Çocuk edebiyatı alanında çalışan, eser veren 30 yazar, ressam ve editör; 2025 yılında çıkmış kitaplardan kendilerinde en çok iz bırakanları seçti. Böylece İyi Kitap okurlarının yararlanacağı arşivlik bir soruşturma açığa çıktı.
Kurmaca alanında “Edward Tulane” farkı
Soruşturmamıza katılan isimlere, tek bir soru sorduk ve herhangi bir yönlendirmede bulunmadık. 7 değerli isim aynı kitabı, 2025’in en beğendikleri kitap olarak seçti. Mavisel Yener, Koray Avcı Çakman, Hanzade Servi, Sevtap Ayhan, Safter Korkmaz, Güzin Öztürk ve Dilek Yardımcı aynı kitapta birleşmiş oldular. Dünya edebiyatının ikonik porselen tavşanı Edward Tulane’in, Gözde Koca çevirisi ile yeniden ülkemiz okurlarıyla buluşması, çocuk yazınında yılın olayı olarak karşımıza çıktı.
Edward Tulane ve Mucizevi Yolculuk
Kate DiCamillo
Resimleyen: Bagram Ibatoulline
Türkçeleştiren: Gözde Koca
Tudem Yayınları, 184 sayfa
KORAY AVCI ÇAKMAN:
2025 yılında çocuk edebiyatı alanında beni en çok etkileyen kitap, Edward Tulane ve Mucizevi Yolculuk oldu. İlk bakışta sade bir yolculuk hikâyesi gibi görünse de aslında sevmenin, kaybetmenin ve yeniden bağ kurmanın ne anlama geldiğini katman katman açan, derinlikli bir anlatı sunuyor okurlarına. Bu açılım, yüksek sesli dramatik anlarla değil; sakin ve dengeli bir anlatı ritmiyle, zaman içinde dönüşerek gerçekleşiyor. Kitap, çocuk okuru yormadan güçlü bir duygusal derinlik kurarken, bir yandan da fark ettirmeden, okurlarını kendi kalplerini açmaya davet ediyor.
Edward’ın kibirden şefkate uzanan dönüşümü, klasik bir “ders çıkarma” çizgisine yaslanmıyor. Aksine bu süreç, düşe kalka öğrenilen ve zaman isteyen bir içsel yolculuk olarak inşa ediliyor. Anlatı, okurun önüne hazır cevaplar koymak yerine, onunla birlikte yürümeyi; gerektiğinde durmayı ve susmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım sayesinde kitap, çocuklara duygularını tanıma cesareti verirken, yetişkinlere de unuttukları duyguları hatırlama fırsatı sunuyor. Bu yönüyle eser; zamansız, yaşsız ve güçlü bir metin olarak öne çıkıyor.
MAVİSEL YENER:
Kitapta, kendini her bakımdan muhteşem gören porselen bir tavşanla tanışıyoruz. Çok katmanlı bu anlatının etkileyici yanlarından biri, kibirli tavşan Edward’ın karakter gelişimi dinamiğine ve kendini keşfetme yolculuğuna tanık olmak. Ayrıca, sorular sordurarak okuru felsefi bakış açısına davet eden bir yapıt. Çizer Bagram Ibatoulline’in illüstrasyonlarının her biri tablo değerinde. Nitelikli baskı, çizimlerinin hakkını vermiş. Dönüşüm, sevgi, özveri, umut hakkında duygusal, derin bir anlatı; gerçekten mucizevi bir yolculuk.
HANZADE SERVİ:
Beni de sevenler oldu, dedi Edward yıldızlara.
Yani? dedi yıldızlar. Şimdi yapayalnızken bunun ne önemi var?
İyi çocuk kitaplarının, yetişkinler için çok büyük bir yol haritası olduğuna inanıyorum. Tam her şeyi bildiğimizi sanma hatasına düşmüşken, porselen bir tavşanın bize haddimizi bildirmesinden daha keyifli ne olabilir ki?
Oyuncakların da hislerinin olduğunu hayal etme oyununu yetişkinliğe de birazcık taşımanın yan etkisinden midir bilmem, Kate DiCamillo’nun Edward Tulane ve Mucizevi Yolculuk kitabı beni çok etkiledi. Edward’ın yıllarca denizin altında kalması, değişen sahipleri ve sevgiyi anlama hikâyesi, okurlar için de mucizevi bir empati yolculuğu. Arkada kalan sahiplerin yasına tanıklık edemeden, biz de Edward’ın peşinden ilerliyoruz.
Herkesi, içindeki çocukla konuşturacağına emin olduğum Edward Tulane, sahibinin yaşı fark etmeksizin, tüm kitaplıklarda yerini almalı.
SEVTAP AYHAN:
Bir porselen tavşanın kibirden sevgiye uzanan duygusal serüvenini çocuk hâlimle okumuş olsaydım onun duygusal katılığını hayli itici bulmakla birlikte, hikâyesini yine çok severdim kuşkusuz. Bir yetişkin gözüyle, özellikle günümüzün sosyal medya narsisizmi veya beğenilme kültürü üzerinden okuduğumda ise kitabı bambaşka sevdim.
Edward Tulane, başlangıçta tam bir büyüklenmeci, narsist portresi çiziyor. Porselen maskesinin kusursuzluk kadar kırılganlık getirdiğini, değişim ve dönüşümün kaçınılmaz olduğunu düşündüğünüzde onunla bağ kuruyor ve kibrinin altında yatan nedenleri anlamaya çalışıyorsunuz. Aslında günümüz insanından çok da farklı nedenleri yok Edward’ın. Sevmekten çok sevilmeyi arzuluyor. Gerçek bir bağ kurmaktansa sahnede olmayı ve alkışlanmayı istiyor. Onun için insanlar kendisinin ne kadar iyi göründüğünü yansıtan birer aynadan başka bir şey değil.
Yazarı, tıpkı hayatın bize yaptığı gibi, Edward Tulane’e pek de şefkatli davranmamış. Kibirli tavşanın dünyasını altüst ettiği serüven boyunca onu âdeta yerden yere vuruyor. Sıcacık evinden alıp denizlerin dibine mi fırlatmıyor, çöplüklere mi atmıyor, ıssız tarlalarda korkuluk direklerine mi bağlamıyor. Kayıplar, ayrılıklar, zorbalıklar, yalnızlık ve çaresizlik içinde tavşanımızın o güzel porseleni çatlıyor, kırılıp dağılıyor. Neyse ki bir şekilde ve her anlamda iyileşmek, hem kurgusal hem de gerçek dünyada mümkün.
İster Orta Çağ’da ister dijital çağda olsun, yüzümüze ister porselen maskeler takalım ister filtreler koyalım, insanın hep aynı insan olduğunu düşündürdü Edward Tulane bana. Onun bir dükkân rafında yıllarca beklemesi gibi bizler de bir gün gelip bizi sevecek birini bekliyoruz aslında. Her şeyi çarçabuk tükettiğimiz bu sabırsızlık çağında beklemek, bize Edward için olduğundan daha zor gelebilir. Ama DiCamillo’nun dediği gibi “biri mutlaka gelir.” Yeter ki kalbimizi sevgiye açalım.
Edward Tulane ve Mucizevi Yolculuk gerek duru ve derinlikli anlatımıyla gerek masalsı çizimleriyle çocuklar kadar yetişkinleri de büyülü atmosferine çekiveren yaşsız ve zamansız bir roman. Edward Tulane’i narsist bir anti-kahramandan sıradan bir oyuncağa dönüştüren DiCamillo, gerçek bağlar kurmaktan kaçınan günümüz insanına âdeta sert bir sevgi tokadı atıyor ve şöyle azarlıyor bizleri: “İçinde sevgi olmayan bir hikâye nasıl mutlu sonla bitebilir ki!”
Evet, sanırım Edward’ı sadece sevmekle kalmadım ona kalbimin en güzel rafında bir yer açtım; Küçük Prens’in, Pinokyo’nun ve Peter Pan’ın hemen yanında. Bundan sonra hep beraberiz.
SAFTER KORKMAZ:
Geride bıraktığımız yıl içerisinde okuduğum ve bende iz bırakan çocuk ve gençlik kitapları arasında seçim yapmak gerçekten zor. Yine de bir cevap vermem gerekecekse, 2025’in son günlerinde okuma fırsatı bulduğum, Kate DiCamillo imzalı Edward Tulane ve Mucizevi Yolculuk isimli eserden söz açmak isterim.
Kate DiCamillo usta bir hikâye anlatıcısı. Akıcı ve sade dili, okuru yoğun duygusal atmosferi olan bir öykünün içine hapsediyor. Kullandığı metafor ve göndermelerle, parmak sallamadan pek çok mesajı aktarmayı başarıyor. Porselen bir oyuncak tavşanın maceralı yolculuğunu takip ederken, onun içsel dönüşümünü gözlemlemek her yaş okurun ilgisini çekecektir.
GÜZİN ÖZTÜRK:
Kate DiCamillo, Edward Tulane ve Mucizevi Yolculuk isimli eseri ile bizi porselen bir tavşanın peşinde dostluk, sevgi, kayıp ve olgunlaşmanın derin sularında gezdiriyor. Yazarın incelikli ve akıcı dili, okuru “Sevgi nedir?” sorusu ile baş başa bırakıyor. Porselen tavşan kırıldıkça, özlem çektikçe okurun da kalbinde tatlı bir sızı kalıyor. Porselen bir tavşan sevebilir mi? Romanın sonlarında Edward’ın kalbindeki çalkantılara kulak kesiliyoruz. Yazarın masalsı anlatımı ile kalbimizde bir yer açılıyor. Öylesine güzel ve engin denizler gibi coşkulu. Dilinin sadeliği ve aynı zamanda şiirsel anlatımı ile kalbimi çalan bu esere, resimler de çok masalsı ve özlemli bir hava katıyor. Uzun mekân ve karakter tasvirlerinin olmaması da okuma deneyimini sadeleştiriyor.
DİLEK YARDIMCI:
Edward Tulane ile yolculuğum 42. İstanbul Kitap Fuarı’nda başladı. Tudem standında kitabın kapağı kullanılmıştı; kitaba dair oldukça dikkat çeken yorumlar duydum, okuyanlar çok beğenmişti. Bir eğitimci ve aynı zamanda çocuk edebiyatı yazarı olarak hem heyecanlandım hem de neymiş bu kitabın alametifarikası diye merak ettim. Kapak, tasarım harikaydı. Ya içindekiler… Onlar da öyle miydi?
Fuar bitip de eve dönme vakti gelince metrobüste bana eşlik etti Edward Tulane. Kitaptaki gemi yolculuğu kadar olmasa da zorlu ve sıkıntılı bir yolculukta, okulda boş dersimde, teneffüslerde ve otobüste hep yanımdaydı. Yavaş yavaş, sindire sindire okudum.
Nihayet kitabı bitirip kapağı kapattığımda uzun süre uzaklara daldı gözlerim. Sarsılmıştım. Şu hayattaki en kıymetli şeyin sevmek olduğunu öğreninceye kadar Edward Tulane’in başına gelenler günümüz dünyasına ders olur mu acaba? Yüzyıllardır sevmeyi beceremediğimiz için yaşanmıyor mu kavgalar, savaşlar?
İlk fırsatta öğrencilerimin okumasını sağlayacağım. Bencilliğin, kibrin, her şeye doymuşluğun dünyasına doğan minik yüreklerin Edward Tulane ile yolculuğa çıkması şart. Çünkü bu yolculuğun sonu, ne yaşanırsa yaşansın “sevgiye” çıkıyor.
Taşlı Yokuş’ta yürüyenler
Toplumsal sınıf farkının hayat tarzları üzerindeki yansımalarına, gençlerin gözünden bakan Taşlı Yokuş Sokak Numara 5, soruşturmamıza katılan iki farklı yazarın en beğendiği kitap oldu. 2025 yılında çıkan ve neredeyse çıktığı gibi ikinci baskısını yapan kitap, “Ronaldo mu, Messi mi?” tartışması ekseninde çok farklı konuları başarıyla işliyor.
Taşlı Yokuş Sokak Numara 5
Hanzade Servi
Tudem Yayınları, 128 sayfa

NURİ KURUCU:
Evet, her yıl olduğu gibi 2025 de bizleri yıpratan, umutlarımızı günbegün söndüren bir yıl oldu. Üstelik ülkemiz için de değil, tüm dünya için. İyi ki kitaplar var da az da olsa gerçeğin zincirlerini koparıp farklı farklı dünyaları deneyimleyebiliyoruz. (-Giriş iyi mi? -İyi abi.)
Okuduğum, 2025 çıkışlı kitaplar arasından Edward Tulane ve Mucizevi Yolculuk kitabını bir kenara bırakıyorum. Biraz kıskandığımdan biraz da üzerinde yeterince konuşulduğunu düşündüğümden… Benzer sebeplerle Miyase Sertbarut, Mavisel Yener, Aytül Akal kitaplarını da es geçiyorum. (Of, daha bir sürü yazarım ama harf limiti var.)
Taşlı Yokuş Sokak Numara 5‘ten bahsedeceğim. Hanzade Servi’nin şimdiye dek okuduğum tüm kitaplarında karakterlerinin garip bir inandırıcılığı var. Yazmadan önce sanki hepsini alıp iki ay beraber yaşıyor onlarla. Böyle olunca da okuduğunuz şeye hızla ve kuvvetlice bağlanabiliyorsunuz. Tüm hisler size harika bir şekilde geçiyor. Bu kitap da bunun iyi bir örneği. (-Çıkış iyi mi? -La yürü!)
ASUMAN PORTAKAL:
Taşlı Yokuş Sokak Numara 5, ilk gençlik edebiyatında didaktikleşmeden değer aktaran, okurla güven ilişkisi kuran bir roman. Umudu, ‘mutluluk masalı’na dönüştürmeden, bireyciliğin panzehri olan dayanışma ve empati üzerinden kuruyor.
Futbolun taşıyıcı bir metafor işlevi gördüğü anlatıda asıl mesele; aidiyet, utanç ve kendin olarak kalma mücadelesi. Mahalle anlatısını nostaljik bir dekor değil, etik bir yaşam alanı olarak kuran roman, mutluluğun gösteride değil; iyilikte, paylaşımda ve birlikte yaşanan hayatta saklı olduğunu hatırlatıyor.
Kuzey Kıyısı Gizemleri’ni keşfedenler
Rant peşindeki şirketlerin tehdidi altındaki doğanın isyanını çok farklı bir biçimde anlatan Delal Arya’nın kitabı Kuzey Kıyısı Gizemleri, 2025 soruşturmamızda iki farklı yazarın dikkatini çekti. Can Çocuk etiketiyle çıkan kitap, okurlarını okyanusun ötesinde bir yolculuğa çıkarıyor.
Kuzey Kıyısı Gizemleri
Delal Arya
Resimleyen: Öykü Akarca
Can Çocuk, 240 sayfa
PELİN GÜNEŞ:
2025 yılında dikkatimi çeken kitap, Delal Arya’nın Kuzey Kıyısı Gizemleri oldu. Fantastikle aram pek iyi olmadığı hâlde, geçtiği uzak coğrafya ve şaman öğretileri ile aklıma, ruhuma iyi gelen bir modern masal oldu bu kitap. Dondurucu iklimde geçen gündelik yaşam, çok gerçekçi aktarılmış. Yerel halkla, doğayı yağmalayan bir teknoloji şirketi arasındaki sürtüşme gibi çok işlenen bir konuyu ele alsa da yazar zoru başarmış; dil ve anlatım zenginliği sayesinde okuyucuyu serüvenin parçası hâline getirmiş.
On bir yaşındaki Ani ve arkadaşlarının cesareti, işbirliği ve akılcı çözümleri çok etkileyici. Bu tarz kitaplarda ihmal edilebilen kahramanın duygu dünyasının da hakkı verilmiş; küçük kız doğanın dilini çözerken, aile hayatındaki sırları da birer birer açığa çıkarıyor.
GÖKNİL ÖZKÖK:
Delal, ilk kitabından bu yana hayranlıkla okuduğum bir yazar, aynı zamanda da çok sevdiğim bir arkadaşım. Kendisi arkeoloji kökenli bir yazar olduğundan fantastik kurgu içinde gerek kendi yarattığı gerek var olan mekânları, zamanları kullanması konusunda ustalıklı bir dile sahip. Bu kitabı da çok gerçekçi yazılmış bir mekâna, okurken soğuğunu hissedebildiğiniz dondurucu bir kışa ve en önemlisi okurun dikkatini iklim krizine çeken bir kurguya sahip. Kitap, “Dünyada ikinci bir Buz Devri mi yaşanacak?” sorusuna cevap ararken, biz de bir türlü yaşayamadığımız bu kış mevsiminde gizemli ve heyecanlı macerayı okurken konuyu kendi tarafımızdan düşünebiliriz.
Yapay Zekâ temaları ve karakterleri
İyi Kitap, yeni sayısında yapay zekânın çocuk edebiyatındaki yerini tartışırken 2025 soruşturmamızda da yapay zekâ iki kitapla yer almış gözüküyor. Gülşah Aksakallı’nın Yatay Zekâ adlı kitabı ve edebiyatımızın en önemli kalemlerinden Miyase Sertbarut’un Yuan Huan 2: Kütüphanedeki Kamera eseri bu yıl seçilenler arasında.
ÖZGE DOĞAR:
Benim için Yatay Zekâ, bu seneye damgasını vuran kitaplar arasında yer aldı. Yapay zekâya gönderme yapılarak seçilen kitap adı, ana karakterle de son derece uyumlu. Gülşah Aksakallı, arkadaşlık ve aile ilişkilerini âdeta sezdirmeden okura ulaştırıyor. Çocukların kendi aralarında güçlü bir akran dayanışması içinde olduklarını; sistemin dayattığı okul ve aile baskısıyla zaman zaman çıkmaza girdiklerini ve bunun sonucunda kazananın yapay zekâ olabileceğini, kitabın yaş grubuna uygun bir dille anlatıyor.
Kitap, “Yapay zekâ bir gün tüm sistemi ele geçirirse ne olur?” sorusuna da kendince bir cevap veriyor: Dayanışma ve dostluk, tüm zorlukların üstesinden gelir.

Yatay Zekâ
Gülşah Aksakallı
Kırmızı Kedi Çocuk, 88 sayfa
ESRA İLTER DEMİRBİLEK:
Miyase Sertbarut’un Yuan Huan 2: Kütüphanedeki Kamera kitabını okurken, kendimi sık sık çocukluğuma giderken buldum. Kamera gibi teknik bir araçla ana karaktere ulaşan yapay zekâ hikâyecinin anlattıkları, küçükken büyüklerimizden dinlediğimiz o sıcak, merak uyandıran hikâyeleri bana anımsattı. Hikâye içinde hikâye anlatımı zaten çok sevdiğim bir şey. Bir mühendis olarak teknolojiyi seviyorum; modern teknolojiyle klasik hikâyeciliğin ve hayal gücünün bu kadar güzel iç içe geçtiği anlatılar beni her zaman mutlu ediyor. Bu kitap da çocukları yalnızca okumaya değil, hikâyelerin dünyasında dolaşmaya ve içlerinde kalıcı bir dönüşüm yaşamaya davet ediyor.
Yuan Huan 2: Kütüphane’deki Kamera
Miyase Sertbarut
Resimleyen: Zülal Öztürk
Tudem Yayınları, 128 sayfa
Sessiz kitap, çizgi ve grafik Romanlar
Soruşturmamıza katılan değerli isimlerden Yıldıray Lise, Dilek Sever ve Banu Aksoy, farlı türlerde kitaplar seçtiler. Böylece soruşturmamızda bir grafik roman, bir çizgi roman ve bir de sessiz kitap yer almış oldu. Lucy Knisley imzalı “Yemeksever – Mutfaktaki Hayatım” yetişkinler kadar çocuklara da önerilen bir kitap olarak listemizde yer aldı. Astronotun, Mars’ın ve Uzak Yıldızların Yaşamında Bir Gün kitabı da başvuru kitabı niteliğinde bir çizgi roman. Göbeklitepe – 12.000 Yaşında ise son zamanlarda ilgi gören türlerden, sessiz kitaba iyi bir örnek. Soruşturmamıza katılan Özge Lokmanhekim de bir yayıncılık dünyasının perde arkasını merak eden her yaştan kitapsever için kurgu dışı bir eser seçti: Kitabın Büyüleyici Yolculuğu
DİLEK SEVER:
Domingo’nun Türkçeye kazandırdığı Yaşamında Bir Gün serisi, çocukluğumda ansiklopedi okurken yaşadığım heyecanı hatırlattı. Serinin son kitabı, 2025 yılında yayımlandı: Astronotun, Mars’ın ve Uzak Yıldızların Yaşamında Bir Gün.
Çizgi roman tarzının avantajıyla sürprizli sayfa tasarımları içeriyor ve dijital çağın çocuklarına eğlenceli bir okuma alanı sunuyor. Tabletlerin renkli dünyasına kapılıp kitaplarla arası açılan çocukları yeniden kazanmak isterseniz çizgi romanlar zaten hep işe yarar. Üstelik bu seri, gündelik hayata, tarihe ve evrene dair mühim bilgileri hikâyeleştiriyor; anlaşılması zor konuları çocuklara rengârenk kaplanmış bir çikolata paketi gibi sunuyor. Serinin tüm kitaplarının, 8-12 yaş aralığındaki ‘Yazan Çocuklar’ ekibinin de kalbini kazandığını eklemeliyim.
Astronotun, Mars’ın ve Uzak Yıldızların Yaşamında Bir Gün
Mike Barfield
Resimleyen: Jess Bradley
Türkçeleştiren: Çağlar Sunay
Domingo, 128 sayfa
YILDIRAY LİSE:
Göbeklitepe – 12.000 Yaşında adındaki bu güzel sessiz kitabın benim için ayrı bir önemi var. Şanlıurfa Bozkırları projemizle yolumuzun kesiştiği Ayşe İnan, oradaki ilkokullarda çocuklarla çok güzel atölyeler ve boyamalar yaptı. O günlerde ilk tohumları atılan bu kitap, Göbeklitepe’de çocuklarla bir atölye çalışmasında yeşerdi ve sergiye dönüştü. En sonunda ülkemizdeki okurlara ulaşmak üzere bir kitap oldu ve kütüphanelerimizde yerini aldı.
2026 Hans Christian Andersen Ödülleri kapsamında çizer adayımız olan Ayşe İnan’ın bu sessiz kitabı, 12.000 yıl öncesinden günümüze, doğanın ve kültürün değişimini en güzel anlatan kitaplardan biri. Sessiz ama içinde insan medeniyetinin geliştiği tüm çağların seslerini barındırıyor. Her sayfada turnaların uçuşu bize çağlar içinde yolculuğa çıkarıp günümüze getiriyor.
Ülkemizde sessiz kitapların, Taş Tepeler gibi önemli kültürel miras alanlarımızı anlatan resimli kitapların artması dileğiyle…
Göbeklitepe – 12.000 Yaşında
Ayşe İnan
Yapı Kredi Yayınları, 36 sayfa
BANU AKSOY:
Lucy Knisley imzalı Yemeksever – Mutfaktaki Hayatım hem yemek kültürü kitaplarını hem çizgi romanları seven benim gibiler için tam bir hazine. Knisley’nin çizgi dilini, anlattığı anıları ve yemeğe dair paylaştığı ayrıntılarını çok sevdim. Kitabın çevirmeninin Tijen İnaltong olması da çok yerinde bir tercih olmuş. İnternette gezinip, anlatılan yerleri ve yiyecekleri keşfetmeye çalışırken, bu kitabın yemek kültürüne ilgi duyan çocuk ve gençler için ne kadar ufuk açıcı olabileceğini düşündüm.
Yemeksever – Mutfaktaki Hayatım
Lucky Knisley
Türkçeleştiren: Tijen İnaltong
Desen, 176 sayfa
ÖZGE LOKMANHEKİM:
İyi Kitap’ın tekrar aramıza dönmesinin şerefine ben de kitaplarla ilgili bir kitabı anlatmak istedim. Kitabın Büyüleyici Yolculuğu adlı eserde, kendisi de resimli kitaplar alanında bir edebiyat ajanı olan Stephanie Vernet, fikirden basılı kitaba dönüşene dek bir kitabın yolculuğunu anlatıyor bizlere. Sadece yazar-çizer-editör, yayınevi ve matbaa gibi daha çok bilinen kelimeleri, meslekleri ve her bir kişinim görevlerini paylaşmakla kalmıyor okurla. Gravür, tipografi, renk kartelası, çok satan, forma gibi kitap dünyasının kavramlarını da keyifli bir dille bizlere aktarıyor. İlginç bilgiler ve kıyaslamalarla konuyu merak uyandıran ve akılda kalan şekilde sunuyor. Bu kitapla, kitabın yolculuğunu ve yolculuktaki duraklarını adım adım takip ediyoruz. Kitaplara tutkuyla bağlı herkesin ilgisini çekeceğini düşündüğüm bu kitabın rengârenk çizimleri, Camille de Cussac’a ait. Türkçeye hem çocuk kitapları editörlüğü hem de çeviriler yapan Bade Baran çevirmiş.
Kitabın Büyüleyici Yolculuğu
Stephanie Vernet
Resimleyen: Camille de Cussac
Türkçeleştiren: Bade Baran
Hep Kitap, 48 sayfa
2025’te yerli yazarlarımızın öne çıkan kitapları
Soruşturmamıza katılan isimler arasında çok farklı kitapları, farklı nedenlerle seçenler oldu. Geriye kalan kitapları da yerli ve yabancı yazarlar olarak ayırdığımızda, Türk yazarlar arasında Huban Korman, Seda Akipek, Gökçe Gökçeer ve Hüner Aydın Işık dikkat çekti.
AYTÜL AKAL:
90’lı yılların başında masallarımdan bazılarını Huban Korman resimlemişti. O zamandan beri onun çizgilerine hayranımdır. Geçen 35 yıl içinde, değişik yayınevlerinde ortaklaşa hazırladığımız başka kitaplarımız da oldu. Ama En Güzel Şey hepsinden çok farklı. Neden mi? Çünkü bu kitap, Huban’ın hem yazıp hem resimlediği az sayıdaki eserlerinden biri.
En güzel şeyin ne olduğunun herkesin bakış açısına ve deneyimlerine göre değişebileceğini kavrayan küçük bir kızın öyküsü bu. Küçük kız, yalnızca bazı olayların ya da durumların değil; kokuların, renklerin ve seslerin bile güzel olabildiğini keşfediyor.
En Güzel Şey
Huban Korman
Redhouse Kidz, 32 sayfa
ZEYNEP ALPASLAN:
2025 yılında okuduğum çocuk kitapları arasında en sevdiğim, Seda Akipek’in yazdığı, Gamze Öztürk’ün resimlediği, Paraşüt Kitap etiketiyle çıkan Kırıklar Kitabı oldu. Bu kitabı yeni yılın ilk günü okudum ve hem öyküye hem çizimlere hem de Türkçenin kullanımına hayran oldum. Ama kitabı bu kadar çok sevmemin asıl sebebi bunlar değil.
Kırıklar Kitabı’nı sevdim, çünkü bana dünya şimdiki gibi tepetaklak olurken bile umudun var olabileceğini hatırlattı. Bana her kırığın iyileştirilebileceğini, kırılan şeylerin parçalarının birleştirilebileceğini ve ortaya çıkan o yeni şeyi eskisi kadar çok sevebileceğimi söyledi bu kitap. Bana hissettirdiği her şey için, emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Kırıklar Kitabı
Seda Akipek
Resimleyen: Gamze Öztürk
Paraşüt Kitap, 24 sayfa
TÜLİN KOZİKOĞLU:
Duygular gibi soyut bir kavramı, birbirinden yaratıcı metaforlar aracılığıyla günlük hayattan anlara taşıyarak çocuk göz hizasına inmeyi başaran, Hüner Aydın Işık’ın Ayaklarımın Altında adlı eseri, iç dünyamızla ilgili farkındalık yaratmada okura eşsiz bir yoldaş oluyor. “Çocuk gibi” değil, doğrudan “çocuk” çizimleriyle kahramanın sesini bize duyurarak bu enfes kurgu dışı metni kurguya dönüştüren çizer Seda Mit’e de koskocaman bir alkış!
Ayaklarımın Altında
Hüner Aydın Işık
Resimleyen: Seda Mit
Fibula Yayıncılık, 32 sayfa
ILGIM VERYERİ ALACA:
Basit bir sorudan yola çıkan Tüm Hayvanları Seven Çocuk, hem sevgi hem de saygı konusunu bir zoolog duyarlılığı ile işliyor. Farklı türdeki pek çok hayvanın varlığına dikkat çekerken, hayvanlar âleminin uçsuz bucaksız evrenini hatırlatıyor. Aşina olduğumuz kedi, köpek ve kuş gibi hayvanların ötesinde düşünmemiz destekleniyor. Sayısız türün farklı özelliklerini merak ediyor ve araştırmak istiyoruz. Metin, tüm canlılara karşı empati kurmaya okuru teşvik ediyor. Kapakta bir yarasa gibi ters duran Umay’ın portresi ise anlatıyı görsel olarak destekliyor.
Tüm Hayvanları Seven Çocuk
Gökçe Gökçeer
Resimleyen: Öznur Kaplan
Paraşüt Kitap, 32 Sayfa
2025’te yabancı yazarların öne çıkan kitapları
Soruşturmamızda bir kez de olsa adı geçen diğer kitapları da yazarlarına göre ayırdığımızda 9 yabancı yazar daha öne çıkmış oldu. Bu yazarların kitaplarının kurmaca ağırlıklı olduğu da göze çarptı.
HACER KILCIOĞLU:
Günışığı Kitaplığınca yayımlanmış Babamın Köyünde adlı kitapta bir çocuğun büyüme yolculuğu anlatılıyor. Kitap, iddialı cümleler kurmadan, usul usul, tatlı tatlı akıyor. Oysa içinde hayat kadar sahici hikâyeler var.
Boşanmış anne baba, ikiye bölünmüş bir çocukluk, hayatla baş edememiş, büyümeyi reddetmiş, her anlanmada başarısız bir çocuk, Leo ve onunla baş edememiş bir anne baba. Sonuç: Çocuk, babasının köyüne, öğretmen olan babaannenin yanına gönderilir.
Babaanne, Leo’ya basit, doğal ve ilkeli bir yeni hayat sunar. Leo başta dirense de babasının ayak izlerini bıraktığı okulda okumak, babaanne tarafından ruhuna uygun bir tutkuyla tanıştırılmak, başarının tadına varmak onu öyle heyecanlandırır, öyle etkiler ki büyüme yolcuğuna kaldığı yerden devam ediverir.
Babamın Köyünde, bir çocuğa gözümü kapatıp sunacağım bir kitap. Az ama öz anlatımıyla yazar Jean-Philippe Arrou-Vignod’un kalemine, aklına sağlık. Azade Aslan kitabı başarıyla çevirmiş, İrem Dalbudak resimleriyle kitaba neşe katmış; onların da emeklerine sağlık.
Babamın Köyünde
Jean-Philippe Arrou-Vignod
Türkçeleştiren: Azade Aslan
Resimleyen: İrem Dalbudak
Günışığı, 112 sayfa
ZÜLEYHA ERSİNGÜN:
2025’in en beğendiğim çocuk kitabı Timothee de Fombelle’in yazıp Irene Bonacina’in çizdiği Yaz Tatili.
Şiirsel dili ve büyüleyici resimleriyle kitap, sıradan zamanı içsel bir eşiğe dönüştürüyor. Yetişkin okuru zamanla ilişkisinin değiştiği çocukluk yazlarına, çocuk okuru yetişkin zamanından uzağa götürüyor.
Metinde zaman, merkezinde kahramanın olduğu bir salyangozdur ve keşfetmek için idealdir. Bir gün kahramanımız biraz daha uzağa gider. Bu sayede dünyanın daha önce bilmediği bir yerini ve kendisiyle ilgili hiç tanımadığı bir hissi keşfedecektir.
Yaz biter, artık bir sırrı vardır. O artık başka biridir.
Yaz Tatili
Timothee de Fombelle
Resimleyen: Irene Bonacina
Türkçeleştiren: Hazel Bilgen
Yapı Kredi Yayınları, 72 sayfa
ÖZGE BAHAR SUNAR:
Geçtiğimiz yıl ülkemizde yayımlanan çocuk kitapları içinde en beğendiğim eser Jon Klassen’in Bu Benim Şapkam Değil’iydi. Büyük bir balığın şapkasını çalan küçük balıkla başlayan hikâye, yalın diliyle derin bir iz bırakıyor. Küçük balığın bizi de sessizce yanına çekerek sürdürdüğü iç konuşma, alışılmışın dışına çıkan bir kurgu inşa ediyor. Metinle çizimler arasındaki karşıtlık da tatlı bir gerilim yaratıyor. Sonunda bir ahlak dersi almak yerine kendi yargımızla baş başa kalıyoruz. Ayrıca kitabın şapka üçlemesinin bir parçası olması etkiyi daha da büyütüyor.
Bu Benim Şapkam Değil
Jon Klassen
Türkçeleştiren: Sümeyye Ceylan
Usturlab, 40 sayfa
SERAN DEMİRAL:
2025’in sonunda yayımlanan Uçup Giden Bazı Şeyler, beni en çok etkileyen çocuk kitaplarından biri oldu. Bunun kişisel sebepleri, resimli kitaplarla daha fazla haşır neşir olma arzum ve son zamanlarda az kelimeyle çok şey anlatma uğraşım. Edebî bir eser olarak Alessandra Roscoe’nin bu kitabını seçmemin gerekçesi ise, anlatması zor konuları yumuşak ve naif bir dille ele alma başarısı. Her şeyin kaybolup gidişi, varlığın yokluğa dönüşü gibi felsefi meseleleri kısa bir anlatıda, denizin kıyısındaki bir kız çocuğunun zihninden geçenlerle aktaran metin, sade çizimleri ve nötr renkleriyle görsel olarak da oldukça etkileyici. Beğeninin ve hazzın bu kadar pompalandığı bir zamanda melankoli, hüzün, kayıp gibi duygularla baş etmenin güçleştiği bir gerçek. Tam da bu nedenle, “saudade” (özlem) ve hüznü umutla karşılayabilmeyi, varlığı yok oluşun kendisiyle kabullenebilmeyi kucaklayan, bazı anların anılara dönüşüvermesindeki güzelliği vurgulayan anlatılara sanırım artık daha çok ihtiyacımız var. Düşüncelerinin neye dönüşeceğini, kaybolup giden şeylerin nereye gittiğini sorgulayan bütün çocuklar için.
Uçup Giden Bazı Şeyler
Alessandra Roscoe
Resimleyen: Odilon Moraes
Türkçeleştiren: Nazlı Gürkaş
Mea Kitap, 64 sayfa
BURCU AKTAŞ:
Yapboz Şampiyonu, çarpıcı konusuyla ve onu anlatma biçimiyle beni en çok etkileyen roman oldu. Kanadalı yazar Barber, bir kardeşi olmasaydı hayatı çok daha kolay olacak Warren’ın toplumun ötekileştiriciliğini bertaraf etmesini anlatıyor. İkiz kardeşi, down sendromlu Bennie’yi korumak sorumluluğu ile herkes gibi bir çocuk olma ihtiyacı arasında sıkışan Warren, unutulmaz roman karakterleri arasına girecek nitelikte.
Yapboz Şampiyonu
Gina McMurchy-Barber
Türkçeleştiren: Arzu Altınanıt
Çınar Yayınları, 184 sayfa
MEHMET ATİLLA:
Cary Fagan sürekli bir arayış içinde olan bir yazar. Nitekim dilimize Dünya Sular Altında adıyla aktarılan romanının da son derece ayrıksı bir atmosferi var. Geleceğin krizlerinden küresel iklim değişikliğini “masal/rüya anlatısı” denebilecek bir teknikle işlemesi ne kadar kayda değerse bunu yalın ve akıcı bir dille yapması da o denli usta işi.
Bağımsız bir kutuyu andıran odası ve köpeğiyle uçsuz bucaksız suların ortasında akıntıya kapılan bir çocuğun hayatta kalma savaşımına hem ekolojik sorgulama hem de iç hesaplaşma gibi temaların eklenmesi, romanın niteliğini artıran etmenlerdi bana göre.
Dünya Sular Altında
Cary Fagan
Türkçeleştiren: İpek Güneş Çıgay
Tudem Yayınları, 112 sayfa
CEYLİN AKSEL:
Beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçları karşılanamayan veya karşılanan binlerce çocuğun yaşadığı temel sorunlardan biri akran zorbalığı. Toplumsal ahlak değerlerinin tehlikeli rollere dönüştüğü anlarda edebiyatın bu zor konuları konuşabilmeye vesile oluşunu kıymetli buluyorum. Çıtır Çıtır Felsefe serisinin ahlaksal yönden iki güçlü duyguyu işlediği Gurur ve Utanç; özellikle bu duyguların yoksunluğunun çocukları nasıl canavarlaştırabildiğini, varlığınınsa neleri mümkün kılabileceğini düşünmemize alan açması yönünden, benim için 2025’in öne çıkan kitabı oldu.
Gurur ve Utanç
Brigitte Labbe
Resimleyen: Jacques Azam
Türkçeleştiren: Azade Aslan
Günışığı, 40 sayfa
KERİMAN GÜLDİKEN:
Haydi kabul edelim, mükemmel insan olmadığı gibi mükemmel kitap da yoktur. Ancak tabii okurunu mükemmel hissettiren, ona sımsıkı sarılan kitaplar var. İçimdeki Mücevher gibi… Soyut kavramları konu alan kitapların giderek daha çok ilgi görmesi harika. Bu kavramların çocuklukta anlam kazanması, hayata karşı elimizi epey güçlendiriyor. İşte bu kitap da öz değer kavramını, mücevher metaforu üzerinden tatlı tatlı ele alıyor.
Anna Llenas’ı Boşluk ve Renk Canavarı gibi kitaplarından tanıyoruz. Bu kitapta da benzer bir çizgide ilerliyor. Dili yer yer kitabi olsa da kolaj tekniğiyle oluşturulmuş resimler, tasarım ve şeffaf sayfaların kullanımı son derece başarılı. İçimdeki Mücevher, 2025’in en güçlü kitaplarından biri.
İçimdeki Mücevher
Anna Llenas
Türkçeleştiren: Esin Pervane
Nesin Yayınevi, 64 sayfa
ÖZLEM AKCAN:
Benim açımdan geçtiğimiz yılın en etkileyici çocuk kitabı Gözler ve İmkânsız’dı. Dave Eggers tarafından yazılan, Shawn Harris tarafından resimlenen ve 2024 yılında Newbery Madalyası’na değer görülen bu etkileyici roman, Gülce Karagöz’ün Türkçesiyle İlksatır Çocuk tarafından yayımlandı. Johannes adlı özgür ve hızlı bir köpeğin dilinden –gözlerinden demek daha doğru– anlatılan roman; felsefe, sanat ve mizahla iç içe bir okuma deneyimi sunuyor. Okurken John Berger’in Görme Biçimleri’ni sık sık düşündüğüm kitabın girişindeki, “İnsan türü, her şeyde kendini görme, özellikle de hayvanları yalnızca insanlara karşılık gelen varlıklar olarak kabul etme eğilimindedir. Ancak bu kitapta durum böyle değildir. Burada köpekler köpek, kuşlar kuş, keçiler keçi, bizonlarsa bizondur,” açıklaması ise ayrıca önem taşıyor.
Gözler ve İmkânsız
Dave Eggers
Türkçeleştiren: G. Gülce Karagöz
İlksatır Çocuk, 216 sayfa


