Yeni bir solukla yayımlanan klasikler… – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Yeni bir solukla yayımlanan klasikler…

Caretta Çocuk Yayınları bizi klasiklerin yenilikçi bir anlayışla hazırlanmış, resimler ve ansiklopedik
bilgilerle bezenmiş yepyeni baskılarıyla tanıştırıyor. Beyaz Diş ve 80 Günde Devriâlem raflardaki
yerini aldı, umarız bu güzel serinin gerisi de gelir.

Yankı ENKİ

Çocukluğumuzda ve gençliğimizde okuduğumuz kitapların arasında bizde en çok iz bırakanlar, bize uzak gibi görünse de yakın olan dünyaların ya da yabancı gibi görünseler de aslında yakından tanıdığımız kahramanların hikâyelerini anlatanlardır. Bu yüzden Caretta Çocuk’un klasikler dizisine başlarken, Jack London’dan Beyaz Diş’i ve Jules Verne’den 80 Günde Devriâlem’i seçmesine hiç şaşırmamak gerekiyor.

Beyaz Diş, Vahşetin Çağrısı ile birlikte Amerikalı yazar Jack London’ın yazdığı en ünlü iki romandan biridir herhalde. Dahası bu iki roman birbirlerini tamamlayan bir öyküyü anlatırlar. London bize, tabiri caizse, aynı madalyonun iki farklı yüzünü gösterir.

Üç yıl arayla yazılmış iki romandan ilki olan Vahşetin Çağrısı romanında, evcilleştirilmiş bir kurt olan Buck’ın içindeki yabani yönün ortaya çıkışı anlatılırken, Beyaz Diş’te yabani bir kurt, daha doğrusu kurt asıllı bir köpek olan kahramanımız Beyaz Diş’in evcilleşmeyle bitecek macerası anlatılır. Kısacası doğa ve kültür, hayvan ve insan karşı karşıya gelir bu iki klasik eserde. Ne var ki “zorlu hayat koşullarının yazarı” diye niteleyebileceğimiz Jack London’ı iyi bir yazar ve bu kitapları da birer klasik yapan özellik, sadece bu zıt kutupların karşılaşmasını değil, aynı zamanda yan
yanalıklarını da anlatmaktaki gerçekçiliğidir.

Diğer önemli klasik eserimiz ise doğa ve uygarlığın çatışmasından ziyade, uzaklara yapacağımız yolculukların bize kattıklarıyla ilgili muhtemelen en sevdiklerimiz arasındadır. Fransız yazar Jules Verne’in, kurduğumuz hayallerde en kalıcı imzası olan yazarlardan biri olduğunu söylersek yanılır mıyız?

Bundan neredeyse yüz elli yıl önce yayımlanan 80 Günde Devriâlem, dünyanın küçük mü yoksa büyük mü olduğu tartışmasıyla açılan bir roman. Tabii ki hızla sanayileşen dünyanın küçüldüğünü ama hayallerin ve yolculukların da sınırsız olabileceğini anlatıyor bize. Bir önemi daha var bu macera klasiğinin. Bir İngiliz beyefendisi olan kahramanımız Phileas Fogg zamana karşı takıntılı bir insan. Neredeyse saniyesine kadar gününü hesaplayan ve ona göre yaşamaya özen gösteren Fogg’un bu eğilimi, hayallerimizle planlarımızın çarpışmasını resmediyor. Tabii burada romanın yazıldığı zamanları da düşünelim ve Jules Verne’in maceranın yanında bilimkurgunun da “babalarından” biri olduğunu hatırlayalım. O zaman, kahramanımız Bay Fogg’u akılcılığını, çılgınlık derecesinde yaşayan bir kesime getirilen eleştirinin vücut bulmuş hali olarak görmek daha kolay olacaktır. Zaten Jules Verne de romanın finalinde bizi yanıltmıyor. Phileas Fogg’un da saniyelerini, saatlerini hesaplarken yanlış yapabileceğini gösteriyor. Hatta bu yanlışlık, romanın çıkış noktasındaki sorun olan dünyanın küçüklüğü meselesinin kaderini son anda değiştiriyor. “Kader” diyoruz, çünkü artık uzak mekânlar nasıl yakınlaşmışsa, Bay Fogg için zaman da o ölçüde genişlemiş gözüküyor. Artık her şeyin planlara bağlı olmadığını, bazen istemediğimiz, hatta özellikle kaçındığımız şeylerin de başımıza gelebileceğini, geldiğinde de dehşete kapılmamamız gerektiğini biliyoruz. Çünkü bazen saniyeleri planlama sayesinde değil de, yanlışlıklar sonucu, hayatımızın aşkına kavuşabiliriz, tıpkı Bay Fogg gibi. Ne de olsa Bay Fogg dünyayı 80 günde dolaşıp ülkesine dönebiliyor, ama saniyelerini, dakikalarını, günlerini yanlış hesapladığı için doğru zamanda dönüyor
evine. Kısacası yanlışlıkla zamanında dönüyor.

Beyaz Diş nasıl ki hem insanlar hem hayvanlar, hem uygarlık hem de vahşilik hakkında bir kitapsa, 80 Günde Devriâlem de göründüğü gibi, hem mekân hem zaman, hem yakındakiler hem de uzaktakiler hakkında macera dolu bir roman. Adı üstünde klasik bu eserler, her zaman her kuşağın elinde olacak ve okunacaklar. Ancak Caretta’nın yaptığı gibi bir kitabın hitap ettiği yaş grubuna yönelik yeniliklerle birlikte yayımlanması o kitaplara taze kan katıyor. Hatta bu yüzden bile söz konusu kitapları tekrar ellerine almak isteyebiliyor. Kitabı uzun zaman önce okumuş yetişkin okurlar. Caretta’nın bu baskısı çok güzel resimlerle süslenmiş, ama sadece bu değil ilgimizi çeken. Bölümlerin aralarına serpiştirilmiş “Bunları Biliyor musunuz?” sayfaları öylesine nokta atışı bilgiler ve ayrıntılarla dolu ki keşke ben de ilk okuyuşumda bu bilgiler ışığında okusaymışım, diye düşünüyor insan.

Örneğin 80 Günde Devriâlem’in bu güzel bölümleri, Türkiye’nin ilk hızlı treniyle ilgili bilgilerden Macellan’ın dünya turuna kadar renkli genel kültür bilgileriyle dolu. Japonya’da geçen bölümlerin
arkasından Japonya ile ilgili bilgiler, bir tren seyahatinin ardından trenlerle ilgili bir bölüm ve tabii ki en sonunda da romanın asıl meselesi olan zamanla ilgili bir bölüm, kitabın çocuklara yönelik zenginleştirici eklemelerinden sadece birkaçı. Örneğin bir gün neden 24 saatten ve bir saat neden 60 dakikadan oluşuyor? Bay Fogg gibi dakik olma isteğimizi neye borçluyuz? Bu bilgileri kitaptaki
gelişmelerle birlikte öğrendiğimizde, bir taşla iki kuş vuruyoruz adeta. Kaçınılmaz olarak coğrafya daha fazla yer kaplıyor bu sayfalarda. Özellikle Hindistan üzerine pek çok farklı konuda kısa ama zengin notlarla dolup taşıyor söz konusu bölümler. Beyaz Diş’te de, yazar Jack London’ın yaşamından kesitler, köpek türleri hakkında ansiklopedik bilgiler ve köpek dövüşlerinin acımasız dünyasıyla ilgili ayrıntılar, Amerikan yerlileri Kızılderililerin farklı kabileleri ve tabii ki özellikle çocukların ilgisini çekecek hayvanlar üstüne bir bölüm de yer alıyor.

Sonuçta hem Beyaz Diş hem de 80 Günde Devriâlem bir çocuk klasikleri dizisine başlamak için biçilmiş kaftan. Jules Verne bir macera klasiği bırakmış geriye. Bir yandan Amerika, Japonya ve Hindistan’ı katedip, bu yolculuğun 80 günde tamamlanıp tamamlanmayacağının heyecanını yaşıyoruz, bir yandan da polisiye bir takibe tanık oluyoruz. Uzaklara yakından bakabiliyoruz Jules Verne rehberliğinde. Jack London’ın kahramanı bir insan değil, ama iyisiyle kötüsüyle insanlar hakkında çok şey yansıtıyor. Usta yazar bir köpeğin maceralarını anlatsa da kendimize dönüp bakmamızı sağlıyor.

Beyaz Diş
Jack London
Çeviren: Neşe Akın Özkan
Caretta Çocuk Yayınları,
104 sayfa

80 Günde Devriâlem
Jules Verne
Çeviren: Neşe Akın Özkan
Caretta Çocuk Yayınları,
120 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1980’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi bölümünü bitirdikten sonra aynı üniversitede Kültürel İncelemeler yüksek lisans programında Gotik edebiyat üzerine hazırladığı teziyle master derecesini aldı. Gotik ve fantastik edebiyat hakkındaki yazıları Virgül, Özgür Edebiyat, Patika, Parşömen, Roman Kahramanları gibi dergilerde yayımlandı. Çeşitli yayınevlerinde editörlük ve yayın yönetmenliği yaptı. İyi Kitap, Sabitfikir, Remzi Kitap Gazetesi ve 221B gibi dergilerde yazarlık yapmaya devam ediyor.

Yorum yaz