İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Kanat Çırpmayı Hiç Bırakma Mitzi!

Zeynep Alpaslan, hayallerine kavuşmaya çalışan bir flamingonun hikâyesini anlatırken kendimizi sevmenin, cesur olmanın, pes etmemenin ve dostluğun önemini vurguluyor.

Yazan: Yağmur Yavaş Aydın

Okuduğum kitapları ya da izlediğim dizileri, filmleri zihnimde bazı tatlarla, kokularla veya anılarla eşleştirmeyi seviyorum. Kendiliğinden oluveriyor. İşte, Zeynep Alpaslan’ın, özgüvenini kaybetmiş ve cesareti kırılmış dünyalar tatlısı Flamingo Mitzi’nin hayaline kavuşma hikâyesini anlattığı Mitzi – Dans Eden Flamingo’yu, bol rüzgârlı ve bulutlu bir günde okuyup bitirdiğimde, kendimi deniz kenarında pamuk şeker yemişim gibi hissettim.

Mitzi – Dans Eden Flamingo’da deniz kokusunun hâkim olduğu, meyve ağaçlarının sokakları süslediği, rengârenk kuşların cıvıldadığı, bahçe sınırları çit yerine kaktüslerle belirlenmiş küçük evlerden güzel müzik seslerinin ve mis yemek kokularının geldiği masalsı bir dünyaya adım atıyoruz. Zeynep Alpaslan’ın sade ve güçlü tasvirleri, sinematografik anlatımı sayesinde hikâyenin atmosferi bizi hemen içine çekiyor. Küçük bir kuşun peşine takılarak İstiridye Kasabası’nı geziyoruz, derken Mitzi’yle tanışıyoruz.

“Ve küçük mavi bir kırlangıç gibi uçarak o küçük evlerden birinin, mesela deniz kıyısındaki şu turuncu evin penceresine konup da başını hafifçe içeriye doğru uzattığında, çilekli pudingini kaşıklayarak televizyon seyreden tombul bir flamingoyla karşılaşabilirsin.”

İstiridye Kasabası sakinlerinden Mitzi, küçük evcil yengeci Vera’yla birlikte yaşayan, lunaparkta külahta patates satan bir flamingo. Akşam olup işi bittiği zaman dalgaları seyrederek evine gidiyor, Vera’yla birlikte film izliyor, kendi kendine dans ediyor, bazen de en yakın dostu Tabita’yla vakit geçiriyor. Her şey kulağa güzel gelse de Mitzi pek mutlu değil. Küçüklüğünden beri dansçı olmanın hayalini kuruyor ama bunu gerçekleştirmek için bir şey de yapmıyor. Derken “ufukta eriyen yaz güneşinin tarladan yeni toplanmış bir çilek gibi pembe bir ışıkla parladığı bir akşam” Mitzi’nin karşısına hayalini gerçekleştirmek için bir yol çıkıyor: Kasabada bir video klip için dansçı seçmesi yapılacak. Mitzi, Tabita’nın ısrarıyla seçmelere katılıyor ama işler yolunda gitmeyince cesareti kırılıp hayalinden vazgeçiyor. Neyse ki danstan vazgeçmiyor çünkü çok üzüntülü olduğu bir akşam sahil kenarında kendi kendine dans ederken onu uzaktan izleyen bir yapımcı, çekeceği yeni müzikal filmde dansçı olarak oynamasını teklif ediyor. Üstelik Mitzi’nin çok sevdiği biriyle.

Zeynep Alpaslan, hayallerine kavuşmaya çalışan bir flamingonun hikâyesini anlatırken kendimizi sevmenin, cesur olmanın, pes etmemenin ve dostluğun önemini vurguluyor. Deniziyle güneşiyle, çiçek böceğiyle, anlatımıyla klasikleşmiş masallarda karşımıza çıkan “toz pembe bir dünya” sunuyor çocuklara ama Mitzi’nin başına gelenlerle “günümüzün gerçek dünyasından” kesitler de sunuyor; kitabın güzelliği belki de burada, eskiyle yeninin birleşiminde. İster çocuk ister yetişkin olalım, cesaretimizin kırılacağı durumların karşımıza her zaman çıkabileceğini gösteriyor. Mesela yetenekli olmasına ve güzel dans etmesine rağmen, “Sen şişmansın!” diyerek seçmiyorlar Mitzi’yi… Ama her ne olursa olsun onun içindeki tutkuyu kaybetmemesi, dans etmeyi bırakmaması, müzikal bir filmde oynamasına tesadüfen yol açıyor. Mitzi filmde oynasın ya da oynamasın, mutluluğun dans etmenin  ta kendisinde olduğunun farkına bir noktada varıyor. “Mavi dalgalar ayak bileklerini okşarken ay ışığında dans etmek gibisi var mıydı şu hayatta?”

Zeynep Alpaslan’ın üslubuyla Orhan Ata’nın tarzı birbirini müthiş bir uyumla tamamlamış. Orhan Ata kullandığı renkler ve duru çizimleriyle metnin ruhunu okura yansıtmayı başarıyor. Karakterlerin hissettikleri duyguları resimlerdeki ifadelerine bakarak anlatmak mümkün. Özellikle işten yorgun argın gelen, yengeç dostu Vera’ya sarılarak televizyon karşısında oturmuş mutsuz ve düşünceli Mitzi sahnesini çok sevdim.

Duygusal ve tombul bir flamingo üzerinden özgüven ve cesaretin önemini anlatan Mitzi – Dans Eden Flamingo başarıya giden yolların dikenli olabileceğinden bahsederken, dikenlerden en az zararla kurtulmanın da bir yolunu gösteriyor ve hayalini gerçekleştirdiğinde hissedilen o eşsiz duyguyu okura da yaşatmayı başarıyor.

“O gece pencerede flamingo pembesi bir ay vardı ve sanki bütün dünya, ama bütün dünya, Mitzi’nin tarafındaydı.”

 

 

 

 

Mitzi – Dans Eden Flamingo
Zeynep Alpaslan
Resimleyen: Orhan Ata
Editör: Ebru Akkaş
Hippo Kitap, 56 sayfa

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.