin adıyla hayatı keşfe çıkar. Ve sonra başka isimler, başka yaşamlar, anılar ve buluşmalar zamanı gelir.

Evden ayrılışıyla tanıştığı ilk kişi, Bayan Akide Şekeri olur. Eşini kaybetmiş, geçmişte güzel bir yaşam sürdüğü belli bu yaşlı kadın, Gezgin’in ruhunu görebiliyordur. Akide Şekeri, Gezgin’i sadece misafir edebileceğini daha en başından anlamıştır ve sırf bu yüzden bir kedi kapısı yaptırmıştır! Canı isteyince gelip kendisini ziyaret edebilsin diye. Gezgin bu evde Kadillak adıyla çağrılır.

İkinci insanı, Heme, savaş mağduru bir çocuktur. Heme, Gezgin’e “mutluluk” anlamına gelen Saida adıyla seslenir. Heme, mutluluğun hasretindedir.

Zengin bir ailenin kızı olan Mira, Benekli adıyla sahiplenir Gezgin’i. Hiç hesapta yokken gözünü veterinerde açar Gezgin. Yıkanmış, tırnakları kesilmiş ve boynuna tasma geçirilmiştir. Fırsatı yakaladığı gibi kaçar!

Kendi gemisinin kaptanı, görmüş geçirmiş bir adamla rastlaşınca tasmasından kurtulur ve yeni adını alır: Aganta. Gezgin, günün birinde maviliklere açılacaktır!

Bir balerinin yardımıyla, yaralandığı sokak kavgasının izlerini üzerinden atarken geçirdiği günler boyu, Allegro olur ismi. Balerin, Gezgin’in kalbini çalacak zarafetiyle hikâyede de iz bırakır.

İşi gücü elinin tersiyle itip sokakları mekân eylemiş Baraka Adam için, Asil olur Gezgin. “İşi gücü bıraktın da ne oldu? Herkes kölesi olduğu eşyaları çöpe atıp dururken sen de zamanını çöpe atıyorsun,” mealinde bir konuşma yapar Gezgin, Baraka Adam’la. Ama Baraka Adam’dan çok önemli bir şey öğrenir: Çöpte hazineler bulunabileceğini!

Ve en son, bir terzinin yanında Teyel adını alır.

Tüm isimleriyle barışık, seçiminin keyfini sürerek yaşar Gezgin. Hikâyenin en önemli yanı, ona ismini veren tüm insanların, bir noktada birbiriyle de temas edecek olmalarıdır. Gezgin, kendi dilinden anlayan, onu duyan ve isteklerine yanıt veren bu insanları, kimi zaman bile isteye buluşturur kimi zaman da insanlar Gezgin sayesinde birbirlerini bulur, tanır, tanış olur. Sadece insanlar da değil, efsanevi kedi köpek didişmesinin kahramanları da dayanışmanın hangi kilitleri açabildiğini gösterir. “Hayat dediğin iki hav bir miyav be Gezgin!” diyen kara köpek Mavi, kedilerin dostu olarak hikâyede önemli bir rol üstlenir. Sokağa adım atmasıyla, hikâyeleri buluşturur bu kedi. İnsanları sevmeyen kediler, kedileri sevmeyen insanlar, aynı fikirde olmayan kediler, birbirine tahammül edemeyen köpekler… bu hikâyenin içinde genel geçer cümlelerden uzakta, kendi içlerinde, kendi “hâlleri” olarak değerlendirilir.

Roman, birbiriyle rahatça ilişkilenen ve güzel bir yumağa dönüşen hikâyeler kurmakta oldukça başarılı. Macera duygusunun eşlik ettiği anlatı boyunca, tüm türlerin birbirinin dilinden anlaması, hayatı nasıl da kolaylaştırıyor! Bir ayrıntıyla: Sadece anlamak isteyenler anlıyor; gözü kulağı kapalı olanlar, tahmin edilebileceği gibi, hiçbir şeyden anlamıyor, hiçbir şeyi görmüyor, duymuyor.

 

 

 

Dokuz Evin Kedisi
Koray Avcı Çakman
Resimleyen: Elif Sakallı
Editör: Burhan Düzçay
Tudem Yayınları, 144 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.