İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Sadece bir tohum!

Sadece bir tohum deyip geçmemeyi, dahası sadece bir tohumdan geldiğimizi hatırlatan keyifli öykü. 

Yazan: Olcay Mağden

Çocuklar için doğum günleri sihirli anlardır. Koca bir yıl hasretle bekledikleri, geri saydıkları, üstünden sadece bir gün geçmişken bekleyecek upuzun bir seneyle yeniden karşı karşıya kaldıkları için hüzne boğuldukları ve bir sonraki gün yine aynı heyecanla beklemeye koyuldukları bir yirmi dört saat. Biz yetişkinlerin aksine onlar için yaş almanın bir önemi yoktur. Gelecek hediyeler, bir gün boyunca herkesin göz bebeği olmak, işte bunlardır doğum günlerini onlar için cazip kılan. Ve bana kalırsa doğum günlerine hak ettikleri değeri verebilen de yine çocuklardır. Bizler gündelik hayatlarımızın koşturmacasında dünyaya geliş günümüze, varlığımızın imzasını zamana ve mekâna ilk adım atışımıza nedense önem vermeyiz. Çoğu zaman sıradan bir gün gibi gelip geçmesine izin veririz, oysa küçücük bir bedenin boyundan çok daha büyük işlerin altından kalkabileceğinin kanıtıdır doğum. Dolayısıyla ne zaman köşeye sıkışsak, başarısızlık hissi ne ara kapımıza dayansa dönüp de bakmamız gereken andır.

Ve belki de küçük bir çocuğun heyecanıyla kutlanması gereken vakittir. 

Uyurgezer Kitap etiketiyle yayımlanan Gilles Abier imzalı Hediye Tohum kitabı da böyle bir doğum günüyle başlıyor: On yaşındaki Igor’un doğum günüyle. Biraz bencil, kendinden başkalarını pek önemsemeyen, kız kardeşi ondan bir iyilik istediğinde onu ancak ve ancak pazarlık karşılığında yapan, hatta kendi çıkarını en yakın arkadaşının mutluluğunun önüne koyan bir çocuk Igor ve ertesi gün doğum günü. Annesi onun için müthiş bir parti düzenlemiş ve gelenler ona bir sürü hediye getirmiş. Ancak bu kez hediyelere ulaşmak öyle kolay olmayacak, çünkü Igor’un dedesi hepsine el koymuş durumda. Igor’un hediyelerine kavuşması için dedesinin tek bir şartı var: Bir tohumu yetiştirmek, onun filizlenmesini ve daha sonra da meyve vermesini sağlamak. Igor duyduklarına inanamaz. Oysa bu günü nasıl da iple çekiyor, alacağı oyuncakların hayalini kuruyordu. Ama şimdi beklemek zorundaydı, hem de ne kadar bekleyeceğini bilmeden. Daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştı, bir meyvenin nasıl yetiştiğini, bunun için neler yapması gerektiğini bilmiyordu ki. 

Derken Igor bir şey fark ediyor. İyilik yaptıkça tohum da yavaş yavaş filizlenmeye ve hızla büyümeye başlıyor. Tıpkı bir doğum ânı gibi bu an da büyüleyici ve Igor ilk defa kendinden başka bir canlıyı düşünmenin ne kadar güzel bir his yarattığının farkına varıyor. Böylece küçücük bir tohum aracılığıyla başka insanları önemsemeyi, sabretmeyi, paylaşmayı, dostluğu, nezaketi ve en nihayetinde aile olmayı öğreniyor. Doğanın o mucizevi döngüsü ufacık bir çocuğu alacağı hediyelerden daha çok sevindiriyor. 

“‘Ne kadar da güzel!’ çiçeğin görkemli güzelliği gözlerini kamaştırmıştı. Öyle kavruk bir tohumdan böyle göz alıcı bir çiçeğin çıkabileceği hiç aklına gelmezdi… Hafifçe şekerli, çok hoş bir aroma burun deliklerini gıdıkladı. Burnunu bu taçyapraklarına gömüp saatlerce öyle kalabilirdi… Igor dedesine yaklaştı ve meyveyi nazikçe kopardı. Hiç duraksamadan ısırmak için ağzına götürdü. İlk lokmayı yutar yutmaz zevkten içini çekti. Kız kardeşinin istekli bakışlarını görünce tatması için meyveyi ona uzattı.”

Çağla Yiğit’in resimlediği, Elif Aksu Kaya’nın çevirisiyle Türkçeye kazandırılan bu kitap, bir çocuğun doğum gününden hareketle başlayıp bir keşif hikâyesine dönüşüyor. Yine aynı çocuğun doğayı, sevginin gücünü keşfine. Üstelik kitabın çocuklara bir de sürprizi var: Her biri kendi keşiflerini yapabilsinler diye kitabın sonunda onları zarf içinde tohumlar bekliyor: Domates, biber, kavun, karpuz, kabak ve roka tohumları. Ve bir de atalık tohum hakkında bilgi. Atalık tohumun ne olduğu ve önemi her birimizin gelecek kuşaklara anlatmakla yükümlü olduğu konulardan biri ve burada da güzel bir notla aktarılmış: “Ata tohum, insanlığın binlerce yıllık tarım serüveninin günümüze uzanan mirasıdır. Hep birlikte tarımı, tohumu gençleştirmek, geleceğe sağlıklı ve güvenilir gıdalar miras bırakmak dileğiyle…”

Sadece bir tohum deyip geçmemeyi, sadece bir tohumdan geldiğimizi hatırlatan keyifli öykü.

Hediye Tohum
Gilles Abier
Türkçeleştiren: Elif Aksu Kaya
Resimleyen: Çağla Yiğit
Editör: Sedat Barkın
Uyurgezer Kitap, 64 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.