İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Sanal Kaçış Değil Hakiki Hayat

Küçük ve genç okurları hayal güçleri ve mizah duygularından taviz vermeden hayatın gerçekleriyle yüzleşmeye davet eden yazarın Plasebo Etkisi romanı, sıradan hayata bambaşka gözlerle bakmaya ve kendi kaderinin yazarı olmaya teşvik eden bir güce sahip.

Yazan: Karin Karakaşlı

Dijital çağın bir nimeti olarak hepimiz kendi ilgi alanlarımıza ilişkin bilgilere inanılmaz bir hıza erişebiliyoruz. İnternet üzerinden alışveriş imkânları ise istediğimiz ürünleri anında kapımıza getiriyor. Gel gelelim bu sanal ilişkinin insanı tüketimin artan boyutunu fark etmekten alıkoyan, insan ilişkilerini örseleyen bir yanı da var. Çocuk ve gençlik edebiyatının üretken kalemlerinden Pelin Güneş’in Plasebo Etkisi başlıklı ilk gençlik romanı işte tam da bu sorunu ele alıyor. 

Mavisu Demirağ’ın sıcacık kapak tasarımı ile Tudem Yayınlarından çıkan romanda, hikâyeyi yedinci sınıf öğrencisi Tuna’dan, birinci tekil şahısta takip ediyoruz. Bir çerçeve anlatıyla, öğretmenin verdiği okuma listesine itiraz eden Tuna’nın alternatif ödev olarak bir yıl sonra teslim etmek üzere kendi kitabını yazması üzerinden kurgulanan ve günce şeklinde ilerleyen hikâye, bu açıdan okuru hemen içine çeken bir yapıya sahip.  

Tek çocuk çetesi

Sınıf arkadaşı olan ve aynı apartmanda oturan Tuna, Şermin ve Murat’ın ortak özelliği tek çocuk olmaları. Şermin annesiyle, Murat dedesi ve babaannesiyle, Tuna da anne ve babasıyla yaşıyor. Şermin, çetenin müzik ve kitaplarla ilgilenen üyesi. Anlatı ilerledikçe Tuna’nın ona tatlı bir ilk aşk heyecanı duyduğunu da görüyoruz. Üç arkadaş bütün farklı koşul ve karakter özelliklerine karşın birbirlerini tamamlayan özellikleriyle gerçek arkadaşlığın insana, hele de yetişme çağında kattığı zenginliği gözler önüne seriyor. Tuna, dostlukların temelini her zamanki esprili diliyle şöyle özetliyor: “Onlar da benim gibi tek çocuk. Belki de bu yüzden iyi anlaşıyoruz. Tek başına büyüyen çocukların yakınlarında, onlar gibi tek çocuklar mutlaka olmalı. Böylece, kardeşi olanları o kadar kıskanmıyorsunuz. Bazen aileniz, oyalanmanız için size kedi ya da kuş alıyor ama aynı şey değil tabii. Kedilerle kickbox yapmak zor.” 

Bütün karakterlerin aynı apartmanda olması, kimi yerde fazla hızlanan temposuyla mesajları yer yer vurgulu kaçan romanda Pelin Güneş, Tuna başta olmak üzere gençlerin dili açısından son derece sahici bir ton yakalamış. Bu şekilde, başkahraman eşliğinde okul stresi ve büyüme sıkıntılarıyla yüz yüze gelen gençlerin iç dünyasını ilk elden izlemek mümkün oluyor. Mizah dolu anlatım, Tuna’nın sağlık sorunlarıyla boğuşan annesini neşelendirmek için İnternet üzerinden Kenya’daki bir vakıf aracılığıyla Doodle isimli bir yavru gorilin bakımını üstlenme siparişiyle doruk noktasına çıkıyor. Mantıklı, sorgulayıcı ve ev hayatını düzenleyici özellikleriyle öne çıkan Nergis Hanım’ın bu sıra dışı hediyeye verdiği tepki maalesef pek Tuna’nın beklediği gibi değil. Aylık otuz dolarlık bakım masrafından caymak için verilen mücadele ise sanal dünyanın sahtekârlıklarına doğru bir yolculuk anlamına gelecek! 

Sahtelikle mücadele

Pelin Güneş gerek Doodle macerasıyla gerekse Nergis Hanım’ı sıkıntılarından kurtarmak üzere yeni apartman komşuları Mine Hanım’ın sunduğu alışveriş ve ekran bağımlılığı odaklı alternatif “şifa” yöntemleriyle, sahte huzuru tartışmaya açıyor. Sanal dünyanın vadettiği sorumsuzluk bir süre için cazip olsa da uzun vadede aslında daha büyük çözümsüzlük. İnsanları mücadeleden alıkoyan hâliyle hayatın seyircisi kılan büyük bir oyalanış. Tuna’nın Doodle için başvuru yaparken düşündükleri bu tehlikeyi mizah aracılığıyla ortaya koyar nitelikte: “Detayları okudum. Basit görünüyordu. Önce bir form dolduruyordun. Kredi kartı numarasından her ay, bakımları için gereken para çekiliyordu. Üstelik gönüllü anne ne zaman isterse, derneğin internet sayfasından yavrunun videolarını seyredebiliyordu. Büyümesi ve gelişmesi ile ilgili haberler de sık sık e-posta ile bildirilecekti. Hiç böyle pratik bir çocuk bakımı duymamıştım. İşim olmaz ama diyelim ki evlendim. Diyelim ki çocuğum da oldu. Onu evde bir robota bırakıp gitsem ve her sabah bilgisayarıma ya da telefonuma video, mesaj, ses kaydı düşse. O kendi kendine büyürken arada sevimli, komik hareketleriyle beni güldürüp eğlendirse… Evet evet, kesinlikle böylesi daha kolay ve eğlenceli olurdu.”

Hayalsiz olmaz

Tudem Yayınlarının okuma güçlüğü çeken çocuklar için özel olarak hazırladığı “Sen de Oku” koleksiyonu için, ailesindeki anlaşmazlıklara yaratıcı çözümler arayan Nazlı’nın macerasını anlatan Elveda Patatesler’i yazan Pelin Güneş;  Sardunya, Sardalya ve Bizim Sokak’ta aile yadigârı bir konak ekseninde kentsel dönüşüme karşı verilen bir direnişi konu edinmişti.  

Bizim Sınıfın Halleri, Beş Yıldızlı Ev, Hayal Kurma Dersleri ve Babama Kamera Vermeyin başlıklı öykü kitaplarında benzersiz hayal güçleriyle maceralar yaşayan çocukların iç dünyalarına bakarken, Fincan Teyzenin Kurabiyeleri’nde site ve okul arası bunalan arkadaşların, komşuları Fincan Teyze ve Necmi Amca eşliğinde atıldıkları macerayla kuşaklararası iletişimin önemini keşfedişlerine tanık etmişti okuru. Sıkıldım, İki Hafta Yokum’daysa gençler, gerçeklerle düş dünyası arası savrulmalarla kendi benliğini araya on dört yaşındaki Tuana’nın yaşadıklarına ortak olmuştu.

Küçük ve genç okurları hayal güçleri ve mizah duygularından taviz vermeden hayatın gerçekleriyle yüzleşmeye davet eden yazarın Plasebo Etkisi romanı da sıradan hayata bambaşka gözlerle bakmaya ve kendi kaderinin yazarı olmaya teşvik eden bir güce sahip. Öyleyse hadi macera başlasın! 

Plasebo Etkisi 
Pelin Güneş 
Editör: Burhan Düzçay
Tudem Yayınları, 168 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.