İyi Kitap

Cadı olmak istemiyoruuuuum!

Fransız yazar Marie Desplechin’in, Küçük Cadı Yeşil’in cadı olmamak için yaptığı “cadılıklar”ı
anlattığı kitabı, “Çocukların sıradan olmasına izin mi vermeli, yoksa marjinal yanlarını mı
desteklemeli?” sorusu üzerinde düşündürüyor.

Elif TÜRKÖLMEZ

Çocuklar olağanüstü olmayı sevmez. Bu büyüklerin hoşuna giden bir özelliktir. Yetişkinler sıradışı olmaya bayılır. Çocuklarsa, akranlarının yaptıklarına özenir. Kemal hafta sonları basketbol kursuna gidiyorsa Ali de gidecektir. Berna, Sanem’deki etiketlerin aynısından alacaktır. Karakterin oturması için, çocuğun özgün işlerle ilgilenmesi gerektiğini düşünürüz ama onun tüm sosyalleşmesi, akranlarına benzemek üzerine kuruludur. Marjinal çocuklar çoğu kez zorlanır.

Fransız Yazar Marie Desplechin’in Küçük Cadı Yeşil adlı kitabı, işte böyle sıradışı bir çocuk olan Yeşil’in; her akşam patates yenilen, büfesinde mutlu aile fotoğraflarının durduğu, anne baba ve çocuklardan oluşan “normal” bir aile yaşamına özenmesini anlatıyor. Yalnız ortada “küçük” bir sorun var. Yeşil’in olağandışılığında modern zamanlara ait olmayan, açıklaması güç bir şeyler var: Yeşil aslında bir cadı!

Anneannesinden annesine, ondan da kendisine geçen bu cadılık geni, bir yerden bir yere ulaşmak için otomobile binen, istediklerini elde etmek için saatlerce çalışmak zorunda kalan “sıradan” insanlar dünyasında hemen herkes için arzu edilecek bir durumken, Yeşil için korkutucu bir gerçek olmaktan öteye gitmiyor. Annesinin pişirdiği pis kokulu lapalardan, içinde yeşil sıvıların olduğu
şişelerden, kurbağa bacağı, insan gözü gibi malzemelerle hazırlanan iksirlerden nefret ediyor. Yeşil’in istediği tek şey babası Gérard’ı bulmak.

Anneanne Anastabotte ve anne Ursule, iki güçlü kadın figürü. Hayatlarını erkeklerden uzak, kendi ayakları üstünde geçirmeye alışkın. Zaten Yeşil’in annesi Ursule tam da bu yüzden o henüz
minik bir bebekken babasından ayrılmış. Kızının da sağlam karakterli, başarılı bir cadı olmasını istiyor. Sınıfındaki erkeklerden bahsetmesinden, “normal” kızlar gibi pembe etekler giyip bebeklerle oynamasından hoşlanmıyor. Bu yüzden de ona pembe olan hiçbir şey almıyor. Zaten kızımızın isminin Yeşil olmasının sebebi de bu. Rose (Pembe), Violet (Menekşe) gibi kız isimlerinden nefret ettiği için kızının ismini küçük bir sihir yardımıyla “Yeşil”e çeviriyor Ursule.

SEÇİMİ ÇOCUĞA BIRAKIN
Kitabın dediği en önemli şey şu belki de: Çocukların yaşıtları gibi davranmasında bir sakınca yok. Pembe giymeleri karakter gelişimini etkilemez. Onlara ne giymeleri ya da ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine, oldukları gibi davranmalarına izin vermek ve doğru düzgün davranması gerekenin ebeveynler olduğunu hatırlamak gerekiyor. Yani mesele şu: Çocuk bebeklerle oynadığı için değil ama sizden gördüğü yanlış davranışlar yüzünden “cinsiyetçi” olabilir.

Oyuncak seçimi, oyun seçimi, arkadaş seçimi, kitap seçimi tabii ki çok önemli ama yine de çocuğu arkadaşlarından marjinal olma pahasına giydirmek, okutmak da ona yapılacak bir haksızlık. İyisi mi seçimlerinde özgür bırakmak.

Yeşil, her ne kadar cadı olmak istemese de bunu avantaja çevirmeyi bilen bir çocuk. Tek bir isteği var, babasını bulmak. Annesinden daha anlayışlı bir cadı olan büyükannesinden yardım alarak isteğine ulaşıyor. Öte yandan Yeşil’e bu konuda asıl yardım eden, birtakım kurbağa bacağı tozlarının kaynatılması filan değil. İyi bir arkadaş, hatta “iyi bir arkadaş”tan fazlası olan sınıf arkadaşı Soufi.

Kitap bir yandan marjinal olana saygı duyuyor, cadılık gibi “nostaljik” bir olguyu ele alıyor; bir yandan da geleneksel olana, aile, arkadaşlık gibi kurumlara hakkını veriyor. Belki de böylesi güzel.
Ailenin, arkadaşlarının kıymetini bilerek, zevklerimiz, ilgi alanlarımız doğrultusunda yaşamak. Nitekim Yeşil, babasını bulduktan, Soufi’yle de bu hikâye dolayısıyla yakınlaştıktan sonra cadılığı daha çok seviyor, tabir yerindeyse “cadılık yapmayı” bırakıyor. Küçük Cadı Yeşil, Fransa’da çok sevilen bir çocuk kitabı oldu. Övgüler aldı, çocukların elinden düşmedi. Sevimli, “sıradan” bir çocuk olarak tüm çocukların kalbini fethetti. Ama aynı zamanda onları marjinal yanlarına sahip çıkmaları için cesaretlendirdi. Küçük Cadı Yeşil’i okuyacak herkese sıradanlığınızın da sıradışılığınızın da
kıymetini bilin diyorum. Sonuçta ikisi de “siz”siniz.

Küçük Cadı Yeşil
Marie Desplechin
Çeviren: Sibil Çekmen
Tudem Yayınları, 122 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz