İyi Kitap

Farklılıklara Alışmak…

Farklılıklara Alışmak…

Irmak ZİLELİ

Bu ay, hayvanlardan insanlara derslerle dolu üç resimli çocuk kitabı konuk oluyor sayfalarımıza. Kitaplardan taşan temalar dikkate değer; farklı olmanın doğallığı, dostluğun ve dayanışmanın güzelliği, vefa… Kahramanlarsa çalgıcı ile büyücünün kedileri ve Tilda adında bir farecik.

Çocukken sınıfınıza yeni biri geldiğinde, hele bir de sizlerden bir parça farklıysa, onu pek de kolay aranıza almadığınızı hatırlar mısınız? Belki de o ‘yabancı’ sizsiniz ve farklı olduğunuz için dışlanmanın acısını iyi biliyorsunuz. Dört göz, şişko, topal diye arkanızdan az dalga geçilmedi. Bu yalnızca çocukluğumuzda böyle değil elbet. Koca adamlar olduğumuzda da bizden biraz farklı olanı yadırgayıcı ve dışlayıcı davranışlarımız, illa ki benzerlerimizle kaynaşmayı tercih etmemiz az rastlanır bir durum değil.

Bu toplumsal dışlanmanın insanı farklılıklarından utanmaya ve onlardan bir an önce kurtulmaya yönlendirdiğini kim reddedebilir? Öyle ya, hepimiz hem bu duruma isyan ederiz, hem de bir yerlere dahil olmak ve ait hissetmek isteriz. Aslında, toplum da bir yandan ‘farklı olandan’ kendini korumaya çalışırken, öte yandan farklı olanlar sayesinde dönüşür ve değişir.

FARKLI OLMAK GÜZELDİR
Şimdi size önereceğim Triksi isimli resimli okul öncesi çocuk kitabı, küçük yaştan, farklılıkların doğal olduğunu öğreten, farklılıklarımızdan utanmamızın yersizliğini gösteren bir kitap.

Triksi, bir büyücünün kedisi ama öteki bütün büyücü kedilerinden bir farkı var. Öbürleri gibi tüm vücudu koyu gri olsa da, bir patisi bembeyaz ve bu farklılık Triksi’yi çok mutsuz ediyor. Oysa bu patinin işlev açısından ötekilerden geri kalır yanı yok. En az onlar kadar becerikli, onlar kadar atik. Ama yine de Triksi mutsuz. Burada dikkat çeken bir şey şu ki, Triksi’nin arkadaşları, kendilerinden farklı olduğu için onu asla dışlamıyorlar. Onu sık sık oyunlarına çağırıyorlar ama nedense Triksi bu farklılığından dehşetli rahatsız oluyor. Patisini ötekilere benzetmek için türlü çareler arıyor ve nihayet bir büyü yaparak kurtuluyor beyaz patisinden.

İşte hikâyenin can alıcı noktası burada başlıyor. Triksi, öteki kedilerden hiçbir farkı kalmayınca büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Bir tasadır alıyor Triksi’yi, onun Triksi olduğunu kim nasıl anlayacak? İşin tuhafı bir sürü gri kedi arasında Triksi bile hangisinin kendisi olduğunu ayırt edemiyor! Onu o yapan bir özelliği bir anda yok olunca patisinin ne denli güzel olduğunu anlayan Triksi ağlamaya başlıyor.

TERZİLİK YARIŞMASI
Neyse ki büyü Triksi’ye eşeğini kaybettirdikten sonra bulduruyor da, yeniden kendisi olduğunda beyaz patisiyle barışıp mutlu oluyor. Hikâyede kafama takılan tek nokta şu: Acaba gerçekten bütün kediler birbirinin aynı mıdır? Belki Triksi daha dikkatli baksa, herkesin birbirine çok benzemekle birlikte, birçok farklı yönü olduğunu da görecekti, kim bilir?

Şimdiki hikâyenin başkahramanı Tilda adında bir fare. Arkadaşları ise kirpiden tutun sincaba kadar pek çok sevimli hayvan… Yaşadıkları köyde bir terzilik yarışması düzenleneceği duyurusuyla başlıyor kitap. Tilda başta olmak üzere bütün arkadaşları evlerine kapanıp yarışma için hummalı bir çalışmaya girişiyorlar. Hatta gelenekselleşmiş çay partileri bile aksıyor bu yüzden. Birbirlerine kapılarını açmıyor, telefonlarına çıkmaz oluyorlar. Her birinin tek amacı haline geliyor bu yarışmada birinci olmak. Bir yandan birbirlerinin ne diktiğini merak eder ken, bir yandan da dikmekte olduklarını ötekilerden köşe bucak saklıyorlar.

Yarışma günü gelip çattığında ise hepsini bir sürpriz bekliyor! O da ne! Meğer Tilda da, Molli de, Rupert de, Edna da, Robin de, Billi ile Benni de, hem de hepsi, farklı renk ve desenlerde birer örtü dikmişler. Onca sakınma, onca köşe bucak kaçışma, çay partilerini iptal etme, telefonlara çıkmamanın sonunda olan şeye bakın siz!

Bunun üzerine bizimkiler güzel bir fikir buluyorlar ve herkesin örtüsünü yan yana getirip kocaman bir örtü dikiyorlar. (Farklı desenlerde örtülerin buluşmasından yeni ve çok daha güzel bir örtü doğuyor.) Yine de seçici kurul ödülü bu örtüye değil de, Bayan Kuğubeyazı’nın diktiği dantelli yazlık elbiseye vermeyi uygun görüyor. Ama güzel olan şu ki, ortaklaşa yaptıkları örtü, arkadaşlık ve dayanışma duygularını daha da büyütüyor. Üstelik o günden sonra ne zaman piknik yapacak olsalar, ortak üretimleri olan örtü üzerinde oturacakları için başka bir sevinç duyuyorlar… Yarışmanın kötü bir şey olmadığını ama dayanışmanın ve arkadaşlığın en güzel ödül olduğunu anlatan bir kitap Biz Ayrılamayız.

Turkuvaz Kitap tarafından yayımlanan bu kitabın, resimli okul öncesi kitaplar sınıfına dahil edilse de, uzun anlatımı, ayrıntılı betimlemeleri ve yabancı isimlerin çokluğu nedeniyle 7-9 yaş çocukları için daha uygun olduğunu da belirtelim.

Bu sayıda aktardığımız kitaplar tesadüfe bakın ki, hayvanlardan insanlara derslerle dolu… Son kahramanımız bir çalgıcının kedisi: Pırtık Tekir. Şarkı söyleyerek sokak sokak gezen Pırtık Tekir, bir eli yağda bir eli balda ömür süren ev kedilerinden farklı. Ekmeğini taştan olmasa da, sanattan çıkarttığını söyleyebiliriz. Onun gibi çalıp söyleyerek para kazanmaya çalışan sahibiyle ise gerçekten güzel bir dostlukları var.

Fakat bir gün beklenmedik bir şey olur ve bizim Pırtık Tekir, bir ev kedisiyle aşna fişne yaparken, çalgıcının başına gelmedik kalmaz. Pırtık Tekir, çalgıcının yerinde yeller estiğini görünce çaresizlik içinde sevgilisi kedinin yanına gider. Neyse ki sahipleri Pırtık Tekir’i evlerine kabul ederler. Bir nevi ‘sınıf atlayan’ kedimiz, ötekiler gibi bir aile sahibi de olur. Ama yine de gece başını yastığa koyduğunda çalgıcı dostunu hatırladıkça hüzünlenir. Bir sabah uyandığında, içindeki hüznü yok etmenin tek yolu olduğuna karar verir. Çalgıcıyı ne yapıp edip bulmalıdır.

Uzun aramaların sonunda bulur dostunu. Kavuşmanın mutluluğu içerisindedirler ve birlikte yeniden şarkı söylemeye başlarlar. Ama Pırtık Tekir’in aklı şimdi de öteki ailesindedir. Bu bölünmüşlük içerisinde ne yapacağını düşünürken, herkesin mutlu olacağı bir çözüm çabucak bulunur. Pırtık Tekir’in çocuklarından biri, oldum olası şarkıcı olmayı istemektedir ve babasının yerine geçmeye gönüllü olur…

Yüzyıllarca ‘nankörlükle’ suçlanmış kedi neslinden böyle bir ders alacağınız aklınıza gelir miydi? Eh galiba bir kez daha düşünmek gerek, kim nankör, kim vefalı?

Biz Ayrılamayız!
Andreas H. Schmacht
Çeviren: İlknur Özdemir
Turkuvaz Kitap / 28 sayfa

Triksi / Büyücünün Kedisi
Nick Butterworth
Çeviren: İlknur Özdemir
Turkuvaz Kitap / 34 sayfa

Pırtık Tekir
Julia Donaldson – Axel Scheffer
Çeviren: Ali Berktay
İş Kültür Yayınları / 14 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz