İyi Kitap

Kötü huylar için rozet hediye edilir!

Burcu AKTAŞ

Zaman kötü… Üstelik bugünlerde kötü rozeti olmadan yaşanmıyor. Küçük Kurt’un da o minik göğsüne ‘Kötü’ rozetini takması şart anne babasına göre. Ama gelin görün ki onun aklı kötülüğe çalışmıyor, daha da önemlisi kalbi düşmanlıktan yana atmıyor.

Bu hikâyede akıllı uslu olmak pek para etmiyor. Uslu olduğu için ailesi tarafından kötülük okuluna yollanan bir küçük kurt mevzubahis. Buyurun buradan yakın! Şimdiye kadar tam tersine şahit olduk. Bu kez kurnaz ve kötü olsun diye okula gönderilen bir kahraman ile karşı karşıyayız. Zararı yok, çünkü dünyaya baş aşağı bakan kahramanlar her zaman iyidir. Onlar, sabit fikirleri değiştirirler.

Küçük Kurt, kendisinden istenileni yapmak için yollara düşmüş (düşürülmüş) sevimli bir hayvan. Aklı kötülüğe çalışmıyor, daha da önemlisi kalbi düşmanlıktan yana atmıyor. Küçük Kurt, anne babası tarafından karanlık ve nemli ormanlardaki amcası Başkötü’nün okuluna gitmek üzere evden sürülüyor. Kardeşine fazla iyi davrandığı, annesinin homurdanmasını beklemeden uyumaya gittiği için, babası onun için endişeleniyor. Bu noktadan sonra ise babanın fermanıaçık: Küçük Kurt’un derhal Kurnazlık Okulu’na gidip kötülüğün dokuz kuralını öğrenmesi gerek. Anne ve babaya göre zaman kötü, üstelik bugünlerde kötü rozeti olmadan yaşanmıyor. Küçük Kurt’un da o minik göğsüne ‘Kötü’ rozetini takması şart… Küçük Kurt’un maceraları şimdilik iki kitap. Her ikisi de bizimkinin anne ve babasına yoldan yazdığı mektuplar olarak ilerliyor. Başına gelenleri bu mektuplardan öğreniyoruz. Yolculuğu çok da kolay geçmiyor, çünkü epey çetrefilli bir coğrafya onu bekliyor. Serseri Nehir’i, Issız Göl’ü, Kasvet Dağları’nı, Deşşet Ormanı’nı aşması gerekiyor Başkötü’nün yanına ulaşmak için.

Bütün bunlar çok ağır, kabul. Küçük Kurt da ilk mektubuna, “Anneciğim ve babacığım, eve dönmeme izin verin lütfen lütfen lütfeeeen” diye yalvararak başlıyor zaten. Hayata atılma konusunda ne kadar istekli olduğunu varın siz hesap edin… İlk günleri eve dönmek için anne ve babasına kendini acındırmakla geçiyor. Doğruyu söylemek gerekirse insan, “Bu kurt bu macerayı bitirsin ben de ne olayım,” demeden duramıyor. Ama pabuç pahalı tabii, eve dönüş izni bir türlü çıkmıyor. Hal böyle olunca, Küçük Kurt kolları sıvayıp hayata atılıyor. Uzun süre sonra “Ne Kadar Kötü, O Kadar İyi” sloganını şiar edinmiş Kurnazlık Okulu’na
varıyor. Varmasıyla da tuhaf gerçekle karşılaşması bir oluyor. Tam bir hayal kırıklığı olan amcasıyla tanışınca hayatı başka bir yöne doğru evriliyor. Yardıma muhtaç küçük bir kurt olarak çıktığı yolculuğunda öğreniyor, değişiyor ve özgüven kazanıyor. Öyle ki Kurnazlık Okulu’nu Macera Akademisi’ne çeviriyor. İkinci kitap Küçük Kurt’un Zor İşler Günlüğü bu akademi maceralarını içeriyor.

Küçük Kurt’un maceralarına bakarsak iyilik ve kötülük kavramlarını düşündürdüğünü söyleyebiliriz. Kurnazlık Okulu’nda kötülük kurallarının pek de geçerli olmadığını, kötü olan amca Başkötü’nün sonuna bakarak kolaylıkla görebiliyoruz. Kavramların ağdalı felsefesini yapmadan sevimli bir karakter üzerinden bunları anlatan Ian Whybrow’un mizah kumaşı, Küçük Kurt’u matrak bir kahraman haline getiriyor. Özetle, kahraman profili olarak Küçük Kurt, çocuk edebiyatının en sevimli, su kadar temiz ve iyi niyetli karakterlerinden biri. Yazıyı Küçük Kurt’un mektuplarından birini bitirdiği bir kelimeyle bitirmek istiyorum
ki bu maceraları okuduğunuzda mektupların bitiş sözcüklerine dikkat edin. Bunun mükâfatı tatlı tebessümler olacak, şüpheniz olmasın.

Rozetsizliğimle

Küçük Kurt’un Zor İşler Günlüğü
Ian Whybrow
Resimleyen: Tony Ross
Çeviren: Elif Yalçınkaya
Tudem Yayınları / 128 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz