İyi Kitap

Bu kitaplar hiçbir reçetede yazmaz…

Bu kitaplar hiçbir reçetede yazmaz…

Simla SUNAY

Yapabilirim ve Bende Disleksi Var, çocuklara herkesin birbirinden farklı olduğunu ve eşitliğin ancak aynı koşullarda yaşanarak sağlanabileceğini anlatan, farkındalık sağlayan iki kitap.

Çocukken Topal Yusuf ile alay ederdik, ederdim. Gözlüklüler ‘dört göz’, tombullar ‘şişko patates’, zayıflar ‘iskeletor’du. Okul hayatım boyunca hiç tekerlekli sandalyede bir öğrenci görmedim. Onların okula gitmediğini düşünürdüm, okulumuz çok katlıydı. B’yi ters yazan arkadaşım öğretmenden fena azar işitirdi. Haylazlar okuldan atılırdı. Okulumuz bu nedenle sorunsuzdu. Çünkü hepimiz aynıydık.

EŞİTLİK Mİ TEK TİPLİK Mİ!
Aynı değil de, aynılaştırılmış olduğumuzu çok sonra anladım. Uzun zaman bunun eşitlik olduğunu sanmıştım, sanmıştık… Saçlar bir boy, formalar jilet gibi, eli ayağı tutan, söz dinleyen seçilmiş özel çocuklar olarak mezun olduk devlet okullarından. Aksi olanaksızdı. Kapıda başlardı kontrol, aykırıysan o gün okula alınmazdın. Ancak klasikleri okuyabilirdin. Pinokyo’nun burnu uzardı ama ayakları sağlamdı. Alice garip bir dünyaya düşerdi ama bedensel bir engeli yoktu. Heidi’deki Clara’ya kadar tekerlekli sandalyeyi okumamıştık. Clara’yı tekerlekli sandalyede gördüğümüzde çok şaşırmıştık. Kemalettin Tuğcu’nun eşsiz duyarlılıkla ve gözlemle kaleme aldığı eserler küçümsenirdi, gözyaşı edebiyatı olarak tanımlanırdı. Başkası için ağlamak kötüydü, ağlamanın bir başlangıç olduğunu kimse görmezdi. Oysa ‘acıma’ ancak gösterildiğinde ayıp sayılmalıydı. ‘Acıma’ hissetmeden nasıl duyarlı davranacaktık? Farkındalık, acıma ve duyarlılık birbiri ardına açılan kapılar değil miydi?

Ne iyi ki, ‘farkındalık’ sağlamak adına yapılmış özel kitaplar yayımlanıyor bugün. Çocuklara, herkesin farklı olduğu çeşitli yöntemlerle gösteriliyor. Ancak kitaplar ilaç değildir… Zaten bahsedeceğim iki kitap reçetede yazmaz. Ama bir rüzgâr gibi gözlerimizin üzerindeki perdeleri aralayabilirler.

Yapabilirim ve Bende Disleksi Var adlı kitaplar, 6-7-8 yaş çocukları için yayımlanmış. Bu iki kitabın yazarı Jennifer Moore Malinos’i başka kitaplarından da tanıyoruz. Her zaman bir soruna değinen özel kitaplar yazıyor. Marta Fàbrega’nın resimleri ise sıcacık bir etki bırakıyor.

ZORLUKLARLA BAŞETMEK
Yapabilirim adlı kitapta, tekerlekli sandalyedeki Adrian’ın yaşadığı zorluklar ve bu zorluklarla nasıl başettiği anlatılıyor. Adrian, sadece herkes gibi olmak istediğini söylüyor. Herkes gibi olmak için herkesin kullandığı yöntemleri kullanmak bir zorunluluk mu? Adrian başka bir yoldan oyuna katılamaz mı? Ancak bunun için tekerlekli sandalyeyi çok iyi kullanması gerek. Çok çalışarak tekerlekli sandalyeyi ustaca kullanmayı başarıyor, ya bundan sonrası… Yaşadığı çevredeki koşullar onun kendi başına hareket etmesi için uygun mu? Örneğin kapı genişlikleri… Merdivenlerin yanında tekerlekli sandalyesi için bir rampa var mı? Ya da
rampanın eğimi onun korkmadan inmesi için uygun mu? Adrian, çabası sayesinde okul basketbol takımına bile giriyor ve herkes gibi oluyor, başka bir yoldan olsa da…

Bende Disleksi Var adlı kitapta ise okuma yazma güçlüğü çeken Sarah’ın bu sorunu nasıl çözdüğü anlatıyor. “Bende disleksi var, ama sorun değil,” diyor Sarah.
Bunu söylemek için neler yaşıyor peki? Disleksi’nin teşhisi bile tedavi için bir adım sayılır. Oysa ülkemizde okuma yazma güçlüğü çeken çocukların ya zekâsı yargılanır ya da tembel damgası yerler. Sarah da Adrian gibi herkesle aynı olmak istiyor. Aynı olmak için okuması gerek. Sonunda bunu başarıyor ama daha başka ve uzun bir yoldan. Olsun… Leonardo ve Beethoven’da da disleksi vardı. Sorun değil!

Adrian ve Sarah’nın öyküsü bize aynı olmanın, aynı göründüğümüzde değil aynı koşullarda yaşayabildiğimizde eşitlik anlamına geleceğini söylüyor.

Bende Disleksi Var
Yapabilirim
Jennifer Moore Malinos
Resimleyen: Marta Fàbrega
Çev: Ebru Kılıç
TÜBİTAK / 36 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz