İyi Kitap

Kim korkar ejderlerden?

Kim korkar ejderlerden?

Tuğba ERİŞ

Yaradılış efsanelerinden şehir efsanelerine renkli bir yelpaze sunduğu Yeryüzünde Binbir Efsane adlı kitabının ardından, Filiz Özdem şimdi de “korku”ya odaklı efsane ve masallarla karşımızda. Üstelik bu masal ve efsaneleri anlatmakla kalmıyor, interaktif bir yöntemle okuru da kitaba katıyor.

Bizden önce de insanlar var mıydı? Nasıl geldiler yeryüzüne? Yeryüzünü kim yaptı? Göller nasıl oluşur? İnsanların yeryüzünde olmadığı bir zaman olmuş mudur? Gök gürültüsü nereden geliyor? Gece niçin karanlık olur? Biz güneşi görüyoruz, güneş de bizi görüyor mu?

Çocukken hepimizin ana babamıza sorduğu ve belki de doyurucu bir yanıt alamadığı daha birçok soru. Öncelikle merakın, dünyayı keşfetme dürtüsünün, dünyayı keşfetmeye başladıkça da yeşeren korkuların ürünü bütün bu sorular. Ne tesadüftür ki ilkçağ insanının da sorduğu sorular bunlara benzerdi. İnsanların, hayvanların, ağaçların, çiçeklerin, güneşin, ayın, yıldızların, fırtınaların, depremlerin nasıl olduğunu merak ederdi ilkçağ insanı.

Bilimin gelişmediği o çağda, açıklayamadığı bu doğa güçlerini de ürettiği mitoslarla anlamaya çalışırdı. Örneğin Yunan mitologyasına göre, Zeus öfkelenince elindeki şimşek demetini yeryüzüne şöyle bir fırlatır ve böylece yıldırım meydana gelirdi; dağa kapatılmış bir canavar kurtulmak için çırpınır ve deprem olurdu vb.

Kültürleri kültür yapan, biraz da bu mitoslardır. Uzakdoğu mitosları, İskandinav mitosları, Aztek, Maya mitosları, ilk Türk destanları… Akdeniz kültürünü şekillendiren de Sümer, Yunan ve Roma mitoslarıdır. Kendimizi, temel dürtülerimizi, kültürümüzü, dünyayı anlamak biraz da bu mitosları okumaktan geçiyor.

Filiz Özdem, bu anlama sürecine katkıda bulunabilecek iki önemli eser kazandırdı bize. Şiirleri, romanları ve çocuk edebiyatı alanındaki ürünleriyle (İyi Kitap okurları Ninem Diş Perisi Oldu kitabıyla tanıştığımız Simay’ı hatırlayacaktır) tanıdığımız Filiz Özdem, Yeni Dünya’dan Eski Dünya’ya bütün yeryüzünde dolaştığı, insanlığın yaratılış efsanelerinden şehir efsanelerine renkli bir yelpaze sunduğu Yeryüzünde Binbir Efsane kitabının ardından ikinci bir efsane kitabıyla daha karşımızda. Bu sefer Ejderler, Ecinniler, Gulyabaniler ve Cümle Yaratık’ta, adından da anlaşılacağı gibi, insanlığın kadim duygularından “korku”ya odaklı efsanelere ve masallara yer veriyor.

Pek çok mücadele ve savaşla, kişisel ve toplumsal hayattaki kahramanlık ve zafer hikâyeleriyle dolu insanlık tarihinin temelinde “korku”nun yattığına işaret ediyor Filiz Özdem. Ne kadar da yerinde bir tespit, değil mi? Ve bunları salt anlatmakla da yetinmiyor, üstüne beraber düşünmeye davet ediyor: “Efsanelerden, masallardan yola çıkarak korkularımız, kimi temel duygu ve algılarımız üzerine birlikte düşünelim mi? Bütün bunları bilmek, kendini bilmek değil mi? Başarı, zulüm, ihanet, intikam, cesaret, vicdan, güven, iyi niyet, kötülük, güç, heves, öfke, hayal kırıklığı, inanç, hırs, sabır… Bize özgü daha neler gezinir efsanelerin, masalların içinde.”

Her hikâyenin sonunda sorduğu sorular, yaptığı çıkarımlarla biz de hem onun sorularını yanıtlayıp hem de verdiğimiz yanıtlardan yeni sorular üretirken buluyoruz kendimizi. Ejderler’in öteki güzel yanı da bu; etkin bir düşünme yöntemi kazandırması. Kitapları ödev hazırlamak ya da kafa dağıtmak için belki çoğunlukla üstünkörü okuyoruz. Okuyoruz, bitiyoruz, rafa kaldırıp yeni kitaplara doğru yola koyuluyoruz. Hızlı okuma teknikleri öğretiliyor, bir haftada iki yüz sayfalık bir romanın özetinin çıkarılması isteniyor ve o büyük sınavlar, sınavlar… “Arada düşünmeye zaman kalıyor mu?” diye sormalıyız bence.

FARKLI KÜLTÜRLER

İlk efsane “Bulut Yiyen”de yüksek bir dağda yapayalnız yaşayan ve can sıkıntısından bütün bulutları yiyerek yeryüzünde kuraklık yaratan canavardan hareketle soruyor Filiz Özdem: “Peki, siz yalnız kaldığınızda neler düşünüyorsunuz? Yalnız kaldığınızda sizi dönüştürecek, geliştirecek; bedeninize ya da ruhunuza iyi gelecek müzik, edebiyat, el sanatları, spor ya da benzeri uğraşlarınız, meraklarınız var mı?” Ya da “Odysseus ve Kykloplar”da, Odysseus’un nice zorlu sınavdan geçtiği uzun yolculuğunu, kahramanın başarma konusundaki kör hırsı üstünden düşündürüyor. Her düştüğümüzde ayağa kalkacak, kaldığımız yerden devam edecek gücümüzün olması için şu fizik yasasını akılda tutmak gerektiğini tatlı bir dille öneriyor: “Sert cisimler bir kuvvete maruz kaldıklarında her zaman kolayca kırılır. Esnek cisimler ise maruz kaldıkları kuvvete yüksek direnç gösterir, esnedikleri için kolay kolay zarar görmez.” Hatta bir Dede Korkut hikâyesi olan “Basat ile Tepegöz”de, “Hayatınızda hiç biri ya da birileri tarafından dışlandınız mı? Bu size neler hissettirdi? Ya da siz birilerini dışladınız mı?” sorularının yanıtlarını gerçekten merak ediyor, duygu ve düşüncelerini yazmak isteyen okurlar için e-posta adresini veriyor.

Ejderler, Ecinniler, Gulyabaniler ve Cümle Yaratık’taki yirmi dört hikâyeyle Kızılderili efsanelerinden İskandinav efsanelerine, Antik Yunan mitologyasından Keloğlan masallarına kadar çok renkli bir masal dünyasında gezinmemizi sağlıyor Filiz Özdem. Yalnızca kendimizi ve kendi kültürümüzü değil, birçok farklı kültürü de tanımamıza; geçmişi, bugünü ve geleceğiyle dünyayı anlamamıza olanak sağlıyor. Yüzyıllar önce insanların neler düşünmüş, neler duymuş, neler hissetmiş olduklarını göstermesi açısından da önemli bu, zira coğrafya neresi olursa olsun insanlığın tattığı duygular ortak. Tarihi biçimlendiren “korku” da bunların başında geliyor.

Aysu Koçak’ın, korkunun karanlık yönünü çok iyi veren resimleriyle görsel bir şölen de vaat eden Ejderler, Ecinniler, Gulyabaniler ve Cümle Yaratık sindire sindire okunmayı hak ediyor.

Ejderler, Ecinniler, Gulyabaniler ve Cümle Yaratık Filiz Özdem Resimleyen: Aysu Koçak Yapı Kredi Yayınları, 144 sayfa

Ejderler, Ecinniler, Gulyabaniler ve Cümle Yaratık Filiz Özdem Resimleyen: Aysu Koçak Yapı Kredi Yayınları, 144 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz