İyi Kitap

Ben yazsaydım…

Mine SÖĞÜT

Her yazarın, hatta sıkı okurun, ben yazsaydım dediği bir kitap yok mudur! İyi Kitap sordu; Mine Söğüt ben yazsaydım dediği çocuk kitabını anlattı.

Çocuklar için kitaplar yazan yazarların içinde en çok Samed Behrengi’ye imrenirim. Bugün çocuklara onun masalları kadar ‘iyi kalpli’ ve ‘yüreklendirici’ ‘vicdan masalları’ anlatmak isterdim… Mesela Küçük Kara Balık’ı ben yazmış olmak isterdim…

Yıl 1975. Babamın omzundayım, grev çadırlarına giriyoruz. Halay çekenler, harıl harıl tartışanlar, emekten, haktan bahsedenler… Evde ateşli politik tartışmalar… Hepsi ama hepsi, hayata dair farkında olmadan pek çok şey öğretiyor bana. Ve nihayet Behrengi’nin Küçük Kara Balık masalını okuyorum. Tek başıma heceleyerek okuduğum ilk kitap! O an büyüklerin dünyasında anlamlandırmakta zorlandığım bir sürü şeyin şifresini çözmeye başlıyorum. Ama kitabın arka kapağındaki yazı içindekilerden daha çok çarpıyor beni: Çünkü bu kitabı yazan, çocukları ve ülkesini çok seven genç öğretmen, şüpheli bir şekilde öldürülüp cesedi Aras Nehri’ne atılmış! Küçük Kara Balık’ın masalıyla Behrengi’nin gerçek hayat hikâyesi birleşince her şeyin anlamı değişiveriyor benim için. Masalın sonunda dinledikleri yüzünden gözüne uyku girmeyen küçük kırmızı balığa dönüşüveriyorum.

Küçük Kara Balık’tan sonra Behrengi’nin diğer masallarını da okuyorum tek tek. Püsküllü Deve, Kargalar, Bir Şeftali Bin Şeftali, Sevdalı Bulut… Her masal, anlatıcısı öldürüldüğü için daha derin, daha önemli hale geliyor.

Bugün benden birkaç yaş küçük olan, 80 sonrasının farklı değerlerlerle donatılmış Türkiye’sinde büyüyen anne babalar için çocuklarına böyle masallar okutmak, hele hele yazarının başına gelenleri böyle açık açık anlatmak tuhaf gelebilir. Ama bu ülkede, bu dünyada hâlâ yazarlar, gazeteciler öldürülüyor. Faili meçhul kelimesi hâlâ çocukların dağarcığına sinsice giriyor. Ne etiğin ne de adaletin tek tarifi var. Hayatı herkes kendinden yana çekiştiriyor. Ve değerler, hayaller, ihtiyaçlar… hepsi açılan o delikten boşluklara dökülüyor.

Bazı şeylerin değişmesini istiyorsak önce onları anlamlandırmamız gerekir. O yüzden ben de çocuklara, tıpkı Behrengi gibi, yakında kendilerinin de şöyle ya da böyle bir parçası olacakları büyüklerin o adaletsiz ve vahşi dünyasının şifrelerini veren masallar yazmak isterdim. İsterdim ki bu şifreleri doğru okuyan bir çocuk adalet, vicdan gibi değerlerle erkenden tanışma fırsatı bulsun ve cesareti eşitliğe odaklanmış soylu bir hedefe yönelsin…

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz