Yalnızlık zor, dostluk harika… – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Yalnızlık zor, dostluk harika…

Göknil Genç’in Değirmenci ile Baykuş’u, yalnız bir ihtiyarla bir yaralı kuşun hikâyesini anlatırken,
yaralara da yalnızlığa da iyi gelen dostluk merheminin reçetesini veriyor. Ama unutmayın: İyi bir
dost sahibi olmak için iyi bir insan olmak gerekiyor.

Elif TÜRKÖLMEZ

Baykuşları çok severim. Kahramanlarından biri baykuş olan bir öykü asla sıkıcı, “pöff”letici olamaz. Aksine bilgelik ve derinlik barındırıyordur. İnanırım. Değirmenci ile Baykuş adlı kitabı görünce, “Tamam,” dedim. “Az sonra nefis bir şey okuyacağım.” Gerçekten de öyle oldu.

Değirmenci ile Baykuş Göknil Genç tarafından yazılmış. Kendisi dünyanın en incelikli insanlarından biri olmalı. Dostlukla ilgili böyle bir öykü yazabilmesi bunu gösteriyor. Hadi kitabın sonunu söylemeyeyim, ama “baykuşun gözlerini kırptığı an” gözlerim doldu. Arkadaşları geçtim, etraf sadece “tanış”larla doluyken, insanın, onu gerçekten anlayan, koşulsuz seven bir dostu olması ne kadar önemli!

Vaqar Aqaei’nin de ellerine sağlık. Kitabı o resimlemiş. O kadar beğendim ki “şaşkın baykuş” çizimi, sayfa 21’in renkli fotokopisi olarak artık duvarımda. Baktıkça neşem yerine geliyor. Ayrıca Türkçe yayımlanan bir kitabın bazı resimlerinde, kendi dili olan Fransızcayı kullanması ne hoş bir ayrıntı! Yazılanlara baktım ama tam olarak ne yazdığını anlayamadım. Acaba Aqaei’nin sevdiği bir öyküden cümleler mi? Böylesi de güzel. Meraklı çocukların yeni bir dil öğrenmesinde ilk adım olabilir.

Değirmenci, masmavi sularla çevrili bir adada yaşıyor. Zaten tenha olan adanın en tenha yerinde. Arka taraftaki değirmeninde. Yalnız başına. Halinden memnun memnun olmasına da, tek eksiği
bir dost. Her akşam karşı taraftaki deniz fenerine bakıp iç çekiyor. “Keşke bir deniz fenerinde yaşasaydım. Işıklarıyla aydınlansaydım. Burası çok karanlık,” diyor.

Değirmenin kanatlarına mumlar yakan değirmenci, çaresizce deniz fenerini izleyerek, belki birkaç küçük kayık geçer diye yol gözlüyor. Gündüzleriyse, değirmeninde öğüttüğü unları, adanın öbür yanındaki fırına satmak için yollara düşüyor.

Yaz bitiyor. Kış geliyor. Değirmenci üşümeye başlıyor. Bir gün odun almak için odunluğa girdiği sırada, karanlığın içinde bir çift sarı ışık seçiyor. İki küçük sarı ışık yanıp sönüyor. Değirmenci
önce bu ışığın ne olduğunu çıkaramıyor ama çok geçmeden bu ışıkların aslında bir baykuşun gözleri olduğunu anlıyor.

Baykuş yaralı. Değirmencinin odunluğuna sığınmış. İhtiyar değirmenci baykuşun kırık kanadı için hemen bir merhem hazırlıyor. Baykuş, değirmencinin dost olduğunu anlıyor ve hiç korkmadan merhem sürmesine izin veriyor. Gel zaman git zaman, değirmenci ile baykuş birbirine alışıyor. Aynı odada yaşıyor, dışarıda yağan karı sıcacık odada birlikte izliyor, öğüttükleri tahıldan yaptıkları unları, birlikte adanın öbür yanındaki fırına satmaya götürüyorlar.

Kış bitiyor, baykuş iyileşiyor. Veda vakti geliyor. Değirmenci, dost olduğu bu kuşun gidecek olmasına çok üzülüyor ama elinden bir şey gelmiyor. O özgür bir kuş ve yeri engin gökler.
Baykuş göklere, değirmenci değirmenine geri dönüyor. Yine un öğütmeye, kitap okumaya ve deniz fenerinin ışıklarına bakıp “Keşke bir dostum olsa,” demeye devam ediyor.

Bir gün değirmeninin kanadında bir ışık görüyor. Ne olduğunu anlamak için yaklaşınca anlıyor ki dostu baykuş geri dönmüş. Gözlerinin ışığıyla yolunu aydınlatıyor. Adeta, “Deniz fenerinde
yaşamıyorsun diye üzülme, ben senin ışığın olurum. Yalnızsın diye de üzülme, ben senin dostunum,” diyor.

Dostluk dünyanın en güzel şeyi. Yalnız kalmak bazen insanı fena halde hırpalıyor. Yalnız, iyi bir dost sahibi olmak için iyi bir insan olmak gerekiyor. Bu arada bu öyküden de anlayabileceğiniz gibi, hayvanlarla insanlar aslında pekâlâ çok iyi dost olabiliyor. Yeter ki sevmek için kalbinizi açın, içinizi yumuşatın.

Son söz, küçük bir rica. Son yıllarda çocuk kitapları yayıncılığında geldiğimiz nokta sevindirici. Basılan kitap sayısı da, kitapların niteliği de doyurucu. Ancak, pek çoğunda, tıpkı Değirmenci ve Baykuş’ta da olduğu gibi, ilk sayfada “Bu kitap …. aittir” yazıyor. Bu çocukların kitaplarla kurdukları ilişkiyi güçlendirmek bakımından önemli ama kitabı paylaşmak, üzerine bir isim, etiket koymadan herkesinmişçesine paylaşmak da çok önemli. Böyle şeyler çocukken öğreniliyor. Kitapları sevelim ama onların üzerine isim yazıp kütüphaneye kaldırılacak şeyler değil, paylaştıkça çoğalacak hazineler olduğunu bilelim. Bu kitap herkesindir, diyebilelim. Vapurda, bankta bırakalım. Kütüphanelere hediye edelim. Arkadaşlarımızla değiş tokuş yapalım.

Değirmenci ile Baykuş
Göknil Genç
Resimleyen: Vaqar Aqaei
Can Çocuk Yayınları, 36 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz