İyi Kitap

Behrengi’nin masalı

Behrengi’nin masalı

Sennur SEZER

Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi, çocuk edebiyatının klasikleşmiş muhalif seslerindendir. Onun masallarında, öykülerinde adalet, eşitlik arzusu en yalın sesiyle çağıldar. Say Yayınları Behrengi kitaplarını Farsça aslından Mehmet Kanar çevirisiyle yayımlıyor.

Şimdi anlatacağım Samed Behrengi’nin masalıdır. Yazılmasa olmazdı. Samed Behrengi, Azeri asıllı bir İranlı öğretmen yazar. 1939’da doğdu. Kitapları pek çok dile çevrildi. Türkiye’de kitapları yayımlandığındaysa artık yaşamıyordu. 29 yaşında Aras Irmağı’nda boğulmuştu.

Behrengi’nin 1968 yılında ölümünü üstünde hep bir kuşku bulutu dolaştı. Yüzerken boğulduğu söylense de kimse inanmadı, çünkü Samed Behrengi yönetime karşıt bir yazardı. Yazdıklarıyla Şahlık düzenini açıkça eleştiriyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Çocuk öykülerinde de çocuklara hayatı anlatmaya çalışıyor; adalet, eşitlik istemeyi, dogmayı sorgulamayı, baskılara direnebilmeyi öğütlüyordu.

BEHRENGİ YENİDEN

Samed Behrengi yazar olduğu kadar bir masal derleyicisiydi de. Derlediği masallardan yola çıkarak yepyeni öyküler yazıyordu. Bu öykülerdeki kişiler kanlı canlı, varlığından şüphe duymayacağınız insanlar; anlattığı olaylar ise hemen her sokağın köşesinde rastlayacağınız olaylardı. Masallar inanılacak ayrıntılar içeriyordu. Bu masallar da yaşamayı, eşitliği, sevgiyi savunuyordu.

Samed Behrengi’nin kitapları Türkiye’de çok sevildi. Değişik kişilerce yeniden yeniden çevrildi, pek çok yayınevince basıldı.12 Eylül’ün ayak sesleri duyulurken başlayan kısıtlamalar çocuk kitaplarını kuşattığında, en çok üstüne gidilen Behrengi’nin kitaplarıydı. Yasak listelerine alınan ilk kitap Küçük Kara Balık’tı.

Ancak yasaklar Behrengi’yi unutturmadı. Değişik biçimlerde sık sık gündeme geldi, mesela1980’li yıllarda “5 Kafadarlar” adlı çocuk tiyatrosu Bir Şeftali Bin Şeftali’yi yeni bir yorumla sahneledi.

Bugünlerde Samed Behrengi’nin kitapları Mehmet Kanar’ın Farçadan çevirisiyle yeniden basılıyor. Basılanlar arasında, yazarın en iyi bilinen kitaplarından, Bir Şeftali Bin Şeftali de var. Bir Şeftali Bin Şeftali emek ve sahiplik konusunu işliyor. İki yoksul çocuk Sahipali ile Pulad pazara götürülürken küfeden düşmüş bir şeftali bulurlar. Paylaşırlar. Sonra da çekirdeğini dikerler. Sulayıp gübrelerler. Sonunda çekirdek küçük bir fidan olur. Çiçek açmaya başlar. Ancak bu fidanın çiçekleri şeftali olamadan dökülür. Fidancık şeftali vermemekte kararlıdır. Çünkü küsmüştür.

Küçük şeftali fidanını küstüren nedir? Şeftali fidanı küsmekte haklı mı? Bütün meyve ağaçları bu şeftali fidanı gibi düşünürse ne olur? Ağaçların küsmesi nasıl engellenebilir?

Böyle binlerce soru filizleniyor okurun zihninde. Emek ile mülkiyet ilişkisini karşılaştırmak ya da tartışmak Samed Behrengi’nin okuru yormadan açtığı pencerelerden biri. Bence Behrengi, meyvelerin ancak yoksul, zengin demeden tüm çocukların sofrasında olacağı günleri düşleyerek yazmış bu öyküyü. İki çocuğun arasındaki dostluk öylesine sahici ki çocuklardan hangisi Behrengi’nin çocukluğu diye düşünülebilir kolayca.

PÜSKÜLLÜ DEVENİN ÖFKESİ

Sevgi Masalı, adından da anlaşılacağı gibi öykü değil. Hem masal hem kimi yerleri yüzünden tanıdık: kendine hayran padişah kızı, bu kıza aşık yoksul delikanlı. Bu masalda silkinip güvercin olan insanlar da var, süt dolu havuzlarda yıkanan kızlar da. Yine de “Masal işte,” diye omuz silkilemiyor, çünkü temelde sözkonusu olan sevgi.

Behrengi’nin bir gün Tahran’da bir sokakta, köyden gelmiş çocuklardan birine rastladı. Babası el arabasıyla sebze, meyve satan bir çocuktu bu. Sizin de çevrenize baktığınızda göreceğiniz çocuklardan biri. Çocuk o sokaktaki bir vitrine bakıyordu. Bir oyuncakçı vitrinine. Gerçeğini aratmayacak güzellikte tavşanlar, kediler, köpekler ve neredeyse gerçek boyutlarda bir deve. Sonra bu çocuğun her gün gelip bu deveyi seyrettiğini fark etti. Çocuk yalnız deveyi seyretmiyor, ayrıca deveyle konuşuyordu da. Üstelik yalnız deveyle değil, vitrindeki bütün oyuncaklarla da selamlaşıyor, dertleşiyordu. Bu çocuğun kendi gibi yoksul, köylü arkadaşları vardı. Onlar da gelip deveyi seyrediyorlardı. Bir gün oyuncakçıdan devenin fiyatını öğrenmek istediler. Oyuncakçı devenin satılık olmadığı yanıtını verdi. İçleri rahat etti. Ama bir gün çocuk deveyle konuşurken, saçları taralı, güzel kokulu, şık giyimli bir kız babasıyla birlikte geldi. Dükkâncı, deveyi kızın babasının otomobiline yükledi.

Bu öyküyü ben güzel anlatamıyorum. Size Behrengi anlatmalı onu. Gözünün kenarından sızan gözyaşını saklamadan. Olanca öfkesiyle. Birden bu öfkenin yalnızca Behrengi’nin öfkesi olmadığını fark edeceksiniz. Deve de öfkelidir satıldığına.

Behrengi Püsküllü Deve’yi anlattığında şehirdeki bütün vitrinler başka gözükecek gözünüze. Bir ayakkabının fiyatını bir sebze satıcının günlük kazancıyla ölçmeyi düşüneceksiniz. Sebze satıcısının oğlunun uzamış saçlarının, kirli yüzünün doğru dürüst bir yerde yaşayamadığı için böyle olduğunu da anlayacaksınız. Neden köyünde kalmayıp babasıyla büyük şehre geldiğini de öğreneceksiniz. Biraz üzüleceksiniz de.

Samed Behrengi insan olmasaydı küçük bir kara balık olurdu. Sürekli soru soran, durduğu yerde durmayan bir küçük kara balık. Alışılmış, herkesin inandığı doğru saydığı kalıplara uymayı reddeden bir isyancı. Durmadan sorular soruyor: “Bu ırmağın sonu nerede?”, “Yaşamak gerçekte nedir, başka türlü yaşamak olası mı?”, “Bu su nereden geliyor buraya?”. Küçük Kara Balık bu soruları sorduğunda, kimileri kızıyor ona ama kimileri de yol gösteriyor. Onu silahlandırıyor. Düşmanlarına karşı birleşen balıkları anlatıyor.

Küçük Kara Balık ya da genç Behrengi, insanların düşmanlarına karşı nasıl birleşemediklerini, neden birbirlerine düştüklerini görmüş. Bu öyküyü çocuklara Küçük Kara Balık’ın ağzından, tam balıkçının torbasına düştüğü sıra anlatmış ki ders olsun. Küçük Kara Balık’ın bir başka küçük balığı kurtarışını da unutmamış.

Masalın aslı şöyle: Tebriz’de 1939’da bir çocuk doğmuş. Adını Samed Behrengi koymuşlar. Okumuş, öğretmen olmuş, masallar derlemiş. Çocuklara dünyayı öğrenin, baskılara boyun eğmeyin, daha güzel bir dünyada yaşamak hakkınız diyen masallar yazmış. Bir gün Aras Irmağı’na yüzmek için girmiş. Orda bir küçük kırmızı balık görmüş ve o balığın peşine takılıp gitmiş. Geride ise her çağda çocuklar okusun diye onlarca masal ve hikâye bırakmış.

Bir Şeftali Bin Şeftali Samed Behrendi Resimleyen: Aysel Yıldırım Çeviren: Mehmet Kanar Say Yayınları, 48 sayfa

Bir Şeftali Bin Şeftali Samed Behrendi Resimleyen: Aysel Yıldırım Çeviren: Mehmet Kanar Say Yayınları, 48 sayfa

Püsküllü Deve Samed Behrendi Resimleyen: Aysel Yıldırım Çeviren: Mehmet Kanar Say Yayınları, 48 sayfa

Püsküllü Deve Samed Behrendi Resimleyen: Aysel Yıldırım Çeviren: Mehmet Kanar Say Yayınları, 48 sayfa

Küçük Kara Balık Samed Behrendi Resimleyen: Aysel Yıldırım Çeviren: Mehmet Kanar Say Yayınları, 48 sayfa

Küçük Kara Balık Samed Behrendi Resimleyen: Aysel Yıldırım Çeviren: Mehmet Kanar Say Yayınları, 48 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz