İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Hayat çok kısa, keşke tavuklar hep gıdaklasa!

Üç kitaplık serinin bol ödüllü ilk kitabında Amy Timberlake, atmosferi kurarken karakterlerinden biri kokarca olan kitaplardan bekleneceği üzere kokulardan, karakterleri yaşatırken de seslerden çokça yararlanıyor.

Yazan: Funda Mengilli

Günün birinde manzaranız tamamen tavuklanırsa, “o an”ın keyfini çıkarın. Çünkü hayat çok kısa ve keşke tavuklar hep gıdaklasa!  Çünkü “Hay, çamura balçığa batasıca!” dediklerinizi özlemeniz yarım gününüzü bile almaz. Çünkü doğanın iş bölümü kanununa karşı gelirseniz, tavukların kimseye değil yalnızca kendi kendilerine ait olduklarını anlayıncaya ve kimsenin kimseye tavuk veremeyeceğini kabul edinceye dek yüreğiniz ağrır. Olsun, filizlenmeden önce buruşmak gerekiyordur belki. Tıpkı Kokarca’nın patisinden canhıraş fırlayıp kendini mutfağın atıl köşesinde bulan roket patates gibi. 

Kitabın ünlü patatesi, Kokarca ile Porsuk’un yolculuğunun ilk tanığı ve eşlikçisi. Eğlencenin, rahatsızlıkların, tahammül(süzlük)ün, kırılmaların ve nihayetinde yeniden başlangıçların simgesi; önce kızgın tavadan, sonra düştüğü yerde çürüyüp gübre olmaktan kıl payı kurtulan talihli bir patates, evet.

Her şey, çok Mühim Taş İşi’yle meşgul bilim hayvanı Porsuk’un, coşkulu Kokarca’yla tokalaştığı an başlıyor; iç organları ısıtan o an… Porsuk’a göre kapısına dayanan Kokarca sinir bozucu, kişisel alandan bihaber, çok da gürültücü bir hayvan. Üstelik evine pattadak damlayan davetsiz bir şahıs. Tam “diğer hayvanlara nereye mendil sokuşturacaklarını, nereye oturacaklarını söyleyen” biri; müdahaleci. Porsuk’un da darbukaca sesler çıkararak gürültü yaptığını, sıradanmışçasına ona fark ettirecek kadar da edepsiz. Eğer Porsuk gibi sınırlarınızı esnetmek istemeyenlerdenseniz, kişisel alanınıza ansızın girilmesi tüylerinizi kabartıyorsa, bu durum hiç hoşunuza gitmeyecektir. Lula Teyze’nin ikna edici(!) bir telgrafıyla -Teyze’nin onu nasıl olup da bu kadar sevdiğini anlamadığınız- evsiz ve densiz bir Kokarca’yla zorunlu ev arkadaşı olmak, taşları dahi çözen bir bilimci için bile büyük sorun.

İlk cümleden, yazarın bizi Porsuk’un yanında konumlandırmasından mı, yoksa Porsuk’la tahminimden öte özdeşlik kurduğumdan mı bilinmez, Kokarca teklifsizliğiyle Porsuk’un bam teline her dokunduğunda benimkini de es geçmedi. Hem kızdığım hem çekimine kapıldığım Kokarca tüm hareketleriyle tasvir ediliyor. Konuşması, hayatımda konuşan kokarca tanımışlığımın sayısına bakmadan, evet tam bir kokarcanın konuşacağı gibi dedirtiyor; kokusu, eh, o çok talihsiz sahnede burnuma doluyor, üzerime yapışıyor. Savaşların kibar ve nazik olmadığını söylediğinde, ev arkadaşım olmak için çok da kötü biri olmadığını düşündürüyor. Şeytanın altında hızlı bir araba olmadan onca kötülüğe yetişemeyeceğini düşündüğündeyse, saftirik olabileceği bile aklıma geliyor. Ta ki kendisi kadar davetsiz, Kuantum Sıçraması uzmanı yüzlerce arkadaşını evime yani Porsuk’un evine (doğrusu Lula Teyze’nin evine) dolduruncaya dek! İki yüz gözün önce sol, sonra sağ, sonra tekrar sol bakışlarının, değer biçerek hakkımda konuşmalarının altında eziliyorum. Sınırlarım hiç böyle zorlanmamıştı. Porsuk’u işte bu kadar kanlı canlı hissediyorum.

Üç kitaplık serinin bol ödüllü ilk kitabında Amy Timberlake, atmosferi kurarken karakterlerinden biri kokarca olan kitaplardan bekleneceği üzere kokulardan, karakterleri yaşatırken de seslerden çokça yararlanıyor. Öyle ki havadaki bal kokusunu alıyor, parkelere sürten süpürgenin neşeli hışırtılarını, Kokarca’nın hop-tiri-hoplarını işitiyor, ampulün
floresan floresan vızıldamasından, Porsuk’un şap-şup, hüüp, lüüp-gluplarından rahatsız oluyor, gevrek kutusunu siz de şıkı şıkılatıyorsunuz. Yazarın, amacının sesli kitap yapmak olduğunu söylerken  ne kastettiğini anlıyorsunuz. 

Metinse tam bir neşeli absürtlükler şenliği! Ritmin tavan yaptığı anlarda ona ayak mı uydursanız, abartıya kahkaha mı atsanız şaşıyorsunuz. Kelime oyunlarını çeviride yadırgamadan hissetmenin hazzını, Cenk Pamay’ın nitelikli emeğine borçluyuz.

Animasyon kökenli, ödüllü illüstratör Jon Klassen metinden aldığı keyfi saklamadan  atmosferi pekiştiren, açılara meydan okuyan, ışık-gölgeyle âdeta dans eden çizimleriyle kitaba bir katman daha eklemiş. Manga sahnelerini aratmayan dinamik, siyah beyaz mürekkep çizimlerinin beyaz kâğıt üzeri sıcak renkli illüstrasyonlarla birlikteliği, tasarımda tam bir armoni örneği. 

Kokarca, finalde enerjisi ve dostluğuyla sınırlarınıza girerken; yeşillenip büzüşen roket patates kulağınıza yaşamak istediğini fısıldarken; Kokarca’yla Porsuk üzerinde ortaklaşılmış yeni başlangıçlara yelken açarken size de bir seçim yapmak düşüyor: İkinci kitabın çevirisini beklemek mi yoksa dayanamayıp önce özgün dilinde okumak mı?

Kokarca ile Porsuk
Amy Timberlake
Resimleyen: Jon Klassen
Türkçeleştiren: Cenk Pamay
Editör: Seda Kostik
Domingo Yayınları, 124 sayfa

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.