İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Bir roman kahramanı olarak Orwell

İlk kitabı Paris ve Londra’da Beş Parasız’ın 1933’te yayınlanmasıyla birlikte Eric Blair, George Orwell’a dönüşür. Orwell’ın bu dönemde yazar ve gazeteci olarak şöhreti, esas itibarıyla yoksulluk ve iktisadi durgunluk  hakkında yazdıklarına dayanıyordu.

Yazan: Gökhan Yavuz Demir

İnsan her hâlde bir çocukken, bir ihtiyarken, bir de ikisinin arasında şayet işsiz kalmışsa bir günün saatlerini nasıl tüketeceğini bilemiyor olsa gerek. Artık çocuk değilim ve sanırım henüz ihtiyar da sayılmam; fakat çalışmadığım günler sanki her günden daha uzun sürüyor ve bitmek bilmiyor. Acaba Kocabaş hiçbir şey yapmadan bütün gün bahçede uyuklayarak bir günün sonunu nasıl getiriyor diye düşünürken kargodan bir çizgi roman çıkıyor. Evet ya! Çocukluğumun sonu gelmez okul sonrası öğleden sonralarında sayfaları arasında maceradan maceraya koştuğum o çizgi romanlar! Çizgi romanların dünyasında can sıkıntısına asla yer yoktur. Muhtemelen bilgisayar oyunları, sezon sezon diziler ve akıllı telefonlarımız dâhil insanlığın hiçbir icadı konu can sıkıntısıyla baş etmek olduğunda çizgi romanlarla aşık atamaz.

Gerçi kargodan çıkan çizgi roman, çocukluğumda “Teksas-Tommiks” diye bilinen o İtalyan çizgi romanlarından değil; hatta basbayağı bir yazar biyografisi. Sébastien Verdier ile Pierre Christin’in yazıp çizdikleri Orwell, tahmin edeceğiniz üzere bütün dünyanın genellikle Hayvan Çiftliği ve 1984 ile tanıdığı George Orwell’ın hayat hikâyesini anlatıyor. Oldum olası büyük yazarların hayat hikâyelerini -ekseriyetle- çok sürükleyici bir roman tadında bulmuşumdur. Bu önyargım Orwell için de geçerli. Bir yazar olarak Orwell’ın hayat hikâyesini, bir roman kahramanının hikâyesi olarak okumaya başlıyorum. Ve uzun bir süreliğine bütün sıkıntılar buharlaşıp gidiyor.

Neredeyse yüz elli sayfa civarında olan kitabın çizimlerine, yer yer birer ikişer sayfayla André Juillard, Olivier Balez, Manu Larcenet, Blutch, Juanjo Guarnido ve Enki Bilal gibi illüstratörler de desenleriyle renk katıyor. Doğrusu bu kadarı bile çizgi romanı tekdüze bir anlatımdan uzak tutmaya kâfi geliyor ve hatta hikâyeye müthiş bir dinamizm kazandırıyor.

Aslında kitabın yazarı, bütün hikâyeyi yine Orwell’ın kitaplarında yazdıklarına dayandırıyor. Bu anlamda Orwell’ın asıl yazarı yine Denemeler’in, Günlükler’in, Balinanın Karnında’nın, Paris ve Londra’da Beş Parasız’ın, Wigan İskelesi Yolu’nun, Katalonya’ya Selam’ın, Hayvan Çiftliği’nin ve 1984’ün yazarı George Orwell. Çünkü çizgi romanın yaratıcıları zaten bu kitaplara açıkça atıf veriyor, hatta yer yer yazarın bu kitaplarından hatırı sayılır uzunlukta alıntılar yapıyorlar.

“Orwell Olmadan Önce Orwell” adlı ilk bölümde 1903 doğumlu Eric Blair’in çocukluğuna ve okul yıllarına şahitlik ediyoruz. Eton mezunu Blair üniversite okumak yerine, henüz on sekiz yaşındayken Hindistan İmparatorluk Polis Teşkilatına katılıyor ve Birmanya’da beş sene görev yapıyor. Fakat çok geçmeden bir sömürge polisi   olarak hizmet ettiği emperyalizmin kokuşmuşluğuna daha fazla dayanamıyor ve istifa edip çocukluğundan beri hayallerini süslediği gibi yazar olmaya karar veriyor. Fakat bu yeni hayatının ilk iki buçuk senesi, daha sonra Paris ve Londra’da Beş Parasız’da anlatacağı üzere, tam bir sefalet içinde geçer. Hayatı, insanları, İngiliz toplumunu ve yoksulluğu anlamak isteyen -henüz daha George Orwell mahlasını kullanmayan- Eric Blair’in, bu sefalet için o günlerde pek çok yazar adayının tercih ettiği Paris’i seçmesi bile yazar olmak arzusunun ne kadar ciddi olduğunun ispatıdır.

İlk kitabı Paris ve Londra’da Beş Parasız’ın 1933’te yayınlanmasıyla birlikte Eric Blair, George Orwell’a dönüşür. Orwell’ın bu dönemde yazar ve gazeteci olarak şöhreti, esas itibarıyla yoksulluk ve iktisadi durgunluk  hakkında yazdıklarına dayanıyordu. Wigan İskelesi Yolu’nda emperyalizme ve sınıf farklarına karşı oluşunu, özgürlük ve eşitliğin sosyalist tanımlarına bağlılığını, fakat bir yandan da örgütlü sosyalist hareketlerin çoğuna da karşı olduğunu açıkladığı günlerde, İspanya İç Savaşı patlak verince İspanya’ya gidecek ve fiilen çarpışacaktı. Önce onbaşı, sonra teğmen rütbesine yükseldi ve cephede yaralandı. İspanya dönüşünde yazdığı Katalonya’ya Selam ile de bağnaz ve statükocu sol ile arasına ciddi bir mesafe koydu.

1938 kışının sonlarına doğru kendisine verem teşhisi konulan Orwell, aslında 1945 Ağustosunda yayınlanan Hayvan Çiftliği’ne kadar mali sıkıntılar çekmeye devam ettiği ve -bu arada hakkında denemeler yazacak kadar düşkün olduğu- sigara nedeniyle bu ince hastalıktan kurtulamayacaktır. Nitekim 1947’de yineleyen vereminin ilk aylarında yazmaya başladığı 1984’ü, 1948’de hasta yatağında tamamlayacak ve 1950’nin Ocak ayında daha henüz kırk altı yaşındayken hayata veda edecektir.

Eric Blair’ı bir aynasız, berduş, serseri, milis, gazeteci, yazar, ukalâ, sosyalist, vatansever, bahçıvan ve hayalperest olarak anlatan bu çizgi romanı okuduktan sonra, hemen gidip bir George Orwell kitabı okumak isteyeceksiniz.

 

 

Orwell
Senaryo: Sébastien Verdier
Resimleyen: Pierre Chiristin
Türkçeleştiren: Zeynep Büşra Bölükbaşı
Editör: Korkut Emrah Erdur
Yapı Kredi Yayınları, 160 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.