İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Yurt dışı telif hakları satışında ne durumdayız?

Soruşturmamıza katkı veren edebiyat ajanlarının yanıtlarına baktığımızda, çocuk ve gençlik edebiyatımızın, yurt dışına açılım sürecinin başında olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Görünen o ki yabancı yayıncılar, yazar ve çizerlerimizin üretimlerine hak ettikleri ilgiyi göstermiyorlar. Göksun Bayraktar’ın (The Black Cat Agency) bu konudaki tespiti dikkat çekici. Bayraktar, yabancı yayıncının sadece kitaba, yazara, çizere ya da yayıncıya değil ülkeye de odaklandığını belirtiyor. Buradan hareketle şu belirlemeyi yapıyor: “Ülkenin demokratik alandaki gelişmişliği, evrensel değerleri benimsemiş olup olmaması, çevre bilinci, bilimsel ve teknolojik gelişmeler konusundaki yetkinliği gibi birçok gösterge belirleyici olabiliyor. Maalesef Türkiye bu süzgece takılıyor.”

Telif hakları satışı alanında yurt dışı fuarlarının ve TEDA gibi destek projelerinin önemine dikkat çeken ajans yetkilileri, edebiyatımıza ilgi gösteren ülkelerin başında Güney Kore’nin geldiğini belirtiyorlar.

Telif ajanslarının yayıncılık dünyamızın geleceğine dair beklentileri ise iki ana başlıkta özetlenebilir: Düşünce ve yayımlama özgürlüğü ile kitap yayımlama maliyetlerinin düşürülmesi.

Kaç Türkçe çocuk kitabı sizin aracılığınızla yurt dışında yayımlandı? Kitaplarımızın özellikle tercih edildiği ülkeler var mı?

Göksun Bayraktar (The Black Cat Agency): Haklarını temsil ettiğimiz 32 çocuk kitabı yurt dışında yayımlandı, örnek kopyalar bize ulaştı. Hakları satılan ve yayımlanmasını beklediğimiz kitaplar bunun dışında tabii. Özellikle Kore ile iyi ilişkiler geliştirdiğimizi düşünüyoruz, en çok satış yaptığımız ülkelerin başında geliyor. Okul öncesi resimli kitaplarla birlikte 9+ yaş okul çağındaki çocuklara hitap eden hikâye kitaplarına da ilgi gösteriyorlar ki bu çocuk kitapları hak satışında daha zor bir kategori.

Burcu Ünsal (Kalem Ajans): Kalem Telif Hakları Ajansı 2005 yılında kuruldu. O günden bu yana, Kalem Ajans bine yakın çocuk kitabının farklı dillere çevrilmesine aracı oldu. Hem uluslararası kitap fuarları sayesinde hem de e-posta yoluyla birçok farklı ülkeden yayıncı ile görüşüyoruz. Yapılan çeviri sözleşmeleri Nepalceden Kırgızcaya kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor. Son iki yılda Makedonya, Çin, Güney Kore, İran ve Lübnan’daki yayınevlerinin çocuk kitaplarımıza ilgisi büyük. Bu ülkelerden özellikle Güney Kore’ye bir parantez açmak gerekiyor çünkü son zamanlarda Koreceye yapılan satışlar iyice arttı. Türkiye, 2017 Seul Kitap Fuarı’nın onur konuğuydu. Bu fuar sayesinde Koreli yayıncılar, Türkiye’den meslektaşlarıyla ilk kez buluşup çocuk edebiyatımızı tanıma şansı yakaladı. Koreceye yapılan telif satışların artmasının bir diğer nedeni de iki ülkenin çocuk edebiyatının birbirine yakın olması. Son yıllarda çocuk edebiyatımızda müfredat odaklı, tematik kitapların çoğaldığını görüyoruz. Koreli ebeveynler de bu tip eğitici kitapları çok tercih ediyorlar. Hâl böyle olunca, benzer türden kitaplar arayan Koreli yayıncıların dikkatini Türkçe çocuk kitapları çekmeye başladı.

Kitaplarımızın çok tercih edildiği ülkelerin yanı sıra bir de zorlandığımız diller var. Hem yetişkinlere yönelik kitaplarda hem de çocuk kitaplarında en az telif satışının olduğu diller Rusça ve Japonca. 

Beste Bal (Kovan Ajans): Kovan Ajans, illüstrasyon ve telif hakları ajansı. Çocuk ve gençlik yayınları alanında çalışıyoruz. Temsil odağımız hak sahibi değil de eserin kendisi, yani bizim temsil ettiğimiz yazar ya da yayınevi değil de doğrudan kitabın kendisi oluyor. Listemizi de daha ziyade çizim haklarını temsil ettiğimiz illüstratörlerimizin eserlerinden oluşturmaya gayret ediyoruz; ama elbette hem evrensel tadı hem de kendi içinde biricikliği taşıyan eserleri de keyifle temsil ediyoruz. Kitapların yolculuğu aslında illüstratörlerimizin görünürlüğünü ve bilinirliğini de oldukça artırıyor. Kovan’ı kurma motivasyonumuzun ardında da bu vardı aslında; illüstratörlerimiz uluslararası nitelikte işler yapıyor ama çeşitli bariyerler nedeniyle müşteri kitlesini geliştiremiyordu. Türkçe çocuk eserlerinin farklı dillere hak satışı gerçekleştikçe, yayınevlerine sunuldukça ve fuarlarda bu eserler görünür oldukça illüstratörlerimizin tarzları da kıymet görmeye başlıyor. Özellikle resimli çocuk kitaplarında, çeviriye gerek olmadan çizimlerle bütün hikâyeyi bir çırpıda sunabilirsiniz. Ve orada çizimler eğer anlatılan duyguyu veriyorsa metni satırı satırına okumadan yayıncının kalbinde küçük bir çarpıntı yaratabiliyoruz. 

Kitaplarımız, içerik açısından benzer yayıncılık reflekslerine ve okur kitlelerine sahip ülkelerde daha çok ilgi görüyor. Asya ülkeleri son yıllarda oldukça ilgili, keza Brezilya pazarı aslında Türkiye ile çok büyük benzerlikler gösteriyor. Elbette Balkan ülkeleri ve içerik üretme konusunda çok da telaş içinde olmayan Arap ülkeleri bizim eserlerimizi keyifle yayımlıyor, heyecanla temsil listelerimizi inceliyorlar. Kanada, İtalya, İspanya, ABD, Fransa, Almanya… diye uzun uzun saymayayım ama dünyanın her yerinde kendine yeni bir yuva bulabilecek nitelikte çocuk ve gençlik edebiyatı eserlerimiz var, yaşayarak görüyoruz. Bu sadece ajansların kurduğu ağın başarısı değil, o evrensel tadı yakalayan yazarın, eğer resimli betimleme varsa illüstratörün ve elbette en nitelikli hâliyle yayımlanmasını sağlayan yayınevinin de başarısı. Asla unutmamak gerekir ki tanıtım materyallerinin çevirisini sağlayan kişi de bir o kadar kıymetli. Her ne kadar eser bazında konuşsak da elbette arkada dev bir kadro var bu başarıyı sağlayan.

Türk çocuk edebiyatı, çeviri hakları satışı konusunda dünyanın neresinde? Bu alanda karşılaştığınız sorunlar ve çözüm önerilerinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

Göksun Bayraktar: Türkiye, çocuk kitapları çeviri hakları satışı konusunda avantajlı ülkeler arasında değil, hatta çok boyutlu engelleri olan bir ülke. Buna rağmen yazarlar, çizerler ve yayıncılar ellerinden geleni yapıyorlar ki bu çok değerli. 

Hak satışı için ulaştığımız, hak satın alma kapasitesi olan yabancı yayıncı ve editörler süreçte karşılaştıkları en iyi kitapları değerlendirmek istiyorlar. O iyi kitabı oluşturan aktörler yazar, çizer ve yayıncı üçgeninden oluşuyormuş gibi gözükse de o arka planda bir ülke var. Dolayısıyla bir kitap, editörler tarafından değerlendirilirken o kitabın geldiği ülkeyle ilgili bir süzgeçten de geçiyor. Ülkenin demokratik alandaki gelişmişliği, evrensel değerleri benimsemiş olup olmaması, çevre bilinci, bilimsel ve teknolojik gelişmeler konusundaki yetkinliği gibi birçok gösterge belirleyici olabiliyor. Maalesef Türkiye bu süzgece takılıyor. 

Bu süzgece takılmamak için teması, hikâyesi ve çizimleriyle “daha farklı”, “daha ilgi çekici”, “daha eğlenceli” olanı arıyoruz. Bunlarla birlikte uluslararası manada standart hâle gelmiş bazı teknik özelliklere (okul öncesi resimli kitaplarda sayfa sayısının 32 olması, metin yoğunluğunun az olması gibi) de dikkat ediyoruz. Temsil ettiğimiz her kitabın yetkin bir çevirmen tarafından yapılmış İngilizce çevirisini istememiz de bu bariyeri aşma çabasından geliyor. İyi bir çeviri, kitabın başka dillere ulaşma şansını artırıyor. Kitabımızla ilgilenen editörün inceleme sürecinin pürüzsüz olması için bütün olanakları en baştan sağlamaya çalışıyoruz, iş birliği yaptığımız yayıncılar da aynı çaba ile bize yardımcı oluyorlar.

Burcu Ünsal: 2000’li yıllarda Türk çocuk edebiyatının yurt dışına açılımı epey hız kazandı. Eskiden pek akla gelmeyen telif satışı konusu, artık çoğu yayıncının gündeminde. Yayıncılar, Frankfurt Kitap Fuarı ve Bologna Çocuk Kitapları Fuarı gibi uluslararası fuarlara katılarak kitaplarını tanıtıyor ya da bu alandaki ajanslarla çalışıyorlar. Bu da çocuk edebiyatımızın yurt dışına açılımını hızlandırıyor, çünkü ne kadar farklı kollardan eserlerimizi ve yazarlarımızı tanıtırsak o kadar bilinirlik kazanıyoruz. 

Resimli kitaplar yurt dışındaki yayıncıların en çok tercih ettiği tür. Kısa metinli bu eserlerin tanıtım için İngilizceye çevrilmesi nispeten daha kolay olduğundan bu tür kitaplar, romanlara kıyasla daha kolayca incelemeye alınıyor. Son yıllarda güzel sanatlar bölümlerinden mezun olan, yetenekli illüstratörlerimizin sayısı arttı. Yeniliğe açık yazarlar ve editörler, bu illüstratörlerle uluslararası düzeyde ses getirecek resimli kitaplara imza attılar. Böylece biz de ajanslar olarak bu resimli kitapların farklı coğrafyalara ulaşmasına aracı olduk. Romanlar ve hikâye kitaplarındaysa en büyük sorun dil engeli. Eserlerin tanıtım için tamamının İngilizceye çevrilmesi çoğu zaman mümkün olmuyor. Yurt dışındaki yayıncılar maalesef Türk çocuk edebiyatı hakkında pek fikir sahibi değil ya da yeni yeni Türkçeden çevrilen kitaplarla tanışmışlar. Dolayısıyla yazarlarını ve edebiyatını iyi tanımadığı bu dilden romanlar seçerken, eserin tamamını okumak istiyorlar. Yapılan kısmi çeviriler ilgiyi satışa dönüşmede yetersiz kalıyor. Ancak resimli kitaplarımızın farklı ülkelerdeki sayısının gittikçe artmasıyla birlikte, yayıncıların önyargıları da yavaş yavaş kırılmaya başladı. Çeviri eserlerde İngilizcenin baskın olduğu coğrafyalarda birkaç yıldır, küreselleşmeyle birlikte yayıncılar artık farklı ülkelerden yeni yazarlar keşfetmeye daha hevesli. Bu da biz telif ajanslarının işini bir nebze kolaylaştırıyor.

Bahsedebileceğimiz diğer bir sorun tür çeşitliliğinin azlığı. Kurgu dışı eserler ya da çizgi roman ve grafik roman türü, çocuk edebiyatımızda genellikle çeviri eserlerde rastladığımız türler. Elbette telif eserlerde de güzel örnekler var ancak nicelik bakımından yurt dışında edebiyatımızı temsil etmeye yeterli değil. Resimli kitap ve romanlarla sınırlı kalmak yurt dışında bağlantı kurabileceğimiz yayınevi sayısını kısıtlıyor.

Son olarak yarışma ve ödüllerin azlığı karşılaştığım bir diğer sorun. Çocuk edebiyatımızda, yayımlanmış eserlerle başvurulabilecek yarışma ve ödül sayısı çok az. Yurt dışındaki yayınevleri, Türk çocuk edebiyatı hakkında bilgi sahibi olmadıkları için çoksatan ya da ödül almış eserleri inceleyerek bu yeni dilin edebiyatıyla tanışmak isteyebiliyorlar. Bu yüzden verilen ödüller hem yazarların hem de eserlerin uluslararası platformda tanınmasını kolaylaştırıyor. 

Beste Bal: Türkiye gittikçe daha iyi bir yerde konumlanıyor bu açıdan. Özellikle çocuk ve gençlik edebiyatı alanında faaliyet gösteren, faaliyetlerini daha yoğun bir şekilde bu alanlara çeken telif hakları ajansları bu görünürlüğü pekiştirici güçte. Kültür ve Turizm Bakanlığının çeviri ve baskı desteği olan TEDA’nın payına da vurgu yapmak lazım. Dünyanın her yerinde yayımcılık zor ve maliyetli. O nedenle tüm yayıncılar ne kadar destek alabiliyorlarsa bir eser için, yayımlama konusunda motivasyonları da o kadar yüksek oluyor. Keşke bu konuda farklı destek fonları da oluşturulabilse. Farklı ülkelerin çeviri destek fonları arasında kitaptan bir bölüm çevirisi için ve kitabın okunup raporlanması için de destekler bulunuyor. Bunlar çok anlamlı gerçekten. Türkçe eserler, illaki bir köprü dil aracılığıyla tanıtılıyor. Bu da İngilizce oluyor. Teknoloji çok gelişti, evet ama hâlâ nitelikli çeviri maliyetli ve olmazsa da olmaz bir faktör. Bazen hak sahiplerinden öyle çeviri metinler gelebiliyor ki “Bırakın, metni anlattığımız kadarıyla bilsinler,” diyerek eseri kurtarmaya çalıştığımız oluyor. Tanıtım materyallerinin niteliği çok önemli. Hak satışı yaparken de “koşullu” satışlar yapmak durumunda kalabiliyoruz, örneğin “TEDA çeviri desteğinin çıkması hâlinde yürürlükte olacaktır,” diyoruz sözleşmemizde. Elbette böyle bir desteğin olması motive edici ama aynı zamanda sonuçlanmasını beklemek, neticede olumsuz sonuç alınırsa bir dildeki hakları o bekleme süresince boşuna rezerv etmiş olmak ve başka teklifleri hâliyle reddetmek anlamına da geliyor. Ama elbette denemeye değiyor. Ayrıca bir tür olarak kurgu dışı artık çocuk ve gençlik edebiyatı eserlerinde de gittikçe popülerleşiyor. Yani burada devreye metin ve tasarımıyla, bir bütün olarak eser giriyor. Türkçe çocuk edebiyatı eserlerinin tanıtımında içerik ilgilerini çekmese bile çizerlerimiz keşfedilmiş oluyor. Resimledikleri Türkçe eserlere referansla Simon & Schuster, Hachette Antoine, Storytime Mag, Britannica Books, IlluSalon ve daha pek çok yayıncıyla ve ajansla çalışma imkânı bulan illüstratörlerimizle büyük bir heyecanla çalışıyoruz. İllüstratörlerimiz kendi başına bir katma değer sağlıyor sektöre ve bu çok mutluluk verici. Nasıl resimledikleri kitaplar üzerinden onlara ulaşıyorlarsa aynı şekilde onların portfolyosu üzerinden resimledikleri kitaplara ulaşmaya da çalışıyorlar. Çok kıymetli sirkülasyon var diyebilirim bu anlamda.

Türk yazar ve illüstratörlere yurt dışına açılmak konusunda önerileriniz nelerdir?

Göksun Bayraktar: Yaratıcılıklarını kendi önerilerimle sınırlandırmak istemem, bu nedenle temsil ettiğimiz kitaplarda biz ne arıyoruz sorusuna cevap vereyim. Çocuğun merakını canlı tutacak hikâyeler, ilgisini çekecek illüstrasyonlar ve yormayacak, mesaj karmaşasına düşürmeyecek sade metinler arıyoruz. Bu anlamda yazar ve çizer kadar editöre de çok iş düşüyor. 

Hikâyede düğümün merak uyandıracak şekilde kurgulanmış olmasını ve son sayfada net bir şekilde çözülmüş olduğunu görmek istiyoruz. Özellikle okul öncesi kitaplarda metni yoğun bir hikâyeyi, heyecanı yoğun bir hikâyeye çevirmek önemli. 

Çeviri hak satışına yoğunlaşmak isteniyorsa en baştan evrensel bir kitap yapılacağına dair bir çıta koymak iyi olabilir. Bunu hedefleyen yazar, çizer ve editörlerin dünyada ön plana çıkan, çok dile çevrilmiş kitapları en ince ayrıntısına kadar analiz etmesi çok şey kazandırır. Cinsiyet rollerinden olabildiğince arınmış, kapsayıcı, çok çeşitli ve çok kültürlü bir zeminde yaratılan hikâyelerin ve çizimlerin (çizerlerin bu anlamda dokunuşları çok önemli) hak satışı süreçlerine çok büyük katkısı olur.

Okul öncesi resimli hikâye kitaplarından bahsettiğimizde, yazar ve çizerin takım olarak uyumlu çalışabilmeleri, birbirlerini yönlendirecek şekilde metinle ilişkili, hikâyenin sesi ile uyumlu, görsel iletişim gücü yüksek bir çalışma ortaya çıkarmak için birlikte zaman harcamaları iyi olur diye düşünüyorum. 

Hak satışı için odaklandığımız kitapların orijinal bir konuya eğilmiş olmasını önemsiyoruz. Orijinal bir konu bulmak çok kolay olmayabilir ama en tanıdık konuları bile ilgi çekici, komik ve sade bir şekilde anlatmış olmak da bu orijinalliğe dâhil. 

Okul öncesi resimli kitaplarda metnin az olmasını tercih ediyoruz. Hikâyede ve sayfalarda her şeyin ne eksik ne fazla olduğundan emin olunması için yetkin bir editörün kitap üzerinde zaman harcaması her şeyi çok değiştirir. Bu anlamda kitaba dokunması için editöre izin vermek, onunla iş birliğine açık olmak gerekli. Yazar ve illüstratör birlikte çalışmaya ne kadar açıksa ve editörün yetkin mentorluğuna ne kadar güveniyorlarsa ortaya o kadar iyi iş çıkar. Ama tabii bu üç ayağı kurmak kolay iş değil. Sadece hak satışı için değil, tüm iyi kitapların olmazsa olmazı daha fazla özen, daha fazla çalışma ve daha fazla sabır. Bu, hak satışında başarılı olabilmek için ajans olarak bizim için de geçerli.

Burcu Ünsal: Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte yazar ve illüstratörlerin uluslararası platformda kendilerini tanıtmaları epey kolaylaştı. Nasıl ki resimli kitaplar romanlara kıyasla yurt dışı tanıtımda öne çıkıyorsa, illüstratörler de görsel dilin evrenselliği sayesinde yazarlara kıyasla daha şanslılar. İllüstratörler eskisi gibi kocaman portfolyolar hazırlayıp yayınevlerini dolaşmaktansa kendilerine farklı çevrimiçi mecralarda vitrinler hazırlayabiliyorlar. İllüstratörlere yurt dışı tanıtım için tavsiyem sosyal medya hesaplarını aktif kullanmaları ve mümkünse kendilerine çok basit dahi olsa bir İnternet sitesi hazırlamaları. 

Yazar ve illüstratörlerin yurt dışında isimlerini duyurmalarının bir başka yolu da uluslararası yarışmalara katılmak. Yayıncılar, çeviri eserlerde ödüllü kitaplara ve sanatçılara ağırlık verebiliyor. Ülkemizde çocuk edebiyatına yönelik yarışma ve ödüller uluslararası platformda pek tanınmadığı için, uluslararası yarışmalara katılmak yazar ve illüstratörlerin isimlerini duyurmaları için iyi bir yol.

Bir başka tavsiyem uluslararası kitap fuarlarına katılmak. İllüstratörlerin doğrudan yurt dışındaki yayınevleriyle tanışabilmeleri için fuarlar güzel bir fırsat sunuyor. Örneğin, Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nda düzenlenen yayıncı-illüstratör görüşmelerinde sanatçılar, tanınmış editörlerle görüşüp portfolyolarını değerlendirmeye sunabiliyorlar.

Yazar ve illüstratörlere son tavsiyem ise bir telif hakları ajansıyla çalışmaları. Yurt dışı tanıtımlarda çoğu yayınevi doğrudan sanatçı ile görüşmeyi pek profesyonelce bulmadığından tercih etmiyor. Ajanslarla görüştüklerinde ise farklı türden eserleri bir arada inceleyebiliyorlar. 

Beste Bal: Her şeyden önce bol bol okumalarını öneririm. Hangi türde eserlerin parçası olmak istiyorlarsa, yerli ve yabancı bol bol eser okumalarını, incelemelerini, yeni çıkanları en azından çevrimiçi ortamlarda takip etmelerini öneririm. Popüler olanın ağına takılmak için değil, haberdar olmak için takip etmekten bahsediyorum elbette. Anlatılan hikâye ne kadar özgün olursa olsun içinde evrensel öğeler taşıdığında, bu dile yansıdığında ve eğer illüstrasyonluysa o bütünlük görsel olarak sağlandığında aslında ilk görüşte yaşanan heyecan da evrensel oluyor. Yurt dışına açılmak isteniyorsa, yazarlar açısından ele aldıkları konuları nasıl işleyeceklerine potansiyel okur kitlesini de göz önünde bulundurarak karar verilmesi kıymetli olur diye düşünüyorum. Bunu dengeli yapmak lazım elbette, yurt dışına da satacağım motivasyonuyla kendi ülkesindeki okura bile duyguyu geçiremeyen bir anlatıya da düşmemeli. Ve tanıtmak istedikleri eserlerin iyi bir çeviriyle tanıtım metnini oluşturduklarından emin olsunlar. Evet maliyetli ama değiyor. İllüstratörler için görünür olmak çok büyük mesele. Artık sosyal medya mecraları, onların istemleri dışında da olsa, müşteriler tarafından birer portfolyo gibi algılanıyor. Ben bir yayıncıya portfolyosunu gönderiyorum çizerimin, o bana bir sosyal medya gönderisiyle geliyor “bu tarzını beğendim” diye. Burada handikaplar var, benim elimdeki güncel tarzı, onun gönderdiği artık çizerimin epey geçmişte bıraktığı bir tarz örneğin. Bu noktada çevrimiçi ortamlarda görünürlüğünüzü sağladığınız her işinizin aslında “referans” olarak algılandığını unutmamak gerekiyor. Eğer artık o sizin referansınız değilse, sırf ben şu kadar kitap resimledim demek için şişkin bir portfolyo sunmamak gerek. Elbette illüstrasyon yarışmaları, çeşitli dergi ve İnternet portallarının yaptığı seçki çağrıları, minimum maliyetle görünür olmaya çabalayanlar için birebir. Ama gayret etmek gerekiyor. Çok çalışmak, çok üretmek, ürettiğiniz her şeyin sizin referansınız olacağının farkında olarak adım atmak gerek. Dünyada çok sayıda yazar ve çizer var. Onların arasında sizi bir yere taşıyacak ama aynı zamanda özgünlüğünüzü de görünür kılabileceğiniz yanlarınızı, stillerinizi keşfetmeniz gerekiyor. Bu, yazar için anlatım dilidir, çizer için kullandığı renk paletidir, fırçadır örneğin. Meselemiz kaybolmadan parçası olmak. O nedenle ne kadar çok tanırsanız parçası olmak istediğiniz dünyayı, siz de kendinize referans yazarlar/çizerler bulur ve onların yanında, uzağında, artık kendinizi nasıl konumlamak istiyorsanız oraya denk düşecek şekilde konumlarsınız.

Türkiye’de yayıncılığın geleceğine dair olmasını istediğiniz, hayal ettiğiniz değişimler neler?

Göksun Bayraktar: Türkiye yayıncılığının sansürden ve politik baskıdan arınmış, demokratik, çoğulcu ve özgür bir ortamda yapılabileceği günleri hayal ediyorum. Bu sayede Türk çocuk edebiyatının da çok değişeceğini, gelişeceğini, mizahi olarak daha lezzetli olacağını düşünüyorum. Ayrıca çok satış başarısı yakalamış hobi kitapları, dünya mutfağı yemek kitapları, gezi, doğa, kültür, sanat, tarih, alanlarında araştırma-inceleme kitapları görmek de beni çok mutlu eder.

Burcu Ünsal: Kâğıt fiyatlarındaki artışın matbaa maliyetlerini artırması ile yayıncılar geçtiğimiz yıldan beri zorlu günler yaşıyor. Maliyetlerdeki bu artış maalesef yayımlanan eserlerin türlerini de etkiliyor. Üretimi daha maliyetli olduğu için resimli kitap, çizgi roman ve grafik romanlar yerine romanlar yayın programlarında öne çıkmaya başladı. Hâl böyle olunca yayımlanacak kısıtlı sayıdaki resimli kitaplar arasında yeni yazarların yer bulması epey zorlaştı. Matbaa maliyetlerinin sadece etiket fiyatlarına değil, çocuk edebiyatındaki çeşitliliğe de uzun vadede yansıyacak olması endişelendirici bir durum. Umuyorum yakın gelecekte editörler maliyet kaygısı olmadan yeni eserler seçebilir.

Kâğıt fiyatlarındaki artıştan bağımsız olarak, son yıllarda yayınevleri biraz daha temkinli seçimler yapmaya başladı. Bir eserin üslubundan çok müfredata uygunluğu, yayımlanması için önemli bir ölçüt olabiliyor. Çocuk edebiyatımız için hayallerimden biri, yayınevlerinin maddi kaygılara rağmen biraz daha risk alarak, yenilikçi eserler yayımlayabilmeleri. Elbette bu alanda güzel örnekler var. Üslup veya biçim olarak alışılmış türlerin dışına çıkan eserlerin sayısı çoğaldıkça, yeni yazarlar ve illüstratörler keşfedildikçe çocuk edebiyatımız iyice renklenecek ve çeşitlilik kazanacaktır. Bu da uzun vadede çeviri hakların satışına yansıyacak ve kitaplarımız dünyanın farklı coğrafyalarına daha çok sayıda ulaşacaktır. 

Beste Bal: Tabii hayallerimi yayımlama maliyetlerini düşürecek etkenler süslüyor. Başta, kâğıt konusunda bu kadar yurt dışına bağımlı olmadığımız, yerel çözümlerin üretildiği bir ülke geliyor elbette. Bir de çocuk edebiyatı yayıncılığının aslında hak ettiği değeri de görebilmesini diliyorum. Pandemiyle birlikte yayınevleri çocuk markalarına, listelerine ağırlık verirken, çok sayıda yeni çocuk yayınevinin kurulduğuna da tanıklık ettik. Bu motivasyonun arkasında yayıncılık yapmaktan ziyade, başta kendi yazdığı kitaplar olmak üzere yılda birkaç kitabı bir şekilde yayımlamak yer alıyor aslında. Birkaç kitap yayımladıktan sonra silinen çok fazla marka var; yurt dışından yayıncı dostlarımız sorduğunda referans olamayacak kadar ve aslında bizim de haklarında bilgiye ulaşamadığımız yayıncılar. Yayıncılık sektöründe artan marka sayısı kadar nitelikli sektör profesyoneli maalesef bulunmuyor. Bu konuda da çok büyük bir açık var ve hâl böyle olunca nitelikli Türkçe kitap projelerinin hayat bulmasından ziyade hazır yabancı eserlerin Türkçe haklarını satın almak daha anlamlı oluyor yayınevleri için. Ama bu, bizim edebiyatımızın gelişimini de büyük ölçüde engelliyor. Sektöre profesyonel katkıda bulunmak üzere çok sayıda atölye düzenleniyor aslında, ne kadar faydası oluyor, bilemiyorum. Ama dilerim bu eğitimler de karşılık bulur ve bizler de yeni arkadaşlarımızla yolda tanışmaya, çalışmaya devam ederiz. Bir de 2020’nin başında, olabilecek en zor zamanda ajans kurmuş iki ortak olarak aslında sektörel dayanışmanın kıymetini iliklerimizde hissettik. Elbette rekabet kaçınılmaz ama biz hem telif hakları alanında senelerdir faaliyet gösteren ajans sahibi dostlarımızın, hem uluslararası ağımızdaki yayıncılık profesyonellerinin, ama en çok temsil ettiğimiz yazar, çizer ve yayıncılarımızın büyük desteğini, anlayışını gördük. Elimizden geldiğince bildiğimiz her şeyi paylaşmaya, yol göstericiliğe ihtiyaç duyan genç yeteneklere el uzatmaya ve sektörü birlikte büyütmeye çalışmaya gayret ettik, ediyoruz da. Dilerim birlikte büyüyeceğimiz ve sektörü de birlikte büyüteceğimiz algısı daha geniş çevrelerde etki bulur. 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.