İyi Kitap

İstanbul’da, Budapeşte’de… Mücadele her yerde!

Elif TÜRKÖLMEZ

Bazı kitaplar zamansızdır. Dönüp dönüp okunur. Ama yine de “bir kitabı okumanın zamanı”ndan söz edeceksek, şimdi Pál Sokağı Çocukları’nı okumanın zamanıdır. Yaklaşık yüz yıl önce Budapeşte’de bir avuç çocuk oynadıkları arsayı savunuyor, bugün gençler parklarını.

O çocuklar için arsa; ova demek, kır demek, bozkır demektir. Çürük tahta perdelerle, göklere yükselen apartmanlarla sınırlanmış küçücük bir toprak parçası, o çocuklar için sonsuzluk ve özgürlük demektir. Pál Sokağı’ndaki o arsada bu gün dört katlı bir apartman yükselmektedir.

Ferenc Molnár

Macar Yazar Ferenc Molnár Pál Sokağı Çocukları’nı yazarken, o güzel çocukların İstanbullu arkadaşlarının, yaklaşık yüz yıl sonra benzer bir deneyimden geçeceğini aklına getirebilir miydi acaba? Molnár getirebilir miydi bilinmez ama biz getiremezdik. 29 Mayıs günü, Gezi Parkı’ndaki ağaçları korumak için parkta nöbet tutmaya gittiğimizde, direnişimizin bu kadar büyüyeceğini tahmin edememiş, hepimizin birer Boka ya da Çele’ye dönüşeceğini kestirememiştik. Bütün bu süreç boyunca parkımızı, ağaçlarımızı, aslında çocuklarımızın geleceğini korumak için, tıpkı Pál Sokağı Çocukları gibi direndik. Diktiğimiz domates fidelerinin yanında kitap okuduk. Biz de kayıplarımıza rağmen kazanabileceğimize olan inancımızı hep koruduk.

Böyle vakitlerde bir şeyler okumak, bir metne konsantre olmak zor, biliyorum. Ama yine de, “Tam bu vakitte ne okumalı?” dese birisi, cevabım Pál Sokağı Çocukları olurdu. Onların yüz yıl önceki deneyimlerinden ilham ve cesaret almak için, umut etmek için ve tabii nefis bir edebi esere gömülerek biraz olsun içe kapanmak için…

HEP BİRLİKTE, OMUZ OMUZA

Pál Sokağı Çocukları Gereb, Vays, Barabas, Çele, Boka ve tabii Nemescek, yoksul insanların yaşadığı Józsefváros’da oyun oynadıkları arsayı korumak, o arsaya bina yaptırmamak için verdikleri mücadele ile yüz yıldır hepimizin kahramanı oldular. Bize birlikte verilen mücadelenin kıymetini, dostluğun güzelliğini, korkunun, yan çizmenin fenalığını, ölümün soğukluğunu anlattılar. Hikâye, bugün hâlâ tazecik…

Pál Sokağı Çocukları, kendi kendilerine oyun oynayan, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, gözüpek çocuklardır. Bir gün, çok sevdikleri arsalarında bilyeleriyle oynarlarken, zengin çocukları Pasztorlar gelip bizimkilerin bilyelerine el koyar. Çocuklar öfkelenir ama sabreder. Ancak bu olayın üzerinden kısa bir zaman geçmeden, kırmızı  gömlekliler adını taktıkları zengin çocukları bu sefer de bizimkilerin bayrağını çalar.

İYİLER KÖTÜLERE KARŞI

Pál Sokağı Çocukları toplanıp karar alır. Zaten onlar her türlü kararı toplanıp, konuşarak alır. Minicik gövdelerinde kocaman kalpleri vardır ve epey bilgedirler. Kırmızı gömleklilerin mekânına gidip bayraklarını geri alırlar. Bunun üzerine çocuklar arasındaki çekişme büyük bir çatışmaya dönüşür.

Kitabın esas meselesi, “iyi çocuklar”ın “kötü çocuklar”a karşı mücadelesi gibi görünse de aslında derinde, çocukların mücadele etme biçimlerini anlatır. Bu yönüyle de yetişkinler için ilham vericidir. Mesela Gereb bir süre sonra kırmızı gömleklilere katılır. Bu Pál Sokağı Çocukları için aşılması güç bir durumdur. İhaneti görür, onunla mücadele etmeyi de öğrenirler. Sonra Nemescek hastalanır. Bu da mücadelenin bir başka boyutu olur.

Çocuklar arsalarını korumak için fikirler geliştirir, tartışır ve bir mücadele başlatır. Bir yandan da yoksulluğun getirdiği türlü zorlukla uğraşırlar. Ve tüm olumsuzluklara rağmen, kırmızı gömleklilerle girdikleri “savaş”ı kazanırlar. Gereb yaptıklarından pişman olur, gelir özür diler, özrü kabul edilir. Her türlü zorluk aşılır da Nemescek’in hastalığıyla mücadele edemezler. Nemescek ölür.

Tüm çocuk kitapları içinde, Nemescek’in ölümü, sanırım en hüzünlü andır. Unutulmaz, aşılmaz. Nemescek’in ölümünün kederi atlatılamamışken, çocuklar arsalarını, bir nevi çocukluklarını da kaybederler. Birden büyürler, hayatın ne kadar zor, acımasız bir yer olduğunu anlarlar.

Pál Sokağı Çocukları, sevenleri için adeta büyülüdür. Nemescek bir kitap kahramanı olmaktan çok arkadaşımız, kardeşimizdir. Pál Sokağı evimiz, çocukların uğrunda savaştığı arsa bizim oyun bahçemizdir.

Bugün Budapeşte’nin Peşte kısmında, çocukları bilye oynarkenki halleriyle gösteren heykelleri biraz hüzünlü, biraz buruk, öylece durur. Yolunuz düşerse Józsefváros’daki bu heykeli muhakkak görün. Kentsel dönüşüme kurban giden mahallede, çocukların uğruna mücadele ettiği arsada yükselen apartmanlar yürek burkucu.

Şimdi, onlardan yüz yıl sonra kendi bahçemize sahip çıkarken hepsini tek tek sevgiyle anıyor, yazar Molnár’a İstanbul’dan, Gezi Parkı’ndan bin selam gönderiyoruz. Her yer Taksim her yer direniş, her yer Pál Sokağı her yer direniş…

Pál Sokağı Çocukları Ferenc Molnár Çeviren: Tarık Demirkan Yapı Kredi Yayınları, 244 sayfa

Pál Sokağı Çocukları Ferenc Molnár Çeviren: Tarık Demirkan Yapı Kredi Yayınları, 244 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz