İyi Kitap

Ruhlara fısıldayan kız

Ruhlara fısıldayan kız

Yankı ENKİ

Toplam 12 kitaplık “Ucubeler Sirki” serisinde korku edebiyatına manevi bir soluk üfleyen ve kalpleri olan vampirler yaratan Darren Shan, yeni kitabı Koyasan’da, ölüm ile yaşamın aslında aynı gerçeğin iki yüzü olduğunu anlatıyor ve okurları korkularıyla yüzleşmeye davet ediyor.

Ölüm ve yaşamın birbirinden siyah ve beyaz gibi net biçimde ayrılan kavramlar olmadığını, bazen kuşaklardır okunan edebi klasikler, bazen de Darren Shan’ın Koyasan’ı gibi küçük ama derin kitaplar anlatır bize. Ölüm başlı başına bir korku temasıdır edebiyatta. Ölümle yaşamın iç içe geçtiği öykülerde, taraflardan biri diğerinin alanına ne kadar çok kayar, kesişim kümesi ne kadar çok genişlerse, korkumuzun derinliğinin de artması beklenir. Bu kesişimde doğaüstü yaratıkları, hayaletleri, ruhları, mezarlıkları konu edinen öyküler ve romanlar çoğunlukla korku edebiyatının sert, gergin yüzünü gösterir bize.

Hâlbuki Koyasan gibi, ölüm ve yaşam ilişkisinin naif, içten, hakiki yanını anlatmayı başarabilen metinler çoğaldıkça ve okurlar daha küçük yaşlarda böyle kitaplarla karşılaştıkça, yeni bir sayfa açılıyor korku edebiyatı adına. Bir mezarlık öyküsünü Darren Shan’ın kaleminden okuyunca, ölümün karşısında yaşam da naifleşiyor, içtenleşiyor ve hakikileşiyor. Bugüne kadar hayaleti bol, ruhların cirit attığı, büyücülerin, cadıların hüküm sürdüğü dünyaların öykülerini belki çok okumuşsunuzdur, ancak Koyasan’da Darren Shan’ın yapabildiğini başaran bir yazara belki rastlamamışsınızdır.

RUHLARLA MÜCADELE
Ruhlarla mücadeleye girişilen ve büyük kısmı mezarlıkta geçen bir kitap okuma niyeti olanların belki de ilk tercihi olması gereken Koyasan, kitaba adını veren kahramanımızın korkularıyla yüzleşme öyküsünü anlatıyor.

Koyasan’ın yaşadığı köyde bir dere, derenin üzerinde bir köprü, köprünün öte yanında da bir mezarlık var. Çocuklar gündüzleri köprünün öte tarafında oyun oynuyor, ama Koyasan köprüye yaklaşamıyor bile. Bütün arkadaşları orada oynarken, Koyasan onları uzaktan izlemekle yetiniyor, ta ki küçük kardeşi bir gün mezarlığa doğru koşup geri gelmeyene kadar.

İşte bu noktada başlıyor Koyasan’ın korkularıyla yüzleşme öyküsü. Söz konusu köprüye o da bir şekilde adım atacak, bunu başından beri tahmin etmekle kalmıyor, aynı zamanda istiyoruz da. Ancak köprünün ötesindeki mezarlıkta onu ve bizi neler bekliyor bilmiyoruz.

Bilinmeyenin korkusu yaş tanımıyor. Ne kadar büyüsek de, görüyoruz ki, korku dediğimiz duygu çocuk-yetişkin ayrımı yapmıyor. Şimşek çaktığında anlık da olsa korkuyoruz hâlâ; karanlıkta tekinsiz düşüncelerle başbaşa kalıyoruz. Bütün korkularımızın yanında ölüm apayrı bir korku kaynağı. İşte Darren Shan’ın bahsettiği köprü, belki de inşa etmekte ne kadar geciktiğimizi hatırladığımız bir köprü. O yüzden Koyasan, belki genç okurları hedefler gibi gözükse de, korkularıyla yüzleşmekte, bilinmeyeni benimsemekte ve hatta kucaklamakta, ölümü ve ölümden sonraki yaşamı korkularından bağımsız olarak hayal etmekte geç kaldığını fark edecek yetişkin okurların da asla unutamayacağı bir kitaba dönüşüyor.

ÖLÜMÜN TADINI ÇIKARMAK…
Ruhun olmadığı bir beden, bedeni olmayan ruhlar mümkün olabilir mi? Yaşam kadar ölümün de tadı çıkarılabilir mi? Ölümün yaşamla aynı şey olduğu fark edilebilir mi? Bu kesişim kümesi daha da genişler ve siyah-beyaz ayrımlar ortadan kalkabilir mi?

İşte Koyasan köprünün diğer tarafında bu soruların yanıtını buluyor. Biz de Koyasan’la birlikte kendi köprülerimizden geçiyor, yanıtını bilmediğimiz ve hatta dillendirmeye bile çekindiğimiz soruları kendimize sormaya başlıyoruz.

Koyasan’a yol gösteren ve belli ki onun geçtiği yoldan daha önce geçmiş olan İtako, “Korkak insan, korkusunun onu mahvedeceğini gördüğü halde hiçbir şey yapmayandır,” diyor. İşte böyle kuruyor köprülerini Koyasan. Kardeşini mezarlıktaki ruhlara kaptırınca, artık onun da bir şeyler yapması kaçınılmaz hale geliyor. Öykü aslında burada başlıyor demiştik. Koyasan ölümle yaşamın nasıl olup da bir madalyonun iki yüzü olduğunu, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını ruhlara fısıldayarak gösterirken, yazar Darren Shan da okuru biz yaşayanların ruhlarına fısıldayan bir kitapla başbaşa bırakıyor. Hayalet öykülerinin her zaman dehşetli çığlıkların öyküsünü anlatmak zorunda olmadığını, bazen hayaletlerin, korktuğumuz varlıkların, bilinmeyenin dilinden konuşmanın da öyküsünü anlatabileceğini, bu küçük kitap kanıtlıyor bize.

Koyasan
Darren Shan
Çeviren: Arif Cem Ünver
Tudem Yayınları
88 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1980’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi bölümünü bitirdikten sonra aynı üniversitede Kültürel İncelemeler yüksek lisans programında Gotik edebiyat üzerine hazırladığı teziyle master derecesini aldı. Gotik ve fantastik edebiyat hakkındaki yazıları Virgül, Özgür Edebiyat, Patika, Parşömen, Roman Kahramanları gibi dergilerde yayımlandı. Çeşitli yayınevlerinde editörlük ve yayın yönetmenliği yaptı. İyi Kitap, Sabitfikir, Remzi Kitap Gazetesi ve 221B gibi dergilerde yazarlık yapmaya devam ediyor.

Yorum yaz