İyi Kitap

Tolstoy’un Alfabe’sinden

Tolstoy’un Alfabe’sinden

Şeref BİLSEL

Büyük yazar Tolstoy’un, Rusya’da okullarda halk çocuklarının okuması için yazdığı “Alfabe” kitabının bir bölümü, Yaşlı Kavak adı altında yayımlandı. Yaklaşık yüz anlatıdan oluşan kitapta sadece masal, fabl, öykü yok; yaşanmış olaylar, bilgilendirici metinler de var.

Çok sayıda roman, öykü kaleme almış olmasına rağmen bizde ve dünya edebiyatında özellikle Savaş ve Barış, Anna Karenina, Diriliş romanlarıyla tarifsiz bir yer edinen büyük yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy’un, “Yayımlandıktan sonra artık ölebilirim,” dediği “Alfabe” kitabı, Rusya’da okullarda halk çocuklarının okuması için yazılmış bir kitap. Kitabın içinde yer alan öykü, masal ve fabllar farklı milletlerin edebiyatlarından seçilmiş ve yazar tarafından yeniden yorumlanmış. Kitabın bir bölümü Yaşlı Kavak adı altında, Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü öğrencileri tarafından dilimize aktarıldı. Kitap, kapağında “ilkgençlik” vurgusunu taşısa da daha çok çocukların ilgisini tatmin edecek bir alanda dolaştığını söylemeliyiz.

KISSADAN HİSSE

Yaklaşık yüz anlatıdan oluşan kitapta sadece masal, fabl, öykü yok; yaşanmış olaylar, bilgilendirici metinler de var. Hayatı pek çok açıdan kuşatan, çocukların dünyasında yığılıp kalmış soru işaretlerinden damlayan merakı gidermeye yönelmiş bir antoloji gibi de okunabiliyor Yaşlı Kavak. Ben en çok, her gün bir biçimde (koşarken, yer değiştirirken, pencereyi açarken vs.) temas ettiğimiz rüzgârın nasıl oluştuğu ve ne işe yaradığı üzerine yazılmış metinleri çok içten, açık ve faydalı buldum. Evet, rüzgârlar olmasaydı yağmurlar nereye yağardı sanıyorsunuz? Bazı metinler birkaç cümlede tamamlanırken, bazıları birkaç sayfa sürebiliyor. Hemen her anlatıda insanı durup düşünmeye iten, dikkatini çekmeye dönük bir uyarıcı taraf var. Dayanışmadan merhamete, acımadan paylaşıma, işgüzarlıktan hırsa pek çok duygu, tutku etrafında kıssadan hisse alacağımız avlulara sokuyor bizi Yaşlı Kavak. Çeviri dili oldukça yalın, tökezlemeyen bir edaya sahip. Belki kitap büyük boy tasarlanıp renkli resimlerle işlenebilirdi.

Hayattan çıkarılan derslerle yüklü bir kitap… Bazen abartılarla (masallar), bazen hakikatlerle (yaşanmış olaylar), bazen de realist ve rasyonalist (bilgilendirici metinler) örneklerle, bir çocuğun gerek insanlara gerekse doğaya açılan penceresini yormadan sağlamlaştıran anlatılar… Çok sıradan sorular, rastlantılar, aslında kendi içinde büyük bir derinlik taşıyabilir. Nereden gelip nereye gittiğimiz, her gün yüzümüzü doldurduğumuz aynanın içinde nelerin olup bittiği; biz dönerken kimlerin gittiği… “Dokunmak ve görmek” mi dediniz? Buyrun kitaba: “Şimdi de temiz bir aynaya bak. Aynanın kap veya pencere olduğunu göreceksin. Çünkü çevrende ne varsa onu gösterecek. Ancak dokununca onun ayna olduğunu düşüneceksin. Bu sefer gözlerin seni aldattı, parmaklarınsa sana doğru olanı bulmanda yardımcı oldu.”

MASALIN ÜLKESİ YOK!

Okuduğumuz kitapta yer alan masalların bazıları, tanıdığımız masalların iskeletlerini anımsatıyor. Dilimize Hoca Nasreddin’in bir fıkrasından deyim olarak katılmış bir anlatı (“kazan doğurdu”), kitapta başka bir olay kurgusu içinde karşımıza çıkabiliyor (“İki Tüccar”, s. 72). Bu durum bize özellikle mizahî unsurlar etrafında çatılmış anlatıların sabit bir coğrafyasının, ikliminin olmadığını, güldürmek isteyen masal ve fabllara pasaport ve vizenin sorulmadığını, görmek isteyenler için gökyüzünün herkese aynı uzaklıkta olduğunu sözcükler üzerinden gösteriyor. Tolstoy bazı hikâyelerde bizi alışkanlığımızın rahat döşeğinde bırakmıyor, uyandırıyor; hatta küçük bir olay etrafında dolaştırarak maskelerimizi indiriyor. Sayfa 104’te “Küçük Balık ve Balıkçı” adını taşıyan kısa bir fabl var, ona kulak verelim bitirirken: “Balıkçı küçük bir balık tutmuş. Küçük balık ona, ‘Balıkçı, beni suya bırak. Görmüyor musun ben çok küçüğüm. Benden sana ne fayda gelir? Ancak beni bırakırsan, kocaman olurum. İşte o zaman yakalarsın. Daha çok kazancın olur,’ demiş. Balıkçıysa küçük balığa bakıp şu yanıtı vermiş: ‘Daha çok kâr edeceğim diye elindeki küçük şansı kaçıran ahmaktır!’”

Sayfa 134’te yer alan “Yangın Köpekleri” adlı metnin finalinde bizi karşılayan cümle, kitaptaki bütün metinlerin ve hayatımızın önsözü gibi… İnsan öyledir bazen, bir cümle okur ve birden büyür saçları!

Yaşlı Kavak Lev Nikolayeviç Tolstoy Resimleyen: Aslı Akyüz Çeviren: Kolektif Evrensel Yayınları, 136 sayfa

Yaşlı Kavak Lev Nikolayeviç Tolstoy Resimleyen: Aslı Akyüz Çeviren: Kolektif Evrensel Yayınları, 136 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz