İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Mağlupların bakış açısı…

Kuper’ın, kafkaesk durumu çok iyi hissettirdiğini düşündüğüm “karanlık” çizimleri, Kafka öykülerini daha az kelimeyle ama etkisinden çok şey yitirmeden okura aktarabilmesini sağlamış. Sadece aktarmakla kalmamış, “Dağlarda Gezinti” öyküsünde olduğu gibi anlatıya, çizimleri yoluyla eklemlediği zaman ve mekân yorumuyla bambaşka bir boyut katmayı da başarmış.

Yazan: Safter Korkmaz

Filozof Michael Löwy, Franz Kafka Boyun Eğmeyen Hayalperest¹ isimli çalışmasında, “kusursuz Kafka durumu”nun ilk kez 1936’da Malcolm Lowry tarafından dile getirildiğini belirlese de “Kafkaesk” sıfatının ortaya çıkışını, New Yorker dergisinde 1947 yılında yayımlanan ve “çıkışsız Kafkaesk kâbus (a kafkaesque nightmare of blind alleys)”tan söz eden bir makaleye dayandırır. Löwy buradan devamla “kafkaesk” sözcüğünü tanımlamaya girişir: “Sözlüklere ve ansiklopedilere girmiş olan bu terimi tarif etmek güç değildir: ‘Baskıcı atmosfer’e (Robert); ‘kişisellikten çıkmış uğursuz güçlerin insanlararası ilişkileri denetlediği’ ‘kâbus gibi bir dünya’ya (Twentieth Century Words, Oxford, 1999); ‘esrarengiz, kaygılandırıcı (unheimlich) ve tehditkâr’ (Duden) bir duruma; ‘yönünü şaşırmış bireyin kaybolduğu’ labirent biçiminde ‘bürokratik ve totaliter, dolambaçlı yöntemlerle birlikte, saçma ve şizofrenik olarak rasyonel bir örgütlenme’ye (Penguin Encyclopedia, 2003) gönderme yapar. Sözlüklerin çoğu bu sıfatın yaygın kullanımında temel olan ironik boyutu ihmal ederek karanlık, uğursuz yana vurgu yaparlar. Gerçekten de, ‘Kafkaesk durum’, bürokratik kurumların gündelik işleyişi içindeki gülünç saçmalıktan “idari” iktidarın en ölümcül tezahürlerine dek varan bir deneyim yelpazesini tanımlamaktadır.” (s. 91)

Löwy tarifinde, kafkaesk durumun “karanlık, uğursuz” yanına dikkati çeker. Gerçekten de “kafkaesk”i açıklama çabasına girişenlerin sıklıkla ifade ettiği “gerçeklikten kopma”, “absürd olma” hâli, Löwy’nin işaret ettiği “karanlık, uğursuz” yan ihmal edildiğinde eksik bir tarife dönüşür. Kafka öykülerinin tedirgin edici atmosferi, okur için çeşitli içsel sorgulamaların başlangıcı olabileceği gibi; kafkaesk duruma atfedilen gerçeklikten kopma hâli, aksine, günlük yaşamın içinde kanıksadığımız baskıcı iktidar biçimlerinin, bizi rahatsız edecek kadar “gerçekçi” bir tarifine dönüşebilir. Kanıksama hâlimiz ne kadar derin ve bizi ele geçiren “bürokratik kurumların gündelik işleyişi” ne kadar mutlaksa, yaşadığımız rahatsızlık hâli de o kadar büyüktür. Bu anlamda “kafkaesk” durum, okurun yalnız başına karşılamak zorunda kaldığı bir distopik tasavvur hâlidir. Löwy aynı eserinde bunu şöyle tanımlar: “Eserlerinde gösterdiği şey yalnızca ‘nesnel gerçeklik’ değil, daha önemli bir şeydir: öznel bir deneyim, ‘aygıtlar’la karşı karşıya kalan bireylerin deneyimidir. Kafka’nın romanları mağlupların bakış açısından yazılmıştır, bürokratik makinenin ‘rasyonel’ ve ‘kişisellikten sıyrılmış’ çarklıları arasında öğütülenlerin bakış açısındandır. Walter Benjamin’den aktarırsak, Kafka’nın eserleri modern hukuk ve devlet iktidarının fazlasıyla teskin edici imgesini ters yönde çiziktirir.” (s. 93)

İşte illüstratör/yazar Peter Kuper’ın grafik-öykü derlemesi Kafkaesk’ini okurken -izlerken-, bir kez daha, Löwy’nin Kafka öykülerine atfettiği “mağlupların bakış açısı” tespitinin ne derece haklı olduğunu gördüm.

PETER KUPER’IN KAFKA’SI

Kafka’nın yakın arkadaşı Max Brod, 1968 yılında verdiği bir röportajda, ünlü yazarın “bugün kendisine atfedildiği kadar depresif” olmadığını açıklarken, “Neşeli bir tabiatı var mıydı?” sorusunu ise gülerek “O kadar ileri gidemem,” diye yanıtlıyordu. Yine aynı röportajda Brod, Kafka’nın yalnız kaldıklarında ya da küçük bir grup içinde “etkileyici bir nüktedanlık” sergilediğinden bahsediyordu. Peter Kuper da Metis Yayınlarının Türkçeye kazandırdığı Kafkaesk isimli eserinin giriş yazısında, Brod’un bahsettiği nüktedan Kafka’ya selam veriyor. Kuper yazısında, Dönüşüm kitabı ile tanıştığı Kafka’yı başta rahatsız edici bulduğunu anlatıyor. Ancak sonrasında, yüksek sesle Kafka okumayı seven bir arkadaşı sayesinde, “Kafka’nın, karakterlerini içine koyduğu absürd durumları ve onların bu durumlara verdiği ciddi tepkileri duyduğumda kahkahayı basar,” hâle geldiğini söylüyor. (Kafkaesk, Peter Kuper, s.8) Kuper, 1988 yılında Kafka’yı “çizgi romana tercüme etmeye”, eserlerinde gördüğü bu mizah sayesinde başlar. “Sonraki yıllarda ise öykülerini daha karanlık hakikatleri yüzünden uyarlamaya” devam eder. (s. 8)

Kendi adıma, Kafka öykülerinin kahramanlarının düştükleri absürd durumları kahkahalar eşliğinde okuyamadığımı itiraf etsem de kafkaesk durumun ince bir mizah içerdiğini kabul etmek zorundayım. Öte yandan Peter Kuper’ın kitabında çizgilere döktüğü öykülerin hemen hepsinde öne çıkanın, bu mizah duygusundan çok yine Kuper’ın dikkati çektiği “karanlık hakikatler” olduğunu belirtmeliyim.

14 GRAFİK-ÖYKÜ

Kuper, eserinde Kafka’nın 14 öyküsünü çizimleriyle yeniden yorumlamış. Bu 14 öyküyü resimlerken mevcut İngilizce çevirilerinden yararlanmayı yeterli bulmamış olacak ki, Almanca bilen bir arkadaşından yeniden çeviri konusunda destek almış. Sadece çeviri konusunda değil, öykülerin isimleri konusunda da mevcut çevirilerle sınırlı tutmamış kendini. Farklı çevirmenlerin, geçmişte öyküleri farklı isimlerle çevirmiş olmasından güç alarak, öykü başlıklarının bazılarını da yeniden yorumlamış. 14 öykü şöyle sıralanmış içindekiler kısmında: “Dağlarda Bir Gezinti”, “Küçük Bir Fabl”, “Dümenci”, “Topaç”, “Yuva”, “Vazgeç!”, “Kova Sürücüsü”, “Bir Açlık Sanatçısı”, “Bir Kardeş Cinayeti”, “Ağaçlar”, “Kanun Önünde”, “Köprü”, “Cezalılar Kolonisinde” ve “Akbaba”.

Kuper resimleme tekniği olarak “tebeşirle kaplanıp mürekkeple boyanmış sayfaları (scratch-board) gravüre benzer şekilde kazıma yöntemini”(s. 8)  kullanmış. Kafka öykülerinin “karanlık, uğursuz” atmosferini, siyah rengin etkinliğiyle başarıyla yansıtan bir tercih olmuş bu. Kuper, bu tercihinde Kafka’nın çağdaşı kimi sanatçıların yanı sıra gravürden resimli öyküler yaratarak grafik romanın öncülüğünü yapan Frank Masereel ve Lynd Ward gibi çizerlerin de etkili olduğunu açıklıyor. (s. 8)

Kuper’ın kafkaesk durumu çok iyi hissettirdiğini düşündüğüm “karanlık” çizimleri, Kafka öykülerini daha az kelimeyle ama etkisinden çok şey yitirmeden okura aktarabilmesini sağlamış. Sadece aktarmakla kalmamış, “Dağlarda Gezinti” öyküsünde olduğu gibi anlatıya, çizimleri yoluyla eklemlediği zaman ve mekân yorumuyla bambaşka bir boyut katmayı da başarmış. Bu kısacık öyküyü, taş devrine götürüp bir mağara adamının ağzından dinlememizi sağlaması belki de kafkaesk durumun zamansızlığına işaret ediyor.

Benzeri şekilde “Ağaçlar” öyküsünü, bir metropol sahnesine taşıyıp sokakta yaşayan evsizlerle tasvir edişi, öykünün rahatsız edici ruhunu bir kat daha ağırlaştıran gerçekçi bir zemine taşıyor.

Kafka’nın en sevdiğim öykülerinden olan “Kanun Önünde” ya da “ Bir Açlık Sanatçısı” örneklerinde olduğu gibi, Kuper çoğu öyküde orijinal yoruma sadık bir görsel anlatı dili tercih etmiş. Bu iki öykü başta olmak üzere, “Küçük Bir Fabl”, “Kova Sürücüsü”, “Cezalılar Kolonisinde”, “Akbaba”, “Yuva”, “Bir Kardeş Cinayeti” öyküleri, bence, yazının girişinde ele almaya çalıştığım kafkaesk üslubun en güzel örnekleri sayılabilir.

“Kanun Önünde”, “ Bir Açlık Sanatçısı”, “Cezalılar Kolonisinde”, “Akbaba”, “Köprü” ve “Bir Kardeş Cinayeti” öykülerinde olduğu gibi, yer yer kanlı görüntülerin de eşlik ettiği ve kahramanların ölümüyle sonuçlanan aksiyon sahneleri oldukça canlı resmedilmiş. Bu çarpıcı resmediş, bir bakıma Löwy’nin “mağlupların bakış açısı” tespitine gönderme olarak kabul edilebilir mi?

HERKES İÇİN KAFKA

Nerede okuduğumu, kimin yazdığını (ya da söylediğini) anımsamadığım ama çok katıldığım bir belirleme var Kafka’ya dair. Mealen şöyle bir şey bu belirleme; tek bir Kafka’dan söz etmek mümkün değildir, herkes için ayrı bir Kafka vardır öykülerinde. Bu pencereden baktığımda, Kafkaesk, Kuper’ın Kafka’sını anlatıyor bize. Şüphesiz bizim Kafka’mıza benzer pek çok yanı olan ama özgünlükleriyle öne çıkan bir Kafka bu. Kafka’yla daha önce buluşmuş, külliyatına yabancı olmayan okur için, kendini yabancı hissetmeyeceği ama farklı pencereler bulabileceği bir okuma deneyimi sunuyor Kafkaesk. Öte yandan Kafka ile henüz tanışmamış genç okur için de kendi Kafka’sı ile tanışabileceği iyi bir başlangıç noktası olabilir.

 

1    Franz Kafka Boyun Eğmeyen Hayalperest , Michael Löwy, Çeviri: Işık Ergüden, Versus Kitap

 

 

 

Kafkaesk – 14 Öykü
Peter Kuper
Türkçeleştiren: Özde Duygu Gürkan
Metis Yayınları, 160 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.