İyi Kitap

Nötralizör: Başka bir dünyada kendinle baş başa

“Nötralizör: Başka bir dünyada kendinle baş başa”

Kutlukhan KUTLU

Dost Körpe’nin bu ilk romanı, gelecekte, insanların kolonileştirmiş olduğu Mars gezegeninde geçiyor ve Khan adındaki Türk Kökenli kahramanının “hayati” bir gününün hikâyesini anlatıyor. Yine de Nötralizör, bir dış dünya öyküsü olduğu kadar, bir iç dünya öyküsü de her anlamda.

Ray Bradbury’den Philip K. Dick’e bilimkurgu yazarları Mars’a gitmekle, hatta bu kurak kızıl gezegene yerleşip orada yeni bir hayat kurmakla ilgili o kadar çok öykü yazmışlar ki, insanın er geç kendine en temel soruyu sorması
gerekiyor: “Neden?” Neden bedenimizin evi saydığı, rahat ettiği, her bir şartına ince bir ayarla uyum sağladığı gezegende yaşamaktansa, kendimizi tam anlamıyla sudan çıkmış balık gibi hissedeceğimiz başka dünyalara gitmek istiyoruz? Neden bazılarımız uzayı böylesine tutkuyla merak ediyor;
uyum içinde olduğu yegâne yerçekiminden kopup, düşlerinde bambaşka bir çekime, hatta çekimsizliğe sürükleniyor?

Artık adına ‘bilimkurgu” dediğimiz hikâye türünün ilk günlerinde, bu soruya en çok verilen cevap, “insanın önüne geçilmez merakı ve öğrenme isteği” idi herhalde. “Bilim şevki”. Oysa şimdi dönüp bakınca, bilimkurguyu, masalların düşçülüğünü yıkıp yerini alan, akılcı ya da gerçekçi bir düşünme
biçiminden çok, bilimsel yöntemin hâkim olduğu dünyada yeni bir düş kurma yolu olarak görmek mümkün. Gökteki yıldızlar hakkında eskiden de düş görüyorduk, şimdi de görüyoruz, ama o yıldızlar hakkında bildiklerimiz
değiştikçe, düşlerimiz de yeni şekiller almaya başladı. Belki de bilimkurgu
baştan beri, elimizdeki veriler ışığında düşlerimizin kendine açtığı yeni bir yaşam alanıydı sadece. Dost Körpe’nin Nötralizör’ünü okurken tüm bunları düşünmeden edemedim, çünkü bilimkurgunun doğasındaki düşçülük mefhumundan doyasıya beslenen bir kitap bu.

Romanın kahramanı, geleceğin kolonileştirilmiş Mars gezegeninde doğup büyümüş “I Khan Shun Lee”adında Türk kökenli bir bilim adamı, meteor-savar operatörü ve kara delik avcısı. Nötralizör, onun bir gününü anlatıyor. Kritik bir gün; karar günü. Khan, uzaktan egzotik görünse de, ayrıntılarıyla düşünülünce pek de cazip olmayan bir yaşama sahip: Besbelli insanlık adına bir “düş”le (başka bir dünyaya gitme ve yerleşme düşüyle) başlamış işe, ancak o yabancı dünyada varlığını sürdürmenin katı gereklilikleriyle düşlerden alabildiğine uzak düşmüş. Yeşilliğin ve suyun, doğru dürüst lezzetli yemeğin olmadığı, insanın dilediği kişiyle dilediği kadar çocuk sahibi olamadığı bir yaşam bu. Dahası, tüm bu somut kısıtlamaların dışında, bir de Khan’ın içinde hissettiği bir “kopukluk” var. Uygulamaya koyduğu planı diğer her şeyi gölgede bırakmış, ama o planın sadece ayrıntılarını değil, tam olarak amacının ne olduğunu bile uzun süre bilmiyoruz.

SONSUZLUĞA SÜRÜKLENMEK
128 sayfalık bu kitap, uzunluk olarak belki roman sularına giriyor ama ruhen hikâyeye epey yakın duruyor. Nitekim, öykü yazarlarının, kahramanların iç dünyasıyla dış dünyasını sanki bunlar birbirinin parçasıymış gibi kullanma konusundaki kıvraklığından da epey faydalanmış. Bu sayede Dost Körpe, Mars’ı sadece bir coğrafyaya değil, bir ruh haline, bir duyguya da dönüştürüyor. Khan’ın planının bir dökümünü çıkarsak, çok karmaşık ya da uzun romanlardan alıştığımız kadar olaylı görünmeyecektir şüphesiz. Ama onu uygulamaya koymadaki tutkusu ve bu tutkuyu besleyen −ama bir türlü
doğasını tam olarak adlandıramadığımız ihtiyacı− bizim için ayrı bir merak konusu, bir gizem kapısı oluşturuyor. Giderek, onun dış dünyasından çok iç dünyasına kaptırıyoruz kendimizi; yazarın nüanslara düşkün gözlemciliğiyle
açığa vurulan huylarına, ilişkilerine, hislerine, düşlerine ve muhtemel niyetlerine… Genel olarak “iyi bir adam” diyebileceğimiz bu kahramanın, planını “ne pahasına olursa olsun” gerçekleştirme düşüncesinde olduğunu keşfettikçe, planın perde arkasındaki ayrıntılar kadar onun saplantısının doğası da bir ilgi konusu oluyor. Dost Körpe’nin anlatımı bizi hiç zorlanmadan karakterlerin hissettiklerine; onların sadece usulca ima ettiği ama yazarın etraflıca deştiği söz ve mimiklerinin dünyasına çekiyor.

Kitabın başlarında, kapaktaki imgenin de tohumunu atan bir bölüm var: Khan çocukluğunu düşünürken, sınıfta yerçekimini ilk öğrendiği zamanı hatırlıyor. Yerçekimi olmasa havalanacağını, tavana çarpacağını düşünmüş,
bu fikri hayli de eğlenceli bulmuş o zaman. Fakat sonra uzaya bakarken, tepesinde bir tavan bulunmasa ne olacağını düşünmüş. O zaman da, gezegeninden hiç durmamacasına uzaklaşma, sonsuzluğa doğru sürüklenme fikri karşısında korkuya kapılmış. Bilimkurgunun, bir tür olarak, tam ortasında bulunduğu bir çelişki değil midir bu zaten? Her yeni adım beraberinde biraz korku da getirir; her yenilik biraz da karanlığa, boşluğa atılan bir adımdır çünkü. Bir taraftan büyülenir, bir taraftan korkarız; düş görmekten, karanlığın içine düşmekten.

Nötralizör de belki her şeyden önce, tavana doğru yükselmekle tavansız kalıp
sürüklenmek arasında dalgalanan; heyecanla korku, ferahlıkla kasvet gibi
çelişik duygularla yapılan bir yolculuk. Dahası, ilk bakışta tanıdık gelse de, nihayetinde tamamen kendi karakterine sahip bir yolculuk bu.

Nötralizör
Dost Körpe
İş Kültür Yayınları / 128 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz