İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Yamuk Hikâyeler

Mizahın ve abartının gücünü ardına alan Sachar, aslında anlattığı “yamuk” okulun, içinde yaşanan bütün garipliklere rağmen, bizim “düzgün” okullarımızdan daha yamuk olmadığını okurlarına güldürerek gösteriyor.

Yazan: Gökhan Yavuz Demir

Neredeyse bütün bir seneyi inşaat işleriyle geçirdikten sonra, nihayet Kocabaş ve ben yeni evimizde yaşamaya başladık. Bütün işleri iç mimar olan eşim denetlese de ufak tefek usta hatalarından kurtulmak mümkün olmadı. Bu yaşımda öğrendim ki sen eline ne çizip verirsen ver yahut istediğin kadar nasıl olacağını anlat, usta milleti kendi başına kaldığı ilk saniyede, işine mutlaka kendi yaratıcılığını katıyormuş. Kocabaş ile ben bunu hiç dert etmiyoruz ama hanımın arada bir homurdanmasına da alıştık.

Kaderin bir cilvesiyle yeni evde okuduğum ilk kitaplardan biri Louis Sachar’ın Yamuk Okul’dan Yumuk Hikâyeler’i oldu. Kitap, bizim ustalara taş çıkartacak bir müteahhitin yan yan otuz sınıfı olan tek katlı bir bina yapacakken, her katında tek bir sınıfın bulunduğu otuz katlı yamuk bir bina inşa etmesinden adını alıyor. İçinde en üst katta, yani otuzuncu katta derse giren öğrencilerin otuz hikâyesi var. Bir tek on dokuzuncu hikâye eksik. Bizim yaratıcı müteahhit okulun on dokuzuncu katını yapmayı unuttuğu için, on dokuzuncu kat gibi on dokuzuncu hikâyede anlatılan Bayan Zarves de yok. Anlaşılacağı üzere bu hikâyelerin ortak özelliği “yamuk” olmaları. Okul binası da öğretmenler de öğrenciler de hep “yamuk yumuk”lar. Louis Sachar’ın Yamuk Okul’dan Yumuk Hikâyeler’i basbayağı “yamuk” bir kitap. Ve “yamuk” olduğu ölçüde de eğlenceli ve keyifli…

Öğretmenler Bayan Gorf, Bayan Jewls, olmayan Bayan Zarves ve bahçe öğretmeni Louis kadar öğrenciler de hayli tuhaf ve nevi şahsına münhasırlar. Mesela ancak tersten okuyabilen John tahtadaki yazıları okuyabilmek için amuda kalkıyor veya Joe saçlarını tek tek sayıyor yahut Bebe bir derste üç yüzden fazla resim yapıyor veyahut Sammy üst üste onlarca palto giyiyor.

Yazarımız Sachar, bu hikâyeleri tuhaf ve saçma bulanlar olacağından, hatta onların büyük ölçüde haklı olduklarından da emin. Çünkü Sachar, bu hikâyelerde tersine bir dünya yaratmış. Aslında bu yamuk okul ve yamuk öğretmenler ile yamuk öğrenciler ancak böyle tersine çevrilmiş bir “yamuk” dünyada mümkün olabilirler. Bu nedenle bu hikâyelerde anlatılanlar, bizim kendi “düzgün” dünyamızdaki “düzgün” okullara, “düzgün” öğretmenlere ve “düzgün” öğrencilere hiç de benzemiyorlar. İşte tam da bu sebeple bizim “düzgün” hikâyelerimiz de bu “yamuk” dünyadakilere tuhaf ve saçma gelecektir.

Sachar’ın 1978’de yazdığı bu hikâyeler, kendi hayatlarımızı ve kendi dünyamızı normal ve makul bulmamızın ancak kendi hayatlarımızın ve kendi dünyamızın sınırları içinde normal ve makul olduğunu gösteriyor. Bu göreceliği daha da görünür kılmak için gerçek dünyanın içinde kalmak yerine, tersi bir dünya yaratarak kendi normallerimizi bir aynaya yansıtıyor. Bizim için normal bir okulda, normal bir öğretmenin ve normal bir öğrencinin sergileyeceğini varsaydığımız makul tavırlar, Sachar’ın “yamuk” okulunda yerini saçma ve tuhaf tavırlara bırakıyor.

Oysa bu “yamuk” hikâyelerin aynasında gördüğümüz tam da kendimiziz. Mesela hiç kimseyi sevmeyen, birini sevmemek için daima geçerli bir nedeni bulunan ve tanımadığı insanların bile kendisini sevmeyeceğinden emin Kathy’yi düşünelim. Belki de bütün bu hikâyelerde sevmeyeceğimiz tek kişi hakikaten kendisi. Bu durumda Kathy haklı çıkmış olmuyor mu? Sürekli haklı çıkmanın haksız olmakla aynı kapıya çıktığı Kathy’nin durumunda, sevilmek için sevmeyi öğrenmemiz gerektiği açık değil mi!

Mizahın ve abartının gücünü ardına alan Sachar, aslında anlattığı “yamuk” okulun, içinde yaşanan bütün garipliklere rağmen, bizim “düzgün” okullarımızdan daha yamuk olmadığını okurlarına güldürerek gösteriyor. İnsanın kendi saçmalıklarının idrakine varması ve kendi tuhaflıkları konusunda ikna edilebilmesi için, yine insan tarafından yaratılmış en etkili yol bu olsa gerek: İnsanı aynadaki “yamuk” yansımasına güldürmek.

Sachar’ın, kitabın son bölümüne kendini bahçe öğretmeni Louis olarak yerleştirdiği bu kitap, çocuk edebiyatı kanonunda şimdiden ayrıcalıklı bir yer edinmiş gibi görünüyor. Hiç didaktik olmadan, mesaj kaygısını hikâyesinin önüne geçirmeden, eleştirilecek her şeyin keyifli maceraların içinde eleştirilebileceğini ve aslında okuru olan çocukların şekillenmekte olan karakterlerine bu şekilde daha derinden nüfuz edilebileceğini bu kitaptan ve yazarından da öğrenemeyeceksek, başka hiçbir kitap ve yazarından da öğrenemeyebiliriz. Bu, bir şey öğretmeye çalışmadan çocuğun ruh ve hayal dünyasını zenginleştirmeyi başarabilme kudreti, çocuk edebiyatı yazarlığını, yazarlığın en ustalık isteyen sahası kılıyor. Hiçbir şey iyi yazılmış bir hikâyeden daha öğretici olamasa gerek. 

Kocabaş ve ben “yamuk” hikâyeleri, “keşke çocukken okusaymışız” dediğimiz kitaplar rafımıza yerleştirip bahçeye çıkıyoruz. 

Yamuk Okul’dan Yumuk Hikâyeler
Louis Sachar
Resimleyen: Aleksei Bitskoff
Türkçeleştiren: Mercan Yurdakuler
Editör: Yağmur Yavaş Aydın
Tudem Yayınları, 128 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.