İyi Kitap

Dikkat çocuk var!

Dikkat çocuk var!

Eraslan SAĞLAM

O2 Yayınları’ndan çıkan Ezop Masalları serisi, bu ünlü masalları yeni bir yorumla sunma ve ekteki DVD’lerle çocuk tiyatrosu formatında zenginleştirme iddiası taşıyor. Çabanın niyeti bir yana, çocuk kitapları yayıncılığında “olmaması gereken” hataları Eraslan Sağlam dikkatli bir gözle değerlendirdi.

Ezop masalları, Ezop tarafından anlatılan fabllardır. Hayvanlar arasındaki ilişkiden yola çıkar Ezop ve bunu insan ilişkilerine uyarlar. Fablların anlatımındaki temel amaç ise etik değerlere dikkat çekmektir. 2500 yıldır dilden dile titreşmiş bu masallar neredeyse hepimizin çocukluğunu süslemiştir. Bu masallarla ilk erdemler kulağımıza fısıldanırken, doğaya, hayvanlara başka türlü bakmayı öğrenmişizdir.

Bu anlamda hâlâ bakirdir Ezop’un masalları. Dolayısıyla bu tür bakir alanlara girmek, beraberinde büyük bir “destur” gerektirir.

Bu alana O2 Yayınevi tarafından girildi. Önce memnuniyetle karşıladım Ezop masallarının çocuklarımıza ulaşabileceği fikrini. Yayınevinden çıkan Çiftçi, Oğlu ve Eşekleri, Tavşan ile Kaplumbağa, Yüklü Eşek ile At ve Kurt ile Köpek masallarını okudum. Ardından da ekteki DVD’sinden bu masalların “çocuk tiyatrosu” haline nasıl getirildiğini gördüm.

Kitabın arka kapağında bu masalların –tabii ki– Ezop’a ait olduğu ve 2500 yıldır mevcudiyetini sürdürdüğü yazıyor. Fakat Ezop’un masallarının yazarı olarak kitabın üzerinde Haldun Açıksözlü adı geçiyor. Belki masalların sonraki baskılarında bu “talihsiz ve tarihi hata” düzeltilir; Haldun Açıksözlü yazan değil de hazırlayan olarak adlandırılır. Çünkü mesele sözlü bir geleneği yazılı hale getirmekse, onu da MÖ 4. yüzyılda Demetrios yapmış.

Haldun Açıksözlü, masalların sunumunda yer alan yazısında, “klasik masalları yeniden yorumladıklarını” söylüyor. Büyük bir dikkatle, zaten fabl olması itibariyle nicelik açısından hacimsiz olan masalları okuduğumda, yeniden yorumlamayla karşılaşmadım. Şayet yorumlama olarak masalların sonunda yer alan kıssadan hisse bölümünden bahsediliyorsa, bu bölüm masalların inceliğini altüst eden bir didaktizm yaratmış. Çocuğun hayal gücü bu kuru anlatımla yerle yeksan oluyor. Hatta zaman zaman yanlış pedagojik önermeler de oluşabiliyor.

Bunun en iyi örneği ise Kurt ile Köpek masalında karşımıza çıkıyor. Bir özgürlük masalı bu. Aç kurt ile tok köpek ormanda karşılaşıyor. Köpek kurda bir ailenin yanında, onların korumalığını yapmasını öneriyor. Bunu kabul eden kurt, köpeğin boynundaki tasma izlerini fark ediyor. Özgürlüğünden vazgeçmek istemediği için de ormanda kendi başına avlanmayı tercih ediyor. Yani tasmasızlığı… Bakın bu fabl kitapta nasıl sona eriyor:“Eeee çocuklar gördünüz işte; kurt gibi özgürlüğü seçerseniz, aç kalmayı göze alacaksınız. Yok, zincire vurulup köpek gibi olacaksanız, her zaman karnınız doyar, hiç aç kalmazsınız. Ama unutmayın,
zincir boynunuzda hep yara yapar.”

Çikolatadan evler, şekerlemeler, pastalar hayal eden çocuklarımız herhalde bu durumda özgürlük yerine zincire vurulmayı tercih edeceklerdir. Dünyada hem tutsak hem de aç olarak ölen çocuklardan bahsetmiyorum bile!

Bu tip tematik ve pedagojik hatalardan daha bol oranda dilsel hatalarla dolu seri. Bir sayfada kullanılan zaman kiplerinin çeşitliliği şaşırtıcı. Geniş zamanla başlayan bir paragrafı, -di’li geçmiş zaman izlerken, oradan da şimdiki zamana geçiliyor. Bir anlamı var mı diye çabalıyorum ama beyhude. Bir de siz bakın: “Kurtun kendine baktığını fark eden köpek, onun halini fark eder ve bulunduğu yerden, alaylı bir şekilde; ‘Ne bakıyorsun baygın kurt?’ demiş.”

Kurt sözcüğü ek alınca “kurtun” değil, “kurdun” olur türü düzeltmelere, dahi anlamındaki de/da’ların ayrı yazılması gerektiğine, bunun gibi binlerce redaksiyon hatasına, hatta hiç redakte edilmeme durumuna, bunların örneklerine girmeyeceğim. Ama çocuk yayıncılığında böyle hataların olmaması gerektiği çok açık.

Bir de kitapların sonlarına ekli DVD’ler var. Hepsini sabırla izledim. Açıksözlü’nün giriş yazısında üstünde durduğu, “çağımızın görsel bir çağ” olmasının, “eğitim ve öğretimin mutlaka görsel malzemelerle beslenme zorunluluğu”nun izlerini aradım. En azından bu DVD’leri yapmasalardı, işi çocukların hayal gücüne bıraksalardı diye düşündüm. Çünkü kitapların bence en iyi tarafı resimleri. Rıfat Batur’un ellerine sağlık. Ama DVD’ye gerek yoktu. Resimler kâfi!

Çiftçi, Oğlu ve Eşekleri DVD’si “Söylediklerimi Yap, Yaptıklarımı Yapma” adlı bir oyunla başlıyor ve aynı tek düzelikteki başka bir oyunla devam ediyor: “Söylediklerimi Yapma, Yaptıklarımı Yap”. 7,5 dakika boyunca üç oyuncu bu oyunu oynatıyor. Bu oyunun masalla ilgisini gerçekten anlayamadım. Oyunu kısaca tarif edeyim: Elinizi şaklatıp çocuğunuza kafanı kaşı deyin. Çocuğunuzun önce kafasını kaşıması, sonra da kaşımaması gerekiyor.

Eğer mesele filmdeki minütajı tutturmak değilse, eğer bu dizi salt ticari bir amaç taşımıyorsa, yayınevi yetkililerinden daha özenli çalışmalar beklediğimizi belirtmek zorundayız.

Çiftçi, Oğlu ve Eşekleri Bizim Ezop Masalları
Haldun Açıksözlü
Resimleyen: Rıfat Batur
O2 Yayıncılık / 16 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz