İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Öyle bir kütüphane isterim ki…

Fransız yazar Pascaline Nolot belli ki kendi küçüklüğünden ilhamla yazdığı Eliott ve Gizemli Kütüphane’de “sihirli bir mekân olarak kütüphane” kalıbını kullanarak hayli eğlenceli bir hikâye anlatmış.

Yazan: Nilay Kaya

Kütüphaneler sadece ağır ve tozlu kitaplarla dolu, dev bir sessizliğe gömülmüş  mabedler midir? İskenderiye, Trinity College, New York Halk Kütüphanesi, British Library, Oxford Bodleian, Rusya Devlet Kütüphanesi, Çin Ulusal Kütüphanesi, Venedik’teki Marciana Milli Kütüphane, Rio de Janeiro Portekiz Kraliyet Okuma Odası ve daha nicesi… İnsan dünyanın bu en ihtişamlı kütüphanelerini düşününce Hogwarts’ın sihirli kitaplarla dolu rafları arasında kaybolmak, Bay Morris Lessmore’un Uçan Kitapları’ndaki kanatlanıp uçan kitaplarla beraber havada süzülmek gibi fantezilere kapılmadan edemiyor. Öyle bir kütüphane isterim ki vakur duruşundan silkinip bir müzikal sahnesine dönüşsün: Kelimeler sayfalardan havalanıp dans etsin, kitaplar birbiriyle konuşsun, şarkı söylesin, görünmez mürekkeplerle yazılmış sayfalarda satırlar belirsin, hikâyelerin kahramanları kitaplardan çıkıp kütüphanede dolansın, kütüphanenin miskin kedisi yüksek sesle kitaplar okusun… Bu fantezinin kolay kolay sonu gelmeyeceğe benziyor.

Fransız yazar Pascaline Nolot belli ki kendi küçüklüğünden ilhamla yazdığı -çocukluğunda zamanının çoğunu küçük bir hayalet gibi belediye kitaplığında roman okuyarak geçirirmiş- Eliott ve Gizemli Kütüphane’de “sihirli bir mekân olarak kütüphane” kalıbını kullanarak hayli eğlenceli bir hikâye anlatmış. Romanın kahramanı Eliott okulda kendisine musallat olan zorba sınıf arkadaşları yüzünden sorunlar yaşıyor, özellikle canı sıkıldığı zamanlarda halk kütüphanesine sığınıp kendini çok sevdiği macera kitaplarına teslim ediyor. Bir gün, “zorbaların kraliçesi”, oyuncak bebek yüzlü korkunç Charlie’den canını kurtarmak için, kelimenin sözlük anlamıyla kendini kütüphaneye atıyor. Uyuyakalıyor, uyandığında ise akşam olduğu için artık kapanmış olan kütüphanede akla hayale gelmeyecek, bambaşka bir dünyayla karşılaşıyor. Ailesinin henüz altı aylıkken kütüphaneye kaydettirdiği Eliott, ikinci evi bildiği bu mekânı aslında hiç tanımadığını fark ediyor. Kitapların dahi özünün değiştiği bu tuhaf dünyada ona tek tanıdık gelen, kütüphane görevlisi Caleb gibi dururken, alışılageldik kütüphane görevlilerinden farklı olarak bir rock grubunda şarkı söyleyen, uzun saçlı, kolları dövmeli, havalı ve sempatik Caleb’in de gizli işler çevirdiğini öğreniyor. Robot fareler, bilmiş bilmiş konuşan bir kedi, bir kütüphane hayaleti bu dünyanın sakinleriyken, kütüphaneyi tapınak şövalyeleri edasıyla koruyan gizli bir cemiyetin varlığını öğreniyoruz. Eliott bu cemiyetin tam ortasına, başka bir deyişle maceranın orta yerine düşüyor. Cemiyetin gizliliğini tehdit ettiği için Eliott’un âdeta bir şövalye gibi belli görevleri yerine getirip merhaleler aşması gerekiyor.

Burası, imkânsız göründüğü hâlde sıraya konması gereken kitaplarla dolu arşivler, yeryüzünde bir eşi daha olmayan enterasan kitaplar, ilham ofisleri, kitap falcıları, nadide kelimelerin peşine düşen canavarlarla dolu, kurmaca âleminin harikalar ve tuhaflıklar diyarı. Çılgınlar gibi kitap biriktirip o kitapları hiç okumayan, bu hastalığının teşhisi de konmuş kişilerden tutun, yolunu kaybetmiş roman karakterleri, tek bir kitap ya da cemiyeti korumak için hayatlarını tehlikeye atan ajanlar ve görevliler Eliott’un yeni hayatına giren renkli kişiler oluyor. Eliott, bu süre zarfında hem gündelik yaşamında hem burada, her şeyin göründüğü gibi olmadığını, kendini yapayalnız zannederken kitaplardan başka arkadaşlarının da olabileceğini öğreniyor; dayanışmanın, kendini ifade etmenin, ses çıkarmanın gücünü keşfediyor; iyiliğin ve kötülüğün doğasını yakından tanıyor.

Pascaline Nolot’nun, Eliott’un hikâyesini kurgularken çok da özgünlük yakalamış olduğunu söyleyemeyiz. Bununla birlikte okumaya, kitaplara ve kütüphanelere saygı duruşu niteliğindeki bu romanda, Eliott başta olmak üzere inandırıcı ve sempatik karakterler yarattığı için okuyucuyu yakalıyor. Cinsiyet bağlamında pozitif ayrımcılık eğilimine kapılmadan kötü karakterini bir kız ve sâfi kötü yapmaktan çekinmiyor. Ona zorbalık eden Charlie’nin, annesinin Eliott’u teskin çabalarındaki iyi niyetli yaklaşımının aksine, zorluklar yaşayan psikolojik bir mağdur değil basbayağı kötü oluşu, hikâyenin en dikkat çekici unsurlarından biri. Çevresel faktörler olmaksızın, insanın özündeki kötülüğün de yol açabileceği bir akran zorbalığı bahsiyle karşı karşıyayız. Bunun yanı sıra hikâyede ebeveynlerinden gördükleri muamele nedeniyle zorbalığa meyleden çocuk modelleri de bulunuyor. Yeri gelmişken, geçtiğimiz yıl çekilen Belçika yapımı Un Monde / Oyun Alanı adlı film de bu her daim güncel konuyu muazzam bir gerçeklik ve ustalıklı bir hikâye anlatımıyla ele alıyordu. Elbette Eliott’un hikâyesinin birincil özelliği, hitap ettiği kitlenin de yaşı gereği, filmden farklı olarak eğlendirici oluşu. Yine de Pascaline Nolot, “kurmacanın ve kütüphanelerin acayip diyarı fantezisini” bu toplumsal mevzuya değinmek için eğlence kalkanı olarak kullanmış gibi gözüküyor.

 

 

Eliott ve Gizemli Kütüphane
Pascaline Nolot
Resimleyen: Antonin Faure
Türkçeleştirn: Şirin Etik
Editör: Hasret Parlak Torun
Redhouse Kidz Yayınları, 160 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.