İyi Kitap

Cemil Kavukçu’nun ustalığı

Semih GÜMÜŞ

Orhan Kemal’den bu yana diyalogları en önemli öğelerden biri olarak en ustaca kullanan yazarlardan Cemil Kavukçu son kitabı Tasmalı Güvercin’de bu güne kadar hiç anlatmadığı yaşamları yazdı.

Cemil Kavukçu, pek çok genç yazar gibi, kitaplarını yayımlatma güçlüğü çektiği başlangıç döneminden sonra yazdığı öykülerle hemen ilgi çekmiş, gördüğü ilgiye sonradan yazdığı öykülerle tam karşılık vermiş bir öykücü. Aslında bu ‘öykücü’ sözcüğüne bazen takılıyorum, ‘öykü yazarı’ demek daha doğru geliyor, ama Cemil Kavukçu’yu düşününce, bu ikileme de hiç gerek kalmıyor. Onun, asıl etkinliğini 1980’den sonra gösteren kuşağın, öykücü yanı en belirgin yazarı olduğunu düşünüyorum ve belli ki benim gibi düşünenlerin sayısı pek çok.

KALIPLARIN DIŞINA ÇIKIYOR
Üstelik zamanla göz önünden uzaklaşmak bir yana, bugün geçmiştekinden daha çok ilgi gördüğü de söylenebilir. Sözgelimi son iki kitabı Angelacoma’nın Duvarları ile Tasmalı Güvercin, onun bilinen öykü anlayışının dışına çıktığında da ustalığını pekiştirdiğini gösterdi. Pek çok yazar, yazarlık serüvenleri içinde adamakıllı düşünülüp tasarlanmış ve yıllarca izi sürülmüş biçimlerin dışına çıkmakta güçlük çeker. Bunu anlaşılır buluyorum. Cemil Kavukçu ise, bizim edebiyatımızın Gönülçelenlerini yazdıktan, belki onları büyük ölçüde tükettikten sonra, yeni yaşantıları anlatma sorunuyla karşı karşıya geldi ve çözümlerini hemen buldu. Adını andığım son iki kitabı, ama özellikle Tasmalı Güvercin’deki öykülerle bugüne dek neredeyse hiç anlatmadığı yaşantıları, kişileri, bazen tuhaf durumları büyük bir olgunluk ve ustalıkla yazdı.

Öykü sıradan yaşantıları, sıradan kişileri anlatır denir, doğrudur elbette. Önemli yaşantıları anlatan öykülerin değil de, basit, küçük yaşantıları anlatan öykülerin, sonunda daha etkileyici olduğunu da belirtebilir miyiz? Öte yandan, değil mi ki öykülerin konusu olmuşlardır, o sıradan kişilerin de ilgi çekici yanları olmalıdır. Cemil Kavukçu’nun öykü kişileri hep böyledir: Öykücülüğümüzün pek ele almadığı, belki tanımadığı, içki masalarında küçük hayatlarını öldüren, boş zamanlarında kendi hayatlarını sorgulamakla yetinen, serseri bir hayat içinde yuvarlanan, az okuduğumuz, ilgi çekici gençler. Ama büyük bir ustalıkla anlatılmalarının nedeni, onların Cemil Kavukçu için sıradan, demek onun çok iyi tanıdığı kişiler oluşudur.

Cemil Kavukçu’nun öykü dili anlattıklarıyla hemen bütünleşmeye yatkındır. Sözgelimi yeniyetme serseri kişileri mi anlatıyor, dili aynı kimliğe bürünüverir. Özellikle diyaloglar tamamlar bu dili. Öykücülüğümüzde Orhan Kemal’den bu yana diyalogları en önemli öğelerden biri olarak en ustaca kullanan yazarlardandır Cemil Kavukçu.

Bu, onun bir öyküyü bütün yazınsal öğeleriyle yaratma becerisi yanında, anlattığı hikâyelerle de öykücülüğümüzün son ustalarından olduğunu gösterir. Hikâyenin, belki yazarı zorlayan bir yanı da var. İnsanın daha önce keşfedilmemiş yanlarından, hayatın daha önce görülmemiş ayrıntılarından çıkar hikâye, dolayısıyla hem daha yoğun düşünsel çaba, hem de daha zengin bir hayat deneyimi gerektirir. Cemil Kavukçu’nun yazdığı öykülerin ilk günden bugüne gördüğü ilginin hiç azalmamasının başlıca nedenleri onun bu iki düzeyde birden beliren ustalığı olmalı.

Yazdıklarını iyi tanıdığımız öykü yazarlarının bazı kitapları ya da öyküleri bize ötekilerden daha yakın gelir. Kendiliğinden bir seçim, dolayısıyla o yazara ilişkin doğru dürüst bir eleştiri de yapmaktır bu, tamamıyla özneldir, ama bu öznellik olmadan da nitelikli okumalar yapılamaz. Yazdığı bütün öyküleri okuduğum için, Cemil Kavukçu’nun öyküleri arasından da bir seçim yapabilirim kendime göre, ama seçeceklerim belki de yazdıklarının yarısını bulacaktır. Gene de, Uzak Noktalara Doğru kitabının başında yer alan, neden sonra ayrı bir kitap olarak da yayımlanan Perişanız Gecenin Karanlığında bölümünü ayırıp, herkesin okumasını öneririm.

Tasmalı Güvercin
Cemil Kavukçu
Can Yayınları / 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz