İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Denize dalmak, Ay’a gitmek gibi bir şey olabilir mi?

Ettore, sualtı dalışı yapacağı günü iple çekiyor. Büyük gün, denize olan sevgisini göstermesi gereken bir karşılaşmayı beraberinde getiriyor. Benim Babam Dalgıç, okuru içine çeken tasvirlerin yanında, hikâyeyi parlatan kuvvetli bir görsel dil ve tasarıma sahip. 

Yazan: Itır Yıldız

Denize, içindeki yaşama, arkadaşlığın gücüne ve çocukluk hayallerine selam duran Benim Babam Dalgıç, nesiller boyu denizlere açılmış bir ailenin en genç ferdi olan Ettore’nin, heyecanla beklediği ilk dalışını yapmasıyla önüne açılan macerayı anlatıyor. Deniz sevgisiyle, küçük yerleşim yerlerinin dinamikleriyle bezeli; yaptığı işe gönül ve emek verenlerle kolay yoldan köşeyi dönmek isteyenlerin hikâyelerinin kesiştiği türden bir serüven bu. Deniz kıyısı yaşam, sayfiye yerleri ve buralara has gözlemler ve kokular, çocukluk hafızasına nasıl kazınırsa, küçük Ettore’yi de öyle cezbediyor denizin kıyısı ve sualtı dünyası. Denize sevdalı büyüklerin anlattığı hayal ve gerçeğin birbirine karıştığı olayları, hayallerinin pusulası belleyip, sekiz yaşını bitirdiği gün, korkusuzca ve büyülenmişçesine denizin derinliklerine yolculuk ediyor.

“Deniz kıyısı bir şehirde doğarsan eğer, deniz kokusu ömür boyu bırakmaz peşini.” İşte minik Ettore, sandalların, denizin ve güneşin hüküm sürdüğü küçük kasabayla, geçimini büyük ölçüde denizden sağlayan insanlarıyla ve denizin kendisiyle kurduğu duygusal bağı böyle tarif ediyor. Sekiz yaşına dek hep sualtı dalışı yapanlardan ve denize açılanlardan dinlediklerini nihayet kendi gözleriyle göreceği gün gelip çattığında, gerçeğin anlatılanlardan çok daha büyüleyici olduğunu fark ediyor. 

Yazar, belki de çocukların dipdiri olan gözlem yeteneklerine dayanarak, karakterine bu ilk keşfi sırasında şu cümleleri kurduruyor: “Sualtında yürümek başka bir gezegende yürümeye benziyor. Mutlak bir sessizlik var, pazar günü sabahları gibi bir sakinlik. Ayın üstünde olmak gibi, ha oradasın ha burada, bir fark yok, aynı şekilde yeryüzünden uzaktayız.”

Maceranın ilk sinyalleri ise Ettore’nin kasabanın insanlarından bahsettiği satırlarla veriliyor. Bir yanda denize gönül vermiş, ona saygı duyan sakinler diğer yanda “denize saygısını yitirmiş”, etik bir şekilde iş yapmayan, hikâyenin “kötü karakteri” ve onun adamları. Denizden alınanın denize geri verilmesi gerektiğini ima eden olaylar dizisinde, Ettore’ye rüyaları, sezgileri ve arkadaşlığa olan inancı rehberlik ediyor. 

Elisa Sabatinelli’nin yazdığı, Iacopo Bruno’nun resimlediği, Yapı Kredi Yayınlarının Filiz Özdem çevirisiyle yayımladığı Benim Babam Dalgıç, yazarın kaleme aldığı ilk çocuk kitabı. 2008’den bu yana yayıncılık alanında çalışan Sabatinelli’nin 2016’da Rizzoli’den çıkmış Summer adlı bir de romanı bulunuyor. Bruno ise grafik tasarım, resim ve illüstrasyonla geçen; bol ödüllü, uzun bir kariyer geçmişine sahip. 

Sabatinelli, sürükleyiciliğine kapıldığınız bir olay örgüsü kurmuyor belki ama okuru içine çeken bir dünya yaratmayı başarıyor. Nesiller boyu denizle iç içe bir yaşam sürmüş insanlar kanlı canlı karşınızda. Ettore’nin ilk dalışını yaptığında hissettiklerini, keşifle gelen heyecanını, deniz canlılarını ve suyun içinde olma hissini tarif edişinde, benzer deneyimleri yaşamış olanları hemen yakalayacak, denize aşina olmayan minik okurları ise merak ettirecek bir üslup var. Yer yer çocukça bir anlatım barındıran esprili ifadelere ve diyaloglara da kolaylıkla ikna oluyoruz. Bu mizahi tonda çizimlerin gücü çok etkili.

Resim, desen, tipografi ve grafik tasarımın öne çıktığı kuvvetli bir görsel dünya

Bruno’nun resimlerinin, hikâyeyi tamamlamaktan fazlasını yaptığını söylemek iddialı olmaz. Kitabın baş karakteri Ettore’ye, hiç konuşmadığı için kasabalıların deli olduğunu düşündükleri Anselmo’ya, Marina’ya ve deniz altı dünyasına dair hayal gücünüzü harekete geçiren ve sizi, kelimelerle anlatılandan fazlasını hayal etmeye iten kuvvetli bir görsel dünyaya adım atıyorsunuz. Muhtemelen, kitabı elinize alıp sayfaları çevirmeye başladığınız ilk anlarda bu güçlü çekimi hissedeceksiniz. Sadece Ettore’nin dalgıç giysisi, kasabalıların giyim kuşamı, deniz canlılarına ilişkin detaylar değil, her bölümün başında okuru karşılayan desenler ve tipografik başlıklarla göze hitap eden, özenli bir görsel çalışma söz konusu. 

Sayfaların, dergi tasarımını andıran mizanpajının çocuklar için okumayı rahat ve eğlenceli kıldığı söylenebilir. Dergi yazılarında rastladığımız, büyük puntolarla öne çıkarılan alıntı ya da spotlarla ilgiyi canlı tutan, hikâyeye hareket katan, onunla uyumlu ama daha önemlisi onu parlatan bir tasarım ve görsel dil benimsemiş Bruno. Hikâyenin tökezleyecek gibi olduğu yerde hemen ona el verecek denli kuvvetli. 

Kitabın son sayfalarında, olayların haritada nerede geçtiğinin anlatıldığı bölümse tam hayal kurmalık tasvirler barındırıyor. Sizin hayaliniz sizin olsun elbette ama Bruno’nun tasvirlere eşlik eden, bazen sizi başlı başına bir duygunun peşinden sürükleyecek çizimlerinin, hikâyenin geneline yayılan sıcaklıktaki payına bir kez daha değinmekte fayda var.

Benim Babam Dalgıç
Elisa Sabatinelli
Türkçeleştiren: Filiz Özdem
Resimleyen: Iacopo Bruno
Editör: Hazel Bilgen
Yapı Kredi Yayınları, 92 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.