İyi Kitap

Unutulmuş bir paltonun ardından…

Unutulmuş bir paltonun ardından…

Pelin ÖZER

Yazar, bir okul ziyareti sırasında tanıştığı, Moğolistan’dan sığınmacı olarak gelmiş Misheel adlı kızın ışığından etkilenerek yazmış bu kitabı. Toplumsal, kültürel ve sınıfsal bir öykünün, didaktik olmadan bilgi aktararak da çocukların nefesini kesebileceğini kanıtlayan bir anlatı.

Bazı hikâyelerin esrarengiz bir gücü vardır; kalem erbabı da olsa yazarının yeteneğini, hayalgücünü aşıp onun çok ötesinde bir yerlere gider. Anne babalar, böylesi kitapları çocuklarına okurken kendileri de tekrar tekrar okumanın tadını çıkarıyordur eminim. Ne de olsa artık gayet iyi biliyoruz, güzel bir çocuk kitabı sadece çocuklar için değildir.

Yedi çocuk babası, senarist ve oyuncu Frank Cottrell Boyce’un, 2012’de Guardian Çocuk Edebiyatı Ödülü’ne değer görülen Benim Adım Hiçkimse (The Unforgotten Coat) adlı kitabı, Liverpool’daki Bottle kasabasında bir ilkokulda geçiyor. Moğolistan’dan o kasabaya kaçak olarak gelmiş bir ailenin iki çocuğunun, Chingis Tuul ve kardeşi Nergui ile sınıfta kendilerine “iyi rehber” seçtikleri anlatıcı Julie’nin macerası; toplumsal, kültürel ve sınıfsal bir öykünün, hiç didaktik olmadan bilgi aktararak da çocukların nefesini kesebileceğini kanıtlıyor. Üstelik ardında sadece farklı coğrafyalara değil, tüm yabancılara karşı müthiş bir duyarlılık, hoşgörü, merak, anlayış ve sevgi bırakarak…

Moğol kardeşler, bir yaz günü kalın kürklü paltolarıyla okula geldikleri andan itibaren tüm öğrencilerin ilgi odağı oluyorlar. İlk gün, sınıfta öğretmenin tüm uyarılarına rağmen kardeşini ait olduğu sınıfa göndermeyen ve onun başlığını çıkarmayı reddeden Chingis, tüm sınıfı adeta bir Moğol masalının içine yerleştiriyor. Nergui, kendi dillerinde “hiçkimse” demek. Bunu iblisten kaçmak için zekice bir numara olarak sunan ağabey, aynı zamanda kartallara dair ilk dersi de veriyor sınıfa. Öğretmenin ısrarı karşısında verdiği cevap şöyle: “Kartalınızın sakin olmasını istediğinizde ne yaparsınız? (…) Tabii ki gözlerini bir başlıkla kapatırsınız. Uçup avlanmasını istediğinizdeyse başlığı çıkarırsınız. Kardeşim benim kartalımdır. Başlığı varken yeterince sakindir. Ama başlığı çıkarılınca ne yapar bilemem.”

Chingis, mucizevi paltosunun cebinden çıkardığı demode bir şipşak fotoğraf makinesinden, doğup büyüdüğü uçsuz bucaksız bozkırların fotoğraflarını gösterir Julie’ye ve kültürlerine dair her biri şaşırtıcı yepyeni hikâyelerle onu büyüler. Julie’nin dünyası bir anda değişir; umutsuzca âşık olduğu Schoky’nin ilgisini çekmek için taklalar atmaktan kurtulur, küçük dünyası Moğol bozkırları gibi sonsuz bir düzleme yayılır. Heyecanla internette araştırmalar yapar, bilmediği bir kültürün sereserpe ayaklarına serilmesinin heyecanını yaşar. Bir yandan da iki kardeşin evlerine ulaşabilmek için her okul çıkışı onların peşine takılmayı ihmal etmez. Ama işte bir yeni bilgi daha: Göçebe ailelerin çocukları her okul çıkışı aynı yoldan direkt eve gitmek zorunda değildir. Onlar her seferinde yön değiştirir, maceracı ve korkusuzdurlar. Ancak onların Batılı iyi rehberi de kasabasının uzmanı olduğundan, yeri geldiğinde onları tehlikelerden koruyup evlerine ulaşmalarını sağlayabilir. Bu yardımın bedelinin onları kaybetmek olduğunu bilmeden elbette.

Bu noktada durup fazla sır vermeden, yazarın oturma izni olmayan göçmenlerin, Batı ülkelerinde daha iyi koşullarda hayatlarını sürdürmek için göze aldıkları zorlukları, bir macera hikâyesinde çözümleyebilme, gerçeği nefes kesen kurguya yerleştirebilme becerisine şapka çıkartalım.

Boyce; bir okul ziyareti sırasında tanıştığı, Moğolistan’dan sığınmacı olarak gelmiş Misheel adlı kızın ışığından etkilenerek, ona ithafen yazmış bu kitabı. Göçmen bürosu ekipleri onu ve ailesini sınırdışı edince, arkadaşları çok öksüz kalmış, en çok da Moğolistan’ın soğuğunu bildiklerinden, onun mantosunu okulda unutmasına üzülmüşler. Carl Hunter ve Clare Heney’nin görsel desteğiyle esşiz fotoğraflarla renklenen bu hikâyenin devamı da muhtemelen gelecek. Zira yazar, Misheel’in Moğolistan’dan öğretmenine telefon ettiğini ve bu görüşmenin de başka bir hikâyenin konusu olduğunu müjdeliyor. Bekleyip göreceğiz.

Benim Adım Hiçkimse Frank Cottrell Boyce Çeviren: Arif Cem Ünver Tudem Yayınları, 120 sayfa

Benim Adım Hiçkimse Frank Cottrell Boyce Çeviren: Arif Cem Ünver Tudem Yayınları, 120 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz