İyi Kitap

İşini de dostunu sever gibi sev!

İşini de dostunu sever gibi sev!

Onat BAHADIR

Göknil Genç, müzisyen biyografilerine Mozart’ı romanlaştırdığı Sihirli Mozart’ın ardından bir yenisini daha ekledi: Bach Yürürken. Yazar, bu kitapta da didaktik bir üslup kullanmak yerine müziğe duyduğu sevgiyi okuyana aşılayacak bir tavrı benimseyince, ortaya keyifli bir roman çıkmış.

Herkese has bir özellik değildir küçük yaşta bir konuya yoğun ilgi göstermek ve sonra ömrünü o uğraşa adamak… Daha çocukluğundan itibaren müziğe karşı inanılmaz bir merak ve çalışkanlıkla bağlanan Johann Sebastian Bach, geride çok az bestekâra nasip olabilecek büyüklükte bir külliyat bıraktı, ki bize ulaşanlar, çalışmalarının tümü de değil üstelik… Müziği kuşaklar boyu meslek edinmiş bir ailede açtı gözlerini hayata. O daha dünyaya gelmeden de ailesi Almanya’nın müzik çevrelerince tanınıyordu. Ancak sanatçının çalışmaları sadece Almanya’da değil, tüm dünyada Bach ailesinin bilinmesini, derin bir hayranlık ve merakla araştırılmasını sağlayacaktı.

Günümüzde bütün çağların en büyük bestecilerinden biri olarak kabul edilen Johann Sebastian Bach nasıl bir çocukluk yaşamıştı? Ölümsüz eserlerini yazarken hangi düşünceler içindeydi? Gelecekte bu denli saygı göreceğini tahmin ediyor muydu? Bu ve benzeri sorulara malesef net yanıtlar verebilmemiz mümkün değil. Bunda hem Bach’ın ölümünden çok sonraları değerinin anlaşılması hem de geride kişisel notlar bırakmamasının etkisi var. Ancak bu durum araştırmacıları, müzik yazarlarını ya da bestekârın hayranlarını durduracak değil elbette. Bach araştırmaları yabancı dillerde hatırı sayılır bir hacme ulaşmış durumda. Dilimizde ise henüz kısıtlı sayıda çalışma bulunuyor. Bunlardan sonuncusunu yazar ve müzisyen Göknil Genç kaleme almış.

SANATÇININ ERDEMİ
Genç, didaktik bir araştırma kitabı yerine sanatçının yaşamından bugüne kalmış kısıtlı bilgiden yola çıkarak müziğe meraklı her yaştan okurun keyifle okuyacağı bir roman yazmış. Bach Yürürken adıyla Can Çocuk Yayınları arasından çıkan kitap, yazarın ilk çalışması da değil. Daha önce yine aynı yayınevinden Sihirli Mozart ve Emekli Vagon adlı kitapları basılmış. Kuşkusuz bir müzisyen-yazar olmak Bach’ın dünyasına girmesini kolaylaştırmış olmalı. Ancak yazı ve müzik Göknil Genç için öteden beri ayrılmaz ikililermiş. Romanının başında kendini tanıtırken “Çocukken daktilom ve viyolam en iyi arkadaşlarımdı. Müzik ve edebiyat dolu bir evin içine doğmak ise en büyük şansım,” diyor Genç.

Roman, Bach için belki de en zor günlerin başında açılıyor. Anne babalarını kaybetmiş Jacob ve Sebastian Bach ablalarından ayrılıp büyük abilerinin himayesi altına girerken iç burkan bir yolculuğa çıkıyorlar. Küçük Sebastian müziğe çok meraklı. Abisinin evinde, çalışma odasında bulduğu besteleri her gece odaya izinsiz girerek ay ışığında inceliyor ve müzik sevgisi, bilgisi derinleştikçe derinleşiyor. Bir yandan okula gidiyor diğer yandan geceleri herkes uyurken o, beste kopyalamayı sürdürüyor.

Göknil Genç, Bach’ın üretkenliğini ve müziğe tutku derecesindeki bağlılığını her fırsatta vurgulamış. Müzik eğitimi için kilometrelerce yolu türlü sıkıntılara katlanarak yürüyen genç Bach, eşi öldüğünde de odasına kapanıp beste yaparak avunmaya çalışacaktır. Çocukları daha doğmadan onlara müziği öğretme hevesiyle içi içine sığmayacaktır. Üzüntüye kapıldığı anlarda, “Bir amacın varsa ve çok istiyorsan, üstelik iyimsersen, her şey yolunda gider,” diye düşünerek iyileştirir kendini. Çocuklarından biri bunca çalışkanlığı karşısında hayrete düşüp “Baba sen hiç sıkılmıyor musun çalışmaktan?” diye sorduğunda ise, “Sen arkadaşlarınlayken sıkılıyor musun? Eğer işini en yakın dostun olarak düşünürsen ve gerçekten seversen hiç sıkılmazsın,” diye yanıt verir.

Genç’in kitabında çizdiği Bach portresi, yaptığı işle dost olabilen, kalıcı olmak için türlü entrikalar çevirmek yerine çalgısının başında üretmeyi en büyük mutluluk sayan sanatçının erdemini güzel özetliyor.

Bach Yürürken
Göknil Genç
Resimleyen: Şahin Erkoçak
Can Çocuk / 184 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz