İyi Kitap

Bakışımlar…

Erol BÜYÜKMERİÇ

Geçen ay yayımladığımız, “engellilik” temalı dosya kapsamında Raife Polat, Erol Büyükmeriç’in Doğum Günü Armağanı adlı kitabına dair bir yazı kaleme almıştı. Sevgili Büyükmeriç bu yazıya ayrıntılı bir yanıt verdi. Kendisine teşekkür ediyoruz…

Dergimizi takip edenler hatırlayacaktır, geçen sayıda “Çocuk ve Gençlik Edebiyatında Engellilik” konulu bir dosya yayımladık. Engelliliği ele alan, görünür kılan kitapları tanıtıp değerlendirdik. Yazarlarımızdan Raife Polat, Erol Büyükmeriç’in yazıp Serap Deliorman’ın resimlediği Kaynak Yayınları’ndan çıkan Doğum Günü Armağanı adlı kitabı mercek altına alıp, kitaba dair okuma ve alımlama sürecini, engelliliğin edebiyatta nasıl görünür kılınması gerektiğine dair fikirlerini kaleme aldı. Buna karşılık Erol Büyükmeriç de yazıdaki saptamalara dair kaleme aldığı bir yazıyla kitabın zihinsel tasarımından bizi haberdar ederek kitapla daha fazla yakınlaşmamızı sağladı. Erol Büyükmeriç’e ve Raife Polat’a bu seviyeli edebiyat eleştirisine vesile oldukları için teşekkür ediyor, Büyükmeriç’in yazısına aşağıda yer veriyoruz…

İyi Kitap’ın Şubat 2014 sayısında, Doğum Günü Armağanı kitabıma değgin kaleme alınan, “Engelliliği Anlatmak” adlı yazı ile ilgili fikirlerimi sizle paylaşmak istedim.

Yazıda geçen kimi saptamalarla başlayayım:

“Yazarın bu olağanlaştırma gayretinden dolayı hiçbir şekilde Arda’nın kör olduğu belirtilmemiş. (…..) En büyük ipucu Arda’nın Braille alfabesi ile yazılmış kitaplar okuması. (…..) ancak kitabın sonunda Arda’nın, ‘Anneciğim ben görürüm!’ sözüne dek…”

Bu saptamalara kimi eklemelerim olacak. Çünkü kitabın başından başlayarak okura Arda’nın görme engelli olduğunu sezdirebilecek birçok ipuçları yerleştirdim. Yazıda bu olgu belirtilmiş; ne ki, üstü örtük olarak: “Körlerin dokunma ve ses duyularının gelişkinliğine vurgu yaparak Arda’nın durumunu aktarmaya çalışmış.”

Sözü edilen dokunma ve ses duyularının gelişkinliğine vurgu [yapan] ve okur algı düzeyinin her katmanına seslenen ipuçlarımı biraz açmak istiyorum. Çünkü bu ayrıntılar gözden kaçırılırsa, –yazıda vurgulandığı gibi– öykü soyutlaşır:

1- “Kulaklarım görür benim!” dedi, kıkırdayarak Arda. (s. 5)

2- Öyküde anne, Arda’nın gözü önünde masadan aldığı armağan kutusunu sandalye çekip dolaba koyarken; – “Arda’nın kulakları bir uydu alıcısı gibi takip etti onu.” (s. 7) – “Arda, ‘Kutu fiyonklu mu anneciğim?’ diye sordu, kulaklarını daha da açarak.” (s. 8) Oysa Arda ve anne aynı odadalar ve armağan kutusu Arda’nın gözü önünde…

3- Anne, odanın ortasında duran sandalyeye bir kenara koyarken, “Anneciğim sandalyenin orda olduğunu biliyorum…” der Arda. (s. 9)

4- “En büyük ipucu Arda’nın Braille alfabesi (körler alfabesi) ile yazılmış kitaplar okuması,” denilmiş yazıda. Evet, bu söylemde haklılık payı var. Çünkü dokuz yaşındaki bir çocuğun görme engellilerin kullandığı Brail Alfabesi’ni bilmesi biraz zordur. İşte burada çocuk bu simgesel noktalara kafayı yormalı ve joker kullanmasını bilmeli. Anne, baba, öğretmenine vb. sorular sorarak…

5- “[Arda] sakınarak elini dolabın içine uzattı. Ne ki, boştu elinin gezindiği yer. Şekerlik az ötede duruyordu. ‘A-ah, armağanım yok! Buraya koymuştu oysa… Yoksa biraz daha mı ilerde?” (s. 17)

Bu bölümde –diğer bölümlerde de olduğu gibi– Serap Deliorman’ın olağanüstü güzellikteki resimlemesi metne büyük destek sağlıyor. Arda’nın elleri havayı döven git-gellerle dolaptaki gözde kutuyu arıyor. Oysa resimde pembe kutu bir üst gözde ve Arda’nın tam gözünün önünde…

6- Bu bölümde Arda’nın can yoldaşı Sarman, resimde hemen yanı başında görünüyor. Yine Sarman’ın resimdeki duruşu da bir ipucu olabilir: “Donup kalmıştı sandalyenin üstünde. Acılı bir yüzle, sanki karanlık bir gecenin içinde kalmış biri gibi bakındı çevresine. ‘Sarmancığım, nerdesin? Bir şey oldu mu sana canım?’” (s. 17-18)

Herhangi bir çocuk okur, öykü kahramanı Arda’nın görme engelli olduğunun niçin başta açıkça belirtilmediğini merak edebilir. Bu bakış açısından şunu söyleyebilirim: Çocuklar okuma serüveninde ilerleyip iyi bir okur olduklarında edebiyatın, işte böyle şifreleri kolaycacık çözülen düz metinler olmadığı yargısına kesinlikle varacaklardır.

“Ancak kitabın hedef kitlesi düşünülecek olursa biraz ‘soyut’ kalmış bu yaklaşım. Serap Deliorman kör bir insanın bakışlarını gayet iyi resmetmiş, yine de hedef kitlenin Arda’nın herhangi bir çocuktan farkını anlaması çok güç. Tüm bu olağanlaştıma çabası meselenin üstünü örtmüş ve anlaşılması zor bir hâle getirmiş neredeyse,” deniyor yazıda.

Doğrusu ben öyküdeki olağanlaştırma olarak adlandırılan bu yapı için başka şeyler düşünmüştüm. Doğal ki her okurun aynı algıda olması beklenemez. Dokuz yaş öbeği okurumun algı düzeyinin hiç olmazsa herhangi bir katmanında keşiflerde bulunmasını, çok büyük hazlar tatmasını istemiştim yalnızca…

“Doğum Günü Armağanı belli ki üzerinde epey düşünülerek, emek verilerek yazılmış, resmedilmiş iyi niyetli bir kitap. Yazar da çizer de en başta anlatmaya çalıştığım gibi, bu meselenin yaşamımızın doğal bir parçası olması gerekliliğinden, ‘Ağaç yaşken eğilir,’ diyerek yola çıkmışlar. Ama o ağacın sakat ağaçlarla karşılaşma olasılığı bu kadar düşükken, o sakat ağaçların davranışlarına, yaşamlarına bu kadar uzakken, sezgileri ne kadar güçlü olursa olsun bu anlatım sanki biraz ‘soyut’ kalmış.”

Soyutluk değinini yukarda ipuçları bölümünde ele almıştım. Bu kitabı asıl olarak görme engelli çocuklar için değil; bu olguya değgin diğer çocuklarda ve dahi anne ve babalarda duyarlılık ve eşduyum yaratmak amacıyla kaleme almış olsam da, kitabı görme engelli dokuz–on yaş arası öğrencilere de okudum. Daha ilk sayfalarda parmaklar kalktı… Arda’nın görme engelli olduğunu hemen anlamışlardı… Hiçbir komplekse kapılmadan… İlginçtir, biri bana şunu sordu: “Arda’ya annesi doğum günü armağanı olarak ne almış?”

Sözlerimi bitirirken, Sevgili Ayfer Gürdal’ın Türk Çocuk Edebiyatında Engellilik adlı araştırmasına değgin derginin aynı sayısında Şeref Bilsel’in, “Bugün çocuk edebiyatı zaman içinde, engellinin ‘kusurlu’ olarak algılanmasından büyük ölçüde uzaklaştı. Türk Çocuk Edebiyatında Engellilik gibi eserlerin bu yüzleşmeye daha bir katkısı olacağını düşünüyorum,” söyleminin yüreğimdeki seslerin çevirmeni olduğuna inandığımı söyleyip derginize içten teşekkürlerimi sunarım.

Saydığım, sevdiğim İyi Kitap’ta Doğum Günü Armağanı kitabımın yer alması ne İYİ…

Doğum Günü Armağanı  Erol Büyükmeriç Resimleyen: Serap Deliorman  Kaynak Yayınları, 32 sayfa

Doğum Günü Armağanı
Erol Büyükmeriç Resimleyen: Serap Deliorman
Kaynak Yayınları, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz