İyi Kitap

“Kitap arkeologlarına müjde!”

Tuğba ERİŞ

Aytül Akal ile Mavisel Yener’in birlikte kaleme aldığı Kayıp Kitaplıktaki İskelet, arkeolojiyi kendine arka plan alan ve bir yandan eğlendirirken bir yandan da bilgi veren kitaplara bir yenisini daha ekliyor. Antik Efes kentinde çılgınca bir maceraya atılmak isteyenler için…

Sokaktan geçen birini durdurup, yaşayan bir arkeolog adı vermesini istesek, kaç kişi kurmaca kahraman Indiana Jones dışında bir ad verebilir acaba? (İşte Hollywood’un gücü!) İyimserlikle yaklaşırsak, artık yaşamayan Ekrem Akurgal ya da Jale İnan’ın adını söyleyen belki çıkacaktır. Ya da şu anda bu yazıyı okuyan siz düşünün bakalım; geçmişi anlamlandırmak için çabalayan bir arkeoloğun adını biliyor musunuz?

İlkokuldan beri kulaklarımızda çınlayan bir gerçek; tarih boyunca kültürlerin beşiği olmuş topraklarda yaşıyoruz. Anadolu’da kazma toprağa ne zaman vurulsa, en azından bir antik dönem kap parçasıyla ya da sikkeyle karşılaşılıyor. Yalnızca Anadolu mu? Son dönemde İstanbul’da Marmaray Projesi sayesinde Üsküdar, Sirkeci ve Yenikapı’da bir dünya buluntu günışığına çıktı. Sayıları yüzleri aşkın antik yerleşmedeyse kazılar hâlâ devam ediyor.

Peki, arkeolojiye ilgi ne boyutta? Kamu genelinin gözünde, arkeolojinin kazmakla eşanlamlı kabul edilen ve çok sevildiği halde pek prim verilmeyen bir meslek dalı olduğu bir gerçek. Üniversite yaşamım boyunca ne okuduğumu soranlar, aldıkları yanıt karşısında birkaç saniyelik sessizlikten sonra, ya “Ha, yani mezar kazıcısı olacaksın!” ya da “Aa, ne güzel, benim de içimde ukdedir!” demiştir. İstisnasız.

Arkeolojiye dair büyüdükçe perçinlenebilecek bu önyargıların ve ilgisizliğin kırılmasının zamanı da, okunan kitapların belleğimizde bambaşka izler bıraktığı ilkgençlik dönemi değil midir? Sözgelimi, dünyadaki ve Türkiye’deki antik kentlere, Hitit, Mısır ya da Roma Uygarlığı’na merak
uyandıracak, kurmacayla harmanlanmış kitapların az yazılması çocuk ve ilkgençlik yazınının önemli bir eksiği kanımca.

Mavisel Yener ve Aytül Akal’ın beraber yazdığı Kayıp Kitaplıktaki İskelet tam da bu açığı kapatacak türden, arkeolojik arka planıyla bir solukta okunan, keyifli ve kitabın sonundaki fotoğraf albümüyle de bir o kadar öğretici bir roman.

EFES’İN BÜYÜSÜ
Kayıp Kitaplıkta İskelet İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı Efes antik kentinde M.S. 2. yüzyılda kurulan, yangınlarla yerle bir olmuş, depremlere, savaşlara karşı durmuş ve bugün yalnızca ön cephesini görebildiğimiz Selsus Kütüphanesi’nde geçiyor. Başkahramanları ise Efes, Kapkap ve Çelimsiz; yani bir tekir kedi, 150 yaşında bir kaplumbağa ve dişi bir köpek. Salt bu bile hikâyeye bağlanmamız için bir neden.

Efes, Ceylan’ın kedisi. Ceylan’ın babası Hilmi Efendi, Selsus Kitaplığı’nın bekçiliğini yapıyor; annesi Sevim Hanım ise bir hediyelik eşya dükkânı işletiyor. Okuma yazma bilmeyen kadınlara okuma yazma dersleri verilmesi için Milli Eğitim Müdürü’ne gidecek kadar inatçı olan, özgürlüğüne düşkün
Ceylan ise sınıf arkadaşı Ali’ye karşı bir şeyler hissetse de utangaçlığından pek yakınlaşamıyor ona.

Annesini ve babasını depremde yitirdikten sonra Selçuk’a teyzesinin yanına yerleşen ve sınıfta pek kimseyle konuşmayan Ali’nin ise, sınıfta çıkan söylentiye göre, önemli bir becerisi var: Hayvanlarla konuşabiliyor.

Efes, Ceylan’ın her sabah onun için doldurduğu mama kabını bir iki sefer boş bulunca, yemeğine dadanan ve onu aç bırakan canavarı yakalamak için pusu kuruyor. Açgözlü bir canavar beklerken, büyük büyük büyük dedesi de bu kitaplıkta yaşayan Kapkap’la karşılaşınca, şaşırsa da, yemeğini habersiz yediği için ona çok kızıyor. Ama bu ikisi, Kapkap’ın masumane söylediği hazine yalanıyla çarçabuk arkadaş oluveriyor. Kütüphanenin Romalı mimarının, büyük büyük büyük dedesine, önemli bir sırrın yazılı olduğu bir
parşömen teslim ettiğini ve eğer onu bulursa bu değerli hazineyi ona vereceğini söylüyor Kapkap.

Efes, Selsus Kitaplığı’ndan Efes Antik Tiyatrosu’na giden gizli geçitte tuhaf bir yarıkta mahsur kalınca, Kapkap günlerce onu arıyor. Çok yavaş hareket edebildiği için, ancak çöp şiş lokantasının köpeği Çelimsiz’in yardımıyla buluyor onu. Bu sefer de onu yarıktan çıkarmak için Ceylan’ın yardımına ihtiyaçları var. Ama Ceylan’ın kafası, Efes Antik Tiyatrosu’ndaki konsere Ali’yi nasıl davet edeceğiyle o kadar meşgul ki!

Efes’in tuhaf yarıkta bulduğu iskeletler ve gizemli anahtar, Çelimsiz’in Ceylan’ın dikkatini çekmek için yaptığı türlü hokkabazlıklar, Ali’yle Ceylan’ın yakınlaşması… Bir kitap arkeoloğuna bu heyecanlı serüvenin sürprizlerini açık etmemek gerek. Ama kitabın sonunda “Son” yazsa da, bunun Selsus Kitaplığı’ndaki serüvenlerin son kitabı olmadığı müjdesini vermekte de sakınca yok.

Kayıp Kitaplıktaki İskelet
Aytül Akal – Mavisel Yener
Resimleyen: Saadet Ceylan
Tudem Yayınları / 208 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1 Comment

Yorum yaz