İyi Kitap

Sinemanın başlangıcına yolculuk…

Martin Scorsese’in çektiği, beş dalda Oscar kazanan Hugo filmini sevenlere müjdemiz var: Brian
Selznick’in kitabı, Zamanın Efendisi Hugo Cabret ve Buluşu adıyla Artemis Yayınları’ndan çıktı.
Filmi sevdiyseniz kitaba da göz atmanızı öneririz.

Banu BOZDEMİR

Elimde 534 sayfalık bir kitap var, yarısından fazlası siyah beyaz çizimlerden oluşuyor. Resimler karakalem, hatta bazıları iç karartacak denli kara. Çoğu resimler genelden ayrıntıya doğru tekrarlanmış. Çizimlerin kitaptaki öyküyle birebir gittiğini söyleyebiliriz. Yani öykü bir yandan da resimlerle anlatılıyor. O kadar çok, o kadar detaylı çizimler var ki sonuna kadar okumadan bunun sebebini anlamak zor. Ama çizimlerin biraz amatör, karakalem ve karanlık olmasının bir nedeni var! Bu sırrı şimdi size söylemeyeceğim, çünkü söylersem kitabın sonunda açıklanan bir sürprizi bozmuş olurum.

Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm, kitaba adını veren Hugo Cabret’nin zorlu yaşamını anlatıyor. Babasını bir yangında kaybettikten sonra bir tren garındaki saatleri kuran amcasıyla yaşamaya başlayan Hugo’nun herkesten sakladığı büyük bir sırrı var. Amcası çok içen ve çoğu zaman ortalıklarda görünmeyen biri olduğundan Hugo çoğu zaman yalnız ve aç. Garın polisleri de bir yetim olduğunu düşündükleri için peşinde. Onu tutup ait olduğu yere, yani yetişkinlerin gözetiminde olacağı kimsesizler yurduna götürmeye kararlılar. Aslında hırsız değil ama karnını doyurmak için arada sırada süt ve poğaça aşırıyor. Tabii bir de kurmalı mavi fareyi çalıyor. İşte bu esnada hayatının akışını değiştirecek yaşlı adam Georges ve üvey kızı Isabella ile tanışıyor.

GİZEMLER ÇÖZÜLÜYOR
Hugo kötü bir hayat yaşayıp, hayatın sihirli yanlarına inanan çocuklardan. Babasını çok seven, makinelerle arası iyi olan, babasının ona verdiği defterle hayata tutunmaya çalışan bir çocuk. Ama tanıştığı insanlar sayesinde hayatındaki birçok gizem açığa çıkıyor. Mesela garda oyuncak dükkânı olan, katı yürekli Georges amcanın aslında ünlü sinemacı Georges Méliès olduğunu öğreniyoruz. Burada da kitabın ikinci bölümü devreye giriyor. Méliès ustanın hayatının peşindeyiz bu kez de! Yönetmenin “Aya Seyahat” filminden bir kareyi herkes hatırlar zaten. Gözüne füze saplanmış ay görüntüsü bizi hem sinemanın ilk zamanlarına hem de Méliès’nin fantastik dünyasına götürüyor. Ve Kitapta da sıkça tekrarlanıyor bu kare!

Kitabın bu kadar sinematografik olmasının nedeni yazar Selznick’in sinemacı bir aileden geliyor olması. Yıllarca kukla oynatıcısı, sahne tasarımcısı gibi farklı mesleklerde çalışan ABD’li yazarın büyükbabasının kuzeni, David O. Selznick, “Rüzgâr Gibi Geçti” ve “King Kong” gibi filmlerin yapımcısı. David O. Selznick’in babası Lewis J. Selznick ise 1900’lerin başında ABD’de sessiz filmlerin yapımcılığını üstlenmiş. Böyle bir ailede yetişen Selznick de kitapta eski Fransız filmlerinin havasını yakalamaya çalıştığını belirtiyor. Yazar kitabın sonunda, kitapta bahsi geçen filmlerin listesini vermiş. Bu listede Lumière Kardeşler’in 1895’te çektiği, ilk filmlerden, “İstasyona Gelen Tren” ve kitapta hikâyesi anlatılan, sinemanın kurucu yönetmenlerinden Georges Méliès’nin 1902 tarihli “Aya Yolculuk” da bulunuyor. Yazar, hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden kitabının filme uyarlanmasından dolayı büyük heyecan duymuş. Her şeyin sanal olarak ifade bulduğu, teknolojinin hayatımızın her noktasına nüfuz ettiği günümüzde, sinemanın başına bir yolculuk yapmak gerçekte de çok anlamlı.

Tabii kitabı okurken gerçekten de Hugo diye bir çocuk var mıydı, diye merak edenler olabilir. Aslında Hugo diye bir çocuk yok ama Selznick’in aklında hep Méliès’yle ilgili bir kitap yazma fikri varmış. Hatta Gaby Wood’un Edison’s Eve adlı kitabından Méliès’nin bir robot koleksiyonu olduğunu, bu koleksiyonun çürümeye terk edilip sonra da çöpe atıldığını öğrenen yazar, onları çöpten kurtaracak bir çocuk olarak Hugo’yu hayal etmiş… Kitapta o kadar güzel ayrıntılar var ki, Hugo’nun hayatıyla Méliès’nin hayatı o kadar güzel birleşiyor ki, keşke gerçekte de böyle olsa diye düşünüyorsunuz. Yani büyükler sihir yapsa, çocuklar ise bu sihri yaşasa keşke!

Zamanın Efendisi Hugo Cabret ve Buluşu
Brian Selznick
Resimleyen: Brian Selznick
Çeviren: Merve Solmaz
Artemis Yayınları, 544 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve “Sevgilim İstanbul” programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan “Rejans Tarihi” ve “Rejans Yemekleri” kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, “Çevremi Seviyorum” adı altında on iki tane “çevreci”, üç tane fantastik çevre temalı toplam 20 adet çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı “Leylalı Haller” yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, ileri haber, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlere ve festivallere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema atölyeleri düzenliyor.

Yorum yaz