İyi Kitap

Dedektifliğin kitabını yazan küçük kurt

Dedektifliğin kitabını yazan küçük kurt

Irmak ZİLELİ

Maceralarını mektuplar aracılığıyla ballandıra ballandıra anlatan ve kalkıştığı her işi çok ciddiye alan Küçük Kurt, serinin dördüncü kitabında büyüteci, kelepçesi ve defteriyle tam bir dedektif olarak karşımızda! Matrak çizimlerle de desteklenen seri, çocukların maceracı ruhlarına selam ediyor.

Çocuktuk, kuzenimle hayali bir canavar uydurmuştuk kendimize. Göremediğimiz, dokunamadığımız, duyamadığımız… Yazdı. Kitap okumaktan sıkılmış olmalıyız. Bu canavar geceleri çıkıyordu ortaya. Ve bizi takip etmekteydi. Amacı neydi, neden takip ediyordu, hatırlamıyorum. Ama nereye gitsek, o da oradaydı. Bunun çeşitli işaretleri de yok değildi. Kaldığımız tatil köyünde edindiğimiz arkadaşların oda kapılarına garip notlar bırakıyordu. İnsanları etkisi altına alıp istediği şeyleri söyletiyordu. Bu ve benzeri bir dizi esrarengiz olayın yaşandığına kendimizi inandırmıştık. Hatta ona bir isim vermiştik: Işık! Onunla yüzleşmek için bir sokak lambasının altına geçip “ne istiyorsun bizden!” diye bağırdığımızı bile hatırlıyorum. Tesadüf bu ya, sokak lambası bir anda sönmüştü de, efsane daha da büyümüştü: Işık bizi kendi elleriyle öldürmek istiyordu!

MEKTUPÇU DEDEKTİF
Beni o günlere götüren Küçük Kurt Orman Dedektifi adlı kitap oldu. Küçük Kurt isimli serinin dördüncü kitabında Küçük Kurt, arkadaşlarıyla birlikte bir orman dedektifi olarak çıkıyor karşımıza. Onun maceralarını anne ve babasına yazdığı mektuplar aracılığıyla takip ediyoruz. (Doğrusu, bizim anne ve babalarımız canavara karşı verdiğimiz mücadeleden tümüyle habersizdi!) Küçük bir çocuğun kaleminden çıkmış izlenimi yaratan çizimlerle de desteklenen olaylar, çocukların maceracı ruhuna hitap ediyor: Haritalar, araç gereç çizimleri… Öyle ya her dedektifin bir büyüteci, kelepçesi, dedektif defteri, sivri uçlu kalemi, feneri olmalı. Maceraların çizgilerle anlatımını ve Küçük Kurt’un üzerinde pardösüsü, elinde kocaman büyüteciyle yapılmış tasvirlerini de bunlara eklemeli… Bu çizimlerin her biri, maceraya atılmak için sabırsızlanan çocukların ağzını sulandıracak türden. Küçük Kurt da zaten her şeyi ballandıra ballandıra anlatıyor. İşini hem çok ciddiye alıyor, hem de seviyor. Kendini ‘gizli davaları’ çözmeye vakfetmiş kararlı bir dedektifin yapması gereken her şeyi yapıyor. En ince ayrıntısına kadar düşünülmüş planlar hazırlıyor, suçlunun izini sürüyor, şüphelileri sorguya çekiyor.

Küçük Kurt, mektuplara izini sürdüğü davaları tek tek yazmış. Ayrıca mektup kâğıtlarının başındaki şu ibareyi de es geçmemeli: Sarıgözler Orman Dedektiflik Ajansı. Anlayacağınız Küçük Kurt işi ajans kurmaya kadar götürmüş. Nitekim ajansın öteki elemanlarıyla birlikte hiç de fena bir iş çıkarmıyor. Her şeyi defterine not ediyor ve hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmıyor. Ajansın her elemanının kendi yetenekleri doğrultusunda değerlendirilmesi de oldukça işe yarıyor. (Sözgelimi bir kuş olan Güdük hava araştırması yapıyor.) Tüm bu meşakkatli çalışmaların ardından Küçük Kurt ve arkadaşları, peşinde oldukları Bay Düzenbaz’ın hayvanlar üzerinde genetik bazı deneyler yaptığını keşfediyorlar. İşin bundan sonraki kısmı, kurnaz tilkinin planlarını suya düşürmek olacak…

İtiraf etmeliyim ki bizim maceramız Küçük Kurt’unkilerin yanında solda sıfır kalırdı. Biz ne böyle ayrıntılı planlar yaptık, ne alet edavat uydurduk, ne de teknolojik aletler icat edip iz sürmeye çalıştık… Küçük Kurt’un dedektiflik maceraları yeni nesle ilham vereceğe benziyor.

Küçük Kurt Orman Dedektifi
Ian Whybrow
Çeviren: Elif Yalçın
Resimleyen: Tony Ross
Tudem Yayınları / 104 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz