İyi Kitap

Büyük Şef Uzun Tüy’ün ardından

Çocuk ve gençlik edebiyatına çok yönlü katkıları ve
eserleriyle hepimizin tanıdığı Bilgin Adalı, çocukların
Bilgin Dede’si, 68 yıllık yaşamına sığdırdığı onca eseri
geride bırakarak geçen ay aramızdan ayrıldı.

Nilay YILMAZ

Safranbolu’da doğan Bilgin Adalı’yı şahsen ya da yapıtlarından tanıyanlar onun da Safranbolu kadar kendine özgü biri olduğunu bilirler. Babasının mesleği sebebiyle çocukluğunda farklı şehirleri dolaşan Adalı’nın yapıtlarında da bu çeşitliliğe rastlanması tesadüfî değildir. Öykü, roman, şiir, tiyatro oyunu ve deneme türlerinin yanı sıra çeviri yapıtları ve belgesel programlarıyla da tanınan Adalı’nın bu çok yönlülüğü, yaptığı mesleklere de yansımış, onun öğretim görevlisi, yazar, çevirmen ve editörlük yapmasına da olanak vermiştir.

Çocukların onu bir yapıtındaki kahramanın adı olan “Bilgin Dede” olarak çağırdıkları, hatta İstanbul’da özel bir tiyatro grubunun oyununda Bilgin Dede rolünde izledikleri bilinse de Bilgin Adalı, içindeki haylazlık ruhunu hiç yitirmeden yaşayabilenlerden, çocuklardan çok çocuk olabilenlerdendir. O yüzden amca, dede, abi olmayı değil de en çok çocuk olmayı bilenlerdendir. Hayvanlardan
doğaya, destanlardan uzaya dair paylaşacağı çok şeyi olan Adalı’nın yapıtlarındaki konu ya da karakterler kim/ ne olursa olsun, o hep öğrenmeyi, merak etmeyi, sahip olunan değerlerin
farkında olup onları korumayı, onlar için mücadele etmeyi anlatmıştır.

HAYVANLAR BAŞROLDE
Karakterleri hayvan olan pek çok eserinden biri olan “Meraklı Karınca” dizisinde, merak ettiği yerlere gitmek için yollara düşen karınca Cimcim, Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgelerine gider; Bursa, Kuş Cenneti, Allianoi, Bergama, İzmir, Efes, Pamukkale, Dalyan, Demre, Antalya gibi tarihi ve doğal güzellikleri olan yerleri, atalarından dinlediği öykülerle büyüyen kırlangıç Kırla’nın ve diğer seyyah arkadaşlarının rehberliğinde gezer. Benekli ve Papi kitapları arkadaşlık ve dostluk üzerinedir; Benekli’de Dalmaçyalıları tanıyan çocuklar, Papi’de papağanlarla tanışırlar. Papi, Adalı’nın ilk okulöncesi dönem kitabı olması açısından da diğer hayvan öykülerinden farklıdır. Hayvanların Abc’sinde ise alfabenin her harfi için seçilmiş hayvanlar, çocuklara şiir dizelerinden
zıplar, koşar, bağırır. Havşan Öyküleri kitabında karşımıza hem havlayıp miyavlayan, hem de insanlar gibi konuşabilen, okuma-yazma bilen, resim yapan ve bilgisayar kullanabilen bir tavşan çıkar. Çeviri yapıtlarında da Adalı’nın hayvanları tercih ettiğini görürüz. Jack London’ın Beyaz Diş’i ve Kenneth Grahame’in Söğütlerdeki Rüzgâr’ında da karakterler yine hayvanlardır. Dünya çocuk edebiyatında önemli yerleri olan bu iki yapıt farklı çevirmenlerce dilimize kazandırılmış olsa bile onları Adalı’nın sözcüklerinden okumak ayrı bir zenginliktir.

TARİH BİLİNCİ
Yapıtlarında ağırlıklı olarak rastlanan bir diğer tema ise tarih bilincidir. Gılgamış, Oğuz Kağan, Dede Korkut, Troya, İlyada, Odeysseia ve Çanakkale Destanı ile çocuklar tarihle çocukça kucaklaşırken, Barış Çocuk ve Atatürk’te Kurtuluş Savaşı bir çocuğun gözünden anlatılır. Tarihi konulara olan eğilimi çeviri yapıtlarındaki tercihlerinde de karşımıza çıkar. Bir başka deyişle, Adalı’nın çevirdiği kitaplarda hayvanlardan sonraki tercihi söylencelerdir. Rodoslu Apollonios’un Argo Gemicilerinin Destanı, çocukları hem Ertuğrul Firkateyn ile hem de bu gemiyi bulmak için yapılan sualtı dalışlarıyla tanıştıran bir yapıttır. Adalı’nın, Sir Thomas Malory’nin Kral Arthur, Merlin ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri isimli yapıtını gençler için uyarlaması da benzer şekilde onun tarihe olan eğiliminin bir başka göstergesidir. Robin Hood uyarlaması da pek çok kaynak içinden yeni bir seçki ve düzenlemeyle Türkçeye kazandırdığı yapıtlar içindedir.

GEÇMİŞ VE GELECEK

Adalı’nın yapıtlarında tarih temasının sadece geçmişi değil, geleceği de kapsadığı dikkat çeker. Zamanda yolculuk olgusuyla birleşen geçmiş ve gelecek, kimi zaman “Zaman Bisikleti”
dizisinde olduğu gibi, tarihöncesi dönemlerde, kimi zaman da uzayın derinliklerinde karşımıza çıkar. Sevdiği insanların isimlerini kurgusal karakterlerde de yaşatmayı seven Adalı’nın,
“Zaman Bisikleti” dizisindeki yolculuklara giderken yanına kızları Yağmur ve Damla’yı aldığını, hep birlikte 100 bin yıl öncesine gittiklerini ve o dönemde yaşayan iki kardeşin yaptığı
buluşlara şahit olduklarını görürüz. O dönemde yaşayan insanların neler yaptıklarına, yaşam biçimlerinin tarih içinde nasıl gelişerek ilerlediğine, “Zaman Bisikleti” dizisinin yanı sıra
“Çatalhöyük” dizisindeki yapıtlarında da rastlarız. Benzer şekilde Aninna’nın Serüvenleri de bizi on bin yıl öncesine taşır. Geçmişini arayan Aninna karakteri ile çocuklar hem göç olgusuyla
hem de klan yaşamıyla tanışırlar. Buzul Çağı, Eşek Klanı ve Tuzlu Su Klanı isimli yapıtlarında da klan yaşamı farklı yönleriyle devam eder. “Atlantis’in Çocukları” dizisinde ise fantastik bir kurgu bağlamında karşımıza çıkan tarih, geçmiş ve gelecek arasında bir köprü rolünü üstlenir. Bu dizide, çevre sorunlarına duyarlı olan Tekin ve arkadaşlarının Atlantis’in bilge yöneticilerinin yardımı ile temiz bir dünya için mücadele etmelerini izleriz.

Adalı’nın çok önem verdiği bilim konusu geçmişe yapılan yolculuklarda hep ön plandadır. Çocuklarla buluştuğunda ve tanıştığında kendini onlara “Büyük Şef Uzun Tüy” olarak tanıtması,
gündelik eşyaları kullanarak onları buluş yapmaları için teşvik etmesi vb. yaklaşımları ile yapıtlarında olduğu kadar söyleşilerinde de çocukları bilimsel düşünmeleri ve yaratıcı olmaları
için teşvik etmesi şaşırtıcı değildir. Bilim ve teknoloji konularının vurgulandığı yapıtlarından bir diğeri Dünyayı Kurtaran Çocuk’ta da bilimselliğin fantastik öğelerle birlikte yer aldığını görürüz. Dinozorlar, uzay gemileri ve masal cüceleriyle birlikte yaşanılan serüvenler, Dünya Artık Daha Güzel’de tekboynuzların gizemli yolculuğu, “Elif ’in Olağanüstü Düşleri” dizisinde Elif ’in düşlerinde geçmişi, bugünü ve yarını yaşaması, Genlerin Şifresi’nde geçmişin rüyalarla anımsanarak geleceği şekillendirmesi, Uzaylılar Geliyor’da ise benzer şekilde, geleceğin ve geçmişin kapılarından geçilmesi Adalı’nın fantastik yaklaşımındaki öğelerden bazılarıdır.

SERÜVENSİZ OLUR MU?..
Yapıtlarında “serüven” olmazsa olmazlardandır. Kitabın konusu eğer zamanda yolculukla yapılandırılmamışsa, o zaman Adalı’nın günümüzde geçen bir olayı mutlaka ya coğrafi bir konumla ya da kültürel bir mirasla ilişkilendirdiği görülür. Gezgin’in kahramanı Ege, Everest’ten Amazon Ormanları’na düşsel bir yolculuk yapar, Sümbüllü Köşk’te Akıntı Burnu’na giden çocukların bir köşkü, Zamana Açılan Kapı’da ise Hasankeyf ’i kurtarma mücadelelerine tanık oluruz. Kariye Hazinesi’nde Can ve arkadaşlarının, İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiği günlerden kalma bir hazinenin peşindeki kaçakçı şebekesiyle, Mezar Soyguncuları’nda ise yine aynı karakterlerin bir kazı alanındaki mezar soyguncularıyla olan serüvenleriyle yol alırız. Bu yolculuklar
her ne kadar günümüzde gerçekleşse, geçmişe yapılmamış olsalar da aslında bizi yine tarihin sayfaları arasında dolaştırırlar. Yani Adalı’nın yapıtlarında tarihten kaçış yoktur. Ve görürüz ki zamanda yolculuk ister geçmişe isterse geleceğe doğru olsun, aslında hep merak etmeyi, sahip olunan değerlerin farkına varmayı, onları sahiplenmeyi ve onlar için mücadele etmeyi anlatmanın bir aracıdır. Her kitabında, tek gerçekliğin içinde yaşadığımız gerçeklik olmadığını, başka bir dünyanın da mümkün olabileceğini sezdirir bize… Belki de söylemek istediklerinin hepsi Kaledibi
Sokağı’nda gizlidir, kimbilir. Adalı’nın otobiyografik romanı olan Kaledibi Sokağı 1950’lerde Antalya’da büyümeye çalışan bir çocuğu anlatır. Belki de hiç büyümeyen o çocuğun neden haylaz olduğunun da öyküsüdür bu.

Onu şahsen tanıyanlar bilirler, bu haylaz çocuk, ağlayıp mızmızlık yapanları ve oyunbozanları hiç sevmezdi. Bir de bir şeyi bilmeden ve araştırmadan konuşanları… Bu fuar, onun şakalarından, şarkılarından, sorularından, eleştirilerinden ve umutlarından mahrum olduğumuz ilk kitap fuarı. O aramızda yok ama oyunlar her şeye rağmen devam ediyor, yaşam da… Okurları ve sevenleri onun sorduğu soruları yanıtsız bırakmayacağı için Büyük Şef Uzun Tüy mutlu… O, 1 Ekim Dünya Çocuk Günü’nde çıktığı zaman yolculuğunda balonlar, çiçekler, tekboynuzlular, masal cüceleri, krallar, kraliçeler, hayvanlar, kâşifler ve mucitler ona eşlik ettiğinde de mutluydu… Çocuklar, siz de mutlu olun, çünkü Büyük Şef Uzun Tüy güzel yaşadı, ardında pek çok güzellik bıraktı. O artık dünyanın bir parçası…

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz