İyi Kitap

Mitoloji hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı!

Mitoloji hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı!

Gökçe Mine OLGUN

Percy Jackson ve Olimposlular serisinin ilk kitabı olan Şimşek Hırsızı’nda yarı-tanrı kahramanımız, Olimpos’ta maceradan maceraya koşuyor. Kendini ve yeteneklerini keşfederken ona Antik Yunan tanrıları -biraz ilginç bir şekilde- eşlik ediyor.

Antik Yunan tanrılarının güçlerini yitirip tarihin tozlu sayfalarında yerlerini aldıklarını düşünenlerden misiniz? Bilime inancınız sonsuz mu? Yanılıyorsunuz. Olimpos’un ölümsüz tanrıları kanlı canlı. Üstelik kendi aralarındaki bitmek bilmez iktidar savaşları ve asli görevlerinin yanı sıra binlerce yıldır ölümlülere âşık oluyorlar. Nereden mi biliyorum?

YARI-TANRI ÇOCUKLAR
Hikâyeyi bizzat Percy Jackson’dan dinledim. Gelin görün ki yüce Yunan tanrılarının yarı-tanrı çocukları, biz ölümlülerin dünyasına ayak uydurmakta pek başarılı değiller. Percy Jackson da onlardan biri. İşlerin ters gittiğini, altı yıllık okul hayatında altı kez okul değiştirip bu okulların altısından da atılması ispatlıyor olsa gerek. Percy’nin bahaneleri var elbette: Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yetmezmiş gibi bir de disleksiden mustarip. Dersleri kötü. Yatılı okulda annesini özlüyor. Bir kokarca gibi kokan üvey babası ise canını sıkıyor.

Size bir sır vereyim: Batı medeniyetin beşiği, yani vakti zamanında Olimpos Dağı’ndaki tanrıların evi yer değiştirmiş. Batının bugünkü kalbine, yani Amerika’ya, Empire State binasının altı yüzüncü katına taşınmış. Percy de ölümsüz Yunan tanrılarının soluğunu ensesinde hissediyor. ‘Normal olmadığını’ bildiğinden fazla önemsemiyor başına gelenleri. Kâh sonradan Hades’in işkencecisi Furia olduğunu öğreneceği cebire giriş öğretmenini yanlışlıkla buharlaştırıyor, kâh kimsenin
görmediği işaretler görüyor.

MELEZLER KAMPI
Yaz tatili için eve döndüğünde, annesi ona gerçeği söyleme vaktinin geldiğini düşünse de talihsiz olaylar sonucunda Percy annesini kaybediyor ve kendini yarı-tanrı çocukların kaldığı Melez kampında buluyor. Arkadaşları kimler mi? Satirler; Athena’nın, Apollon’un, Ares’in ya da Hermes’in çocukları. Üstelik Antik Yunancaya programlı oldukları için hepsi disleksik. Melez çocuklar yetenekleriyle, zaaflarıyla, hırslarıyla, üzüntüleriyle o kadar gerçekler ki! Yarı-tanrı bile olsalar bir tek şeyin peşindeler: O yaşlardaki her çocuk gibi varoluşlarına anlam katacak yeteneklerini bulmalarına yarayacak bir işaret. Percy, farklı olmanın kötü bir şey olmadığını, hatta bu durumun özel yeteneklerimizin habercisi olduğunu anlıyor ve anlatıyor.

Percy, babasının kim olduğunu sonunda buluyor fakat bu, başının beladan kurtulmayacağı anlamına geliyor. Zira babasının oğlu olduğu için, Zeus’un çalınan ilk şimşeğini onun çaldığı düşünülüyor. Ve yeni bir Troya Savaşı çıkmaması için şimşeği bulmak zorunda. Percy’nin hırsız peşinde koşmak dışında yapması gereken şeyler de var: Onu küçükken terk eden babasıyla yüzleşmek, kâhinin bir dostunun ihanetinden bahseden bilmecesini çözmek ve tanrılardan bile güçlü bir
hazineyi ortaya çıkarmak. Onu engellemeye çalışan mitolojik düşmanlarıyla amansız bir savaşa giriyor.

Percy’nin anlattıkları yüreğinizi ağzınıza getirecek kadar tehlikeli ve heyecan dolu. Komik şeyler de olmuyor değil. Bu tanrılar kesinlikle yüzyılımıza ayak uydurmuş: En çok da Harley Davidson motoruyla havasından geçilmeyen Ares. Percy’nin anlattığı hikâye sayesinde onların kim oldukları, hangi güçlere sahip oldukları açıklığa kavuşuyor. Laf aramızda gizli sevgililer hakkında dedikodular da var.

Percy’ye gelince, bu macerada cesur, heyecanlı, korkusuz ama her şeyden önemlisi bir çocuk o: Naif ve iyi niyetli. Annelerini kaybeden küçük çocuklar için tekrar tekrar anlatılan ve anlatıldıkça yeniden yazılan bir efsanenin son kahramanı olmaya aday: Tıpkı Perseus gibi. Bitirirken Camus’ye kulak verelim: “Mitler, hayal gücü onları canlı tutsun diye vardır.”

Şimşek Hırsızı
Rick Riordan
Çev: Kadir Yiğit Us
Doğan Egmont
372 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz