İyi Kitap

Dünyayı dile çeviren deneme

Dünyayı dile çeviren deneme

Behçet ÇELİK

Usta denemeci Nermi Uygur, Denemeci adlı kitabında bu sefer deneme türü üzerine yazılmış bir kitapla karşımız çıkıyor. Bir tür olarak denemeyi gene denemelerle sorgulayan yazar, kendimizi ve dünyayı anlayabilmek için dilin nasıl zengin imkânlar sunduğunu da somut örnekleriyle gösteriyor.

Sadece edebi türler arasında değil, bilim ve felsefenin yanında da denemenin kendine yer bulmakta zorlandığından söz ediyor Nermi Uygur Denemeci adlı kitabında. Bir tür olarak deneme hakkındaki farklı görüşlerin ortaya konup değerlendirildiği bu deneme yapısıyla da denemeye ilişkin önemli noktaları gözlerimizin önüne seriyor. Denemenin ayırt edici niteliklerinden biri, yazarın çoğu zaman söyleyeceklerini baştan belirlememiş olması, yazı boyunca düşünmesi ve bu düşünme sürecini de bizimle paylaşmasıdır.

Bu deneme boyunca Nermi Uygur da böyle yapıyor. Deneme türünün başka uğraş alanlarıyla ilgilenenler tarafından nasıl değerlendirildiğini aktarıyor. Başka edebi türlerde yazıp çizenlerin, öykücülerin, romancıların yanı sıra, felsefecilerin ve bilim insanlarının da denemeyi neden kendi alanlarında görmediklerini onların düşünce sistemleri ve savları üzerinden tartışıyor. Haklı oldukları noktalarda haklarını veriyor, ama bir yandan da onların kendi uğraş alanlarına özgü olduğunu savundukları özelliklerin deneme için de geçerli olduğunun altını çiziyor. Yazı boyunca deneme edebiyat mıdır, felsefe midir, yoksa bilimin alanına mı girer konulu bir tartışmayı izliyoruz adeta. Denemesini safını baştan belirlemiş bir üslupla kaleme almadığı için Uygur’un konuyu nesnel bir biçimde tartıştığı iddia edilebilir, ancak denemecilerin çoğu gibi Uygur da yazı boyunca kendi kişisel duygu ve düşüncelerini paylaşmaktan çekinmiyor. Böylece tür olarak denemeyi nerede değerlendireceğimiz konusunda kavramsal, tanımlanabilir bir sonuca varamasak da, deneme yazarının mutlak anlamda nesnel bir bilgi peşinde
olmadığını, bir yandan da kendi öznel değerlendirmelerini ve kişisel yaşantılarını da bir bilgi alanı olarak değerlendirdiğini anlıyoruz.

Tanımlar, kavramlar kesinlik arayışındadır; oysa Uygur’un yazısı sürekli olarak tanımlardan, kavramlardan kaçan bir kayganlık hissi uyandırarak ilerliyor. Dikkat etmediğimiz takdirde, farklı görüşlerin çatıştığını, bir an hak verdiğimiz görüşlerin bir iki paragraf sonra o kadar da haklı görünmediğini fark ettiğimizde, denemenin nasıl bir şey olduğuna ilişkin bir sonuca ulaşamayacağımızı sanabiliriz. Oysa deneme tam da böyle bir tür; daha doğrusu, ancak yazının bütününü ele aldığımızda, kavramlar, kesin tanımlamalarla değil de, biraz da sezgilerimizin yardımıyla ne olduğunu anlayabileceğimiz bir şey. Belki de bu nedenle deneme felsefeden, bilimden çok edebiyatın alanında. Edebiyatta da kavramlardan çok, yaşantılar, sezgiler elimizden tutar; ne anlatıldığından çok nasıl anlatıldığı önemlidir. Bu nedenle, denemenin ne olduğuna ilişkin bir ansiklopedi maddesinden daha çok bilgiyi, bu konuda kaleme alınmış bir denemeden edinebiliriz.

“DENEME” NE İŞE YARAR?
Nermi Uygur, “Romansız Yaşayamam” başlıklı denemesinde, hayatında romanın nelere karşılık geldiğini tartışırken de denemeden yararlanıyor; okuduğu romanların “varoluşunun bilincini artırdığını,” “evrendeki yönelişlerini esinleyen bir deneme” olduğunu vurguluyor. Romanlara duyduğumuz gereksinimi çok net biçimde ifade ediyor: “Nasıl yaşayacağımızı her birimiz kendimiz bulmak zorundayız. İşte bu güç ama kaçınılmaz arayışta romancıların yardımını göremezsek ne olur sonumuz?” Bu soruyu denemeciler bağlamında da sorabiliriz.

İnsan bir yandan yaşamını sürdürürken bir yandan da yaşamıyla ilgili sorulara yanıt arar; bir kez düşünüp kesin sonuçlara ulaşacağımız sorular değildir bunlar. Devam eden bir süreç söz konusudur. Eski sorulara yeni yanıtlar bulmamız gerektiği gibi, sürekli olarak yeni sorular çıkar önümüze. Deneme bize asla formüller, yapılması gerekenler ve gerekmeyenler sunmaz. Bize bazı soruların yanıtlarını göstermekle yetinir; bunu da yanıta ulaşma sürecinin aşamalarını göstererek yapar, bu süreçte kimi zaman yanıtın öneminin yittiğini, aslolanın yanıt değil, yanıt bulmak için yürünen yol olduğunu hatırlatır.

Bütün bunları dil aracılığıyla yapar deneme. Uygur’un roman için söyledikleri deneme için de geçerli: “Dile çevirmek ister dünyayı.” Nermi Uygur’un denemeleri bize sadece yaşama sanatı konusunda elini uzatmıyor, onun Türkçesi bize kendimizi ve düşüncelerimizi ifade edebilmek, kendimizi ve dünyayı anlayabilmek için dilin nasıl zengin imkânlar sunduğunu da somut örnekleriyle gösteriyor.

Denemeci
Nermi Uygur
Yapı Kredi Yayınları
112 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz